1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. KARAKTER MESELESİ
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

KARAKTER MESELESİ

A+A-

İnsanın bir yaratılış amacı vardır. Yüce Mevlana insanı yaratırken, karakterini de birlikte vermiştir. Yalnız şu inancımız vardır. Her doğan çocuk İslam fıtratı üzerine doğar, daha sonra yaşadığı ortam ve çevreye göre dinini bulur. Sonra ya sapıtır, yada  o dinin daha derinliklerine iner.

Dünya’da ve Türkiye’de böylesi karakter zaafı yaşayan, kendisini inkar eden nice insanlar vardır.

Bakınız size karakter ile ilgili bir   hikaye anlatayım.

Üniversite hocası girdiği sınıfta tahtaya kocaman bir tane  “1” rakamı yazmış ve ;

“Bakın bu karakterdir. Hayatta sahip olabileceğiniz en değerli şeylerdendir…”

Daha sonra ‘1’ in yanına ‘0’ yazmış .

“Bu ise başarıdır. Başarılı bir karakter biri on yapar. Sonra bir ‘0’ daha yazmış…

“Bu tecrübedir. 10 iken

100 olursunuz.

“Sıfırlar böyle uzayıp gidiyor;

Yetenek…

Disiplin…

Sevgi…

Saygı…

Eklenen her yeni ‘0’ ın kişiliği 10 kat artırdığını anlatır hoca…

Sonra eline silgiyi alır. Ve en baştaki ‘1’ siler. Geriye bir sürü  sıfır kalır.

Ve şöyle der:

“Karakteriniz yoksa obürleri hiçtir.”

Dedim ya ülkemizde ve dünya böyleleri vardır.

Kimisi de kendisini tarihçi diye lans eder.

Kimisi geçmişe söver.

Bunlara ne denir bunu da siz bulun.

Ülkemizde sözde bir tarihçi var. Ben buna tarihçi demiyorum. Zaten deli raporu varmış.

Bu deli tarihçi ne diyor?

 Milli Mücadele’ye bile çamur atmaktan çekinmeyen bu kişi, 15 Temmuz için “Milli Mücadele’den katbekat daha üstün milli bir destandır” demiş. 15 Temmuz’a karşı halkın direnişini küçümsemek kimsenin haddine değildir elbette. Ancak Milli mücadeleyle mukayese yapmak, karşılaştırmakta nerden çıktı?

Geçtiğimiz günlerde Ahmet Hakan’ın köşesinde okudum. Kendimde CD’sini  izledim.

Aynı kişi “Keşke Yunan galip gelseydi” diyen adamdır.

Yine aynı  zat-ı muhterem, Mili şairimiz M. Akif Ersoy’a :
“Pezevenk” diye biliyor.

15 Temmuz gibi her kesimin yer aldığı bir demokrasi direnişini böyle ideolojik şablonlara sokmak, 15 Temmuz’un anlamını çığırından çıkarmaktır, tahrif etmektir, ideolojik bir simge durumuna indirmektir.

Hele de Milli Mücadele’yi aşağılaması, Keşke Yunan galip gelseydi diyebilmesi!

İşte Yunan işgali sırasında harita…

 

1-011.jpg

 

Açıklama: Yunan kazansaymış

Haritada Latin harfleriyle ANKARA yazısını ben koydum; yeri belli olsun diye.

Yunan, Ankara yakınlarına kadar işgal etmişti. Hatta Ankara da düşebilir diye Meclis’in Kayseri’ye taşınması kararı bile alınmıştı.

 

Tevhid-i Efkâr muhafazakâr ve vatansever bir gazetedir. Yunan işgali altında bulunan yerleri siyah taramış. “Bu durum devam edemez” diyordu. Yunan ilerleyişinin “yanlarından tehlikeye maruz olduğunu” yazıyordu ki, Sakarya Savaşı Mehmetçiğin Yunan ordusuna “yanlardan” yaptığı taarruzla kazanılacaktı.

MESELA SAKARYA

Arnold Toynbee 1924’te Sakarya’nın “20. yüzyılın en büyük savaşlarından biri”olduğunu yazmıştır. Clair Price, 1923’te yayınladığı kitabında Sakarya Savaşı’nın “tarihi akışı değiştirdiğini”, doğu milletlerine istiklal örneği olduğunu belirtmiş.

O kişinin dediği gibi eğer Yunan kazansaydı, haritada siyah renkle mateme bürünmüş olan yerlerin çok büyük bölümünde bugün Allah korusun,Yunan bayrağı dalgalanacaktı!

Nitekim İngiltere Başbakanı Lloyd George, “Yunanistan artık Sevr’le yetinmez”diyordu!

Dahası, bütün Trakya da Yunanistan’ın işgali altındaydı.

İstanbul ve Çanakkale İngiliz-Fransız işgali altındaydı.

Hangi akıl, hangi vicdan, hangi fikir namusu,hangi karakter  eğer bu topraklara ve bu bayrağa sadakat duyuyorsa, “Keşke Yunan galip gelseydi” diyebilir?!

Milli Ordu Büyük Zafer’i kazanarak 9 Eylül 1922’de İzmir’e girdiğinde Trakya’da Yunan, Çanakkale ve İstanbul’da İngiliz-Fransız işgali devam ediyordu!

Trakya Mudanya Mütarekesi ile İstanbul ve Çanakkale Lozan Antlaşması ile kurtarıldı.

VATAN TÜRKİYE

Mustafa Kemal, Fevzi Çarmak, İsmet İnönü, Kazım Karabekir, bu Milli Mücadele liderleri 40’lı yaşlarda; tümen ve alay kumandanları 30’lu yaşlardaydı.

Zaferden sonra rejim konusunda yollarının ayrılması başka bir konudur ve değişik açılardan bakılabilir.

Milli Mücadele’de hepsi hayatlarını ve dehalarını ortaya koyarak, canlarını dişlerine takarak, 350 bin kilometrekareye düşmüş bir Anadolu parçasından bize hür ve bağımsız 780 bin kilometrekarelik bir vatan bıraktılar. Şimdi içte ve dışta hainler, karaktersizler bunu bile parçalamak için her yolu deniyorlar. Ancak yüce Türk Milleti buna izin  geçmişte olduğu gibi izin vermez ve vermeyecektir de…

Milli Mücadele’yi küçümsemek bilgisizlik değildir, en hafif deyişle körlüktür.

Buna “revizyonist tarihçilik” denilemez; bu tarihçilik türünün bir onuru ve akademik kalitesi vardır.

Milli Mücadele’yi küçümsemek, paslı bir ideolojidir. Cenap Şahabettin “Köhne fikirler paslı çiviler gibidir, çıkarmak zordur” demişti; öyledir ama paslandıkça çürüdükleri de bir gerçektir.

 

Bu yazı toplam 454 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.