1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. KARIŞIKLIK KİMİN DEĞİRMENİNE SU TAŞIDI?
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

KARIŞIKLIK KİMİN DEĞİRMENİNE SU TAŞIDI?

A+A-

Bölgemiz oldukça karışık. Bu karışıklıktan nemalanmak isteyen tüm devletler farklı kanallardan yaklaşarak kendi çıkarlarına hizmet edecek bir hedefe ulaşma gayreti içerisinde hareketini idame ettiriyor. Bir noktada dikkatinizi çekmekte yarar görüyorum. Amerika, Rusya, İsrail ve bazı Avrupa ülkeleri ile Türkiye ve İran dışında kendi bekasını hedefleyen, halkına huzurlu bir gelecek temini noktasında çaba sarf eden tek bir İslam ülkesi görüyor musunuz? 
Bölgede Amerika’nın aklınca çizdiği büyük hedefleri var. Bunlara ulaşmada ki çabasına uzunca bir süredir şahit oluyorsunuz. Hem bölgenin zenginlik kaynaklarını elinde tutmak ve salyasını akıtan bölgemizde ki petrol denizini ele geçirmek gibi bir hedef gözetirken öte yandan burada ki yavrusu konumunda ki İsrail’e de göz kırpmayı ihmal etmiyor.
Rusya ise Amerika’ya karşı bir cephe oluşturmak ve bölgesel etkinliğini hatırı sayılır bir düzeye ulaştırmak için hem İran’la, hem Şam yönetimiyle, hem Türkiye ile sıkı ilişkiler geliştirerek hem onların hoşuna gidecek faaliyetlere kapı aralarken aradan da kendi beklentilerini elde etmede girişeceği çabanın stratejik planlarını temin ediyor. Ne İran’a karşı, ne Türkiye’ye karşı ne de Şam yönetimine karşı samimi bir politikası olmadığı gayet açıktır. Havanın nem durumuna göre şekil alarak bekasını sağlam temellere oturtmak hem de gelecek için bölgenin en güçlü ülkesi olma yolunda adımlar atmak istiyor. 
Bu arada yakın gelecekte dünyanın seyrine etki edecek pek çok konuda ki gelişmelerde söz sahibi olmasına kesin gözle bakılan Çin’i ise pek küçümsememek lazım. 
Kuzey Kore’nin cesur çıkışlar yapması ve aralıklarla Amerika’ya meydan okuması benim zannımca biraz kuru gürültüye kaçıyor gibi görünüyor. Yapabileceği fazla bir şey olduğunu sanmıyorum. Benim zannımca hepimizin oldukça hoşuna giden çıkışlarının peki bir dayanağı yok. 
Temas etmek istediğim husus şu:
Tüm gayrimüslim ülkelerin kendi stratejisine hizmet edecek yapılanmalarına rağmen hangi İslam ülkesi kendi milli birlik ve bütünlüğünün temini için çaba sarf ettiğini sorar mısınız?
Yanıtı az önce yukarıda vermiştim.
Türkiye ve İran…
Türkiye’nin uzun yıllardır boğuştuğu ve geçtiğimiz birkaç yıl içinde iyice ayyuka çıkan iç hainlerin tespiti sonrasında ki berrak bir görünüm yakalamak suretiyle hem hadesten hem de necasetten temizlenme çabaları gösterdiğine şahit oluyoruz.
İran’ında ulaşmaya çalıştığı hedefler noktasında hangi akla hizmet ettiği ve nereye ulaşmaya çalıştığı belirsiz ama onu da nükleer çalışmaları sebebiyle kıskaca lamaya çalışan ve ambargoya boğarak önünü kesmeye çalışan Amerika ile uğraşmak gibi bir stratejisi olmak zorundadır. O da kendine yakın bulduğu Rusya ile birliktelik ortaya koyarak Amerika’ya karşı bir nevi güç gösterisinde bulunmuş oluyor. 
Şimdi bu iki İslam ülkesinin de kendi beka ve iç sorunlarıyla çaba göstermesine karşın diğer İslam ülkelerinin izlediği politikada ki yanlışların ve birilerine sadık bir yalama olmalarının sonucunda kendi halklarına çektirilen ezanın ve cefanın yansıması sonrasında milyonlarca Müslüman halk sefil vaziyette yurdunu, evini barkını terk etmek zorunda kalıyor. 
Bu sorunun üzerinde fazla duran olmadığı oldukça net ortaya çıkmaktadır. Suriye’yi terk etmeyerek yıkıntı ve harabeler arasında yaşayan belki milyonlarca mazlum insan olduğu bir realite olup, ara sıra haber bültenlerinde bunlara şahit oluyoruz. 
O halde bu savaş ortamından en zararlı çıkan kesimde haliyle mazlum Müslüman halk oluyor. 
Dikkatinizi çekmiştir. Beşşar Esed isimli zalim hakkında daha düne kadar gideceği ya da kaçacağı gibi senaryolar ortaya konulurken, bugün kalacağı ve ülkenin bekasına dair tek söz sahibi olduğuna dair bir siyaset izleniyor. Sebep olduğu katledilen yüzbinlerce masum canın hesabını soran yok.
Görüyor musunuz? İş döndü dolaştı hangi noktaya geldi? Zalim ve kan içiciler gelecek senaryosu çizerken olayın tek mağduru mazlum halklar kendi kaderiyle baş başa bırakılacaklar. Zaman içerisinde kendi ülkelerine dönseler bile aileden çok sayıda kişinin katledildiği acı savaş hatıralarıyla birlikte sağlam bıraktıkları ama dönüşte harabe vaziyette buldukları bir yıkıntıya dönerek kendilerine yeni bir hayat tesis etmeye çalışacaklar.
Beşşar Esed zalimi ise, sırtını dayadığı Rusya’dan aldığı güçle ülkesinin başında kalmaya devam edecek. Nitekim 1979 yılında kendi halkını katleden babası Hafız Esed zalimi de ölene kadar ülkenin başına bela olmaya devam etmedi mi?
Ortam durulduktan sonra bir bakacaksınız ki bu kadar hareketlenmeye rağmen değişen bir şey yok. Aksine şartlar daha da ağırlaşmış. 
Esed kalmış, halk sıkıntı ve yokluk içerisinde…
Kaddafi katledilmiş, halk sıkıntı ve yokluk içerisinde…
Saddam idam edilmiş, Irak halkı sıkıntı ve yokluk içerisinde…
Peki, o halde bu darboğazı kim tezgâhladı?
Kimin değirmenine su taşındı? 
Buyurun, düşünün…
          

Bu yazı toplam 388 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.