1. YAZARLAR

  2. Ahmet Yıldız

  3. Kara Çadır
Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız
Yazarın Tüm Yazıları >

Kara Çadır

A+A-
Çadır Türk kültürünün olmazsa olmazıdır.
Türk Milletinin göçer toplum olmasından dolayı çadır yaşayışında çok önem taşır.
Kara çadır keçi kılından dokunmuş parçalarla kurulan çadırdır.
Yukarda ifade ettiğim gibi eski Türk ailesinin hayatı, genellikle konar göçer bir tarzda geçmekteydi. Bundan dolayı, göçebe Türk ailesinin sabit meskeni bulunmamaktaydı. Onun meskeni, derme çadırlardan ibaretti. Çadırlar da kağnılar, develer ve katırlar üzerinde bir yerden başka bir yere devamlı taşınırdı. Bu çadırlara “çum”, “kapa”, “alaçik” (loçik),4 “yurt” veya “keregü” gibi adlar verilmekteydi. En eski çadır tipine, bakan bölgesindeki Boyarı dağı kaya resimlerinde rast gelinmektedir.
Çadır, en basit şekliyle uçları tepede bir halka (çıngırak) etrafında birleştirilmiş sırıklardan veya açılıp kapanabilen ahşap kafeslerden meydana getirilmekteydi. Sırıkların veya kafeslerin üzeri keçe veya kıl çadırlarla örtülmekteydi. Evdeki konfor, çadırda da vardı. Sıcağa ve soğuğa karşı korunaklı idi. Sökülmesi ve kurulması Türk ailesinin en fazla bir saatini alıyordu. Çadırların renkleri, Türk ailesinin sosyal ve ekonomik durumunu göstermekteydi. Meselâ, beylerin çadırı, ak renkte olmaktaydı.
Çadırın tek kapısı bulunmaktaydı ve o da doğuya açılmaktaydı. Tepesinde de bir duman deliği bulunuyordu. Dolayısıyla, çadırın tam ortasında ısınmada ve yemek pişirmede kullanılan “ocak” yer almaktaydı. Ocakta bir “saç ayağı”, onun üzerinde de yemek pişirilen büyük bir tencere durmaktaydı. Ocağın hemen arkası, ailenin yaşlılarına, reisine ve misafirlere ayrılmaktaydı.
Bu kısma “tör” (baş köşe) adı verilmekteydi. Sedir veya kanepe şeklinde olan tör, çeşitli renk ve desenlerde yapılmış keçeler, halılar, kilimler ve değerli hayvan postlarıyla döşenmekteydi. Tör'ün üst kısmındaki çadır kafeslerine, aile efradına ait silâhlar ile binit ve koşum takımları asılmaktaydı.
Çadırın orta direğinde daima keçeye sarılmış bir kımız tulumu asılı durmaktaydı. Türklerin başlıca içkisi olan kımız, kısrak sütünün deri tulumlarda mayalanması ve arada sırada çalkalanmasıyla yapılmaktaydı.
Çadırın zeminine keçeler, halılar, kilimler ve hayvan postları serilmekteydi. Çadır kapısının sağ tarafında bulunan kısım kadınlara aitti. Burada deri tulumlar, ahşap kaplar, kovalar, yemek tasları ve kepçeler (çömçe), üç ayak (üç yak veya çak), ekmek teknesi ve ibrik (ıvrık) bulunmaktaydı. Çadırların bir köşesine de içinde çeşitli malzemelerin konduğu çuvallar, heybeler ve torbalar yerleştirilmekteydi.*1
Kara Çadır biz Türkler için ayrı önemi vardır. Her ne kadar şimdi yerleşik hayata geçmiş çadırı ruhumuzda yaşatmaktayız. Konya'da Mevlana Türbesi çadır şeklinde tasarlanmıştır.
Camilerde, evlerimizde pencereler kubbemsi ise gubbemsi ise bize hoş gözümüze hoş görünür.
Yine Türk sivil mimarisinde çadır her zaman örnek alınır.
Camiler otağ çadırını andırır. Biz yerleşik hayata geçsekte çadırı yaşayışımızdan atmadık. Türkülerimizde, halımızda, kilimimizde dahası her türlü bizi ifade eden sanat eserimizde muhakkak çadır motifine rastlamaktayız.
Burada eski Dinek Belediye Başkanı Hasan Uysal çok efkarlandığında ağlayarak söylediği “Kara çadır is mi tutar?” aklıma geldi. Başkanın kulağını çınlatarak bu türkünün sözleri ile yazımı bitirelim mi?
Kara çadır is mi tutar
Martin tüfek pas mı tutar
Ağlayalım anam bacım
Elin kızı yas mı tutar
Gitme Yemen'e Yemen'e
Yemen sıcak dayanaman
Tan borusu er vurulur
Sen küçüksün uyanaman
Yemen yolu çukurdandır
Karavana bakırdandır
Zenginimiz bedel verir
Askerimiz fakirdendir
Gitme Yemen'e Yemen'e
Karışı'n toza dumana
Mektubunu sal kardaşım
Bacını koyma gümana
Tarlalarda biter kamış
Uzar gider vermez yemiş
Şol Yemen'de can verenler
Biri Memet biri Memiş
Bu yazı toplam 100 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.