1. YAZARLAR

  2. Dilek Bülbül

  3. Kardeşkanı Suyu ve Kan Ağlayan Taş
Dilek Bülbül

Dilek Bülbül

Yazarın Tüm Yazıları >

Kardeşkanı Suyu ve Kan Ağlayan Taş

A+A-

Anadolu’da şifasına inanılan “kardeşkanı suyu” şekil itibariyle bir taşa benzediğinden dolayı çoğunlukla Kerbela olayındaki kan ağlayan taşla karıştırılmaktadır. Ülkemizde yetişmeyen bu bitki ejder kanı, kardeşkanı ağacı ve ejder ağacı olarak da bilinir. Doğu Hint Adaları’nda veya Orta Afrika’da yabani olarak yetişen palmiyeye benzeyen ağacın reçinesidir. Kırmızı renkte, silindir biçiminde ince çubuklar halinde fosilleşmiş şekilde kurumuş ve taş görünümlüdür. İkinci cinsi; aynı görünümde ve Uzak Doğu’daki mercan adalarında bulunur ve denizden çıkarılır. Toplu halde bulunur ve taş parçasına benzer. Yumuşaktır ve kolay kırılır. Aktarlarda satılanı Uzak Doğu’dan getirilen mercan taşlarıdır ve okyanustan çıkarılmaktadır. Kardeşkanı suyu korku ve ruhi bozukluklara, sinirleri yatıştırmaya, nefes darlığına, astıma, kanı durdurmaya, küçük çocukların uykuda sıçramasına, burun kanamalarına ve altını ıslatan çocuklara fayda sağlar. Halk arasında Hz. Hüseyin’in şehit edildiği yerdeki bir taş ile karıştırılmaktadır ve yanlış bir kanı olarak şifasının buradan geldiğine inanılmaktadır. “Kan ağlayan taş” ise Halep şehrinde “Meşhedu'n Nokta” denilen yer, Ehlibeyt âşıklarının ziyaret yeridir. Orada imam Hüseyin'in (a.s) mübarek başının konulduğu bir taş vardır. Taşın üzerine İmam Hüseyin'in mübarek başından kanlar akmış ve Müslümanların o taşa ilgi göstermesine ve korumasına sebep olmuştur. Kerbela'da Tef savaşı bittikten sonra İbn Ziyad tef vakıası esirleriyle birlikte Şam tarafına doğru hareket etti. Fırat nehri boyunca birçok yerden geçtiler. En sonunda Halep'e vardılar. Halep'te adı geçen yere İmam Hüseyin'in mübarek kesik başını koydular. Bir süre orada kaldı. Meşhedu'n Nokta denilen yerin yakınlarda Cevşen dağı diye bir dağ vardır. Rivayet edildiğine göre Şam esirleri ve kafile bu bölgeye vardığında esir olarak bulunan İmam Hüseyin'in ailesi ve kesik başlar o mekâna bırakıldı. İmam Hüseyin'in mübarek kesik başını da nispeten yüksek olan bir taşın üzerine koydular. Taşın üzerine imam Hüseyin'in mübarek başından kan aktı. Buraya damlayan kan Müslümanların ilgisine sebep oldu. Ve o taşı korumaya aldılar. Seyfu'd Devlet El Hemduni, Şam'ı fethettikten sonra bu taşın macerasını ona anlattılar. O da oraya bina yapılmasını emretti. Celalî diyor ki: “Mekke'de Halep tarihini iyi bilen bir yaşlı adamla tanıştım. Adı Şeyh Ammar’dı. Meşhedu'n Nokta'nın tarihini çok iyi bilmekteydi.” Yaşanan olayı özet olarak şöyle anlattı: “Seyfu'd Devlet, İmam Hüseyin'in mübarek kesik başının konulduğu ve üzerine kan damladığı Meşhedu'n Nokta'yı bina yaptı. Türkler orayı aldığında silah ambarına çevirdiler ve sonra orada bulunan taşı oradan alıp Zekeriya Camisine intikal ettirmek istediler. Ancak onun üzerinde hiçbir yaratık hareket etmiyordu. Daha sonra onu Muhsin Camisine intikal ettirdiler. Şimdi bu taş Meşhedu'n Nokta'da karar kılınmıştır.”  
    Orada 14 masum olarak bilinen Ehlibeyt’in tamamının adları yüksek bir yere şu şekilde yazılmıştır: Bismillahirrahmanirrahim salli ale Muhammed Mustafa ve Aliyi'l Mürtaza ve Fatımatu'z Zehra ve Hasanu'l Müçteba vel Hüseyni'ş şehit ve Ali bin Hüseyin Zeynel Abidin ve Muhammed Bakır ve Cafer Sadık ve Musa Kazım ve Ali Rıza ve Muhammed Cevad ve Ali'l Hadi vel Hasanu'l Askeri vel Hüccetu Sahibu'z Zaman aleyhimusselam.
 

Bu yazı toplam 1171 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar