1. YAZARLAR

  2. Lütfi AYHAN

  3. Katillerine Âşık Mahkûmlarız Hepimiz
Lütfi AYHAN

Lütfi AYHAN

Yazarın Tüm Yazıları >

Katillerine Âşık Mahkûmlarız Hepimiz

A+A-
Batı’ya karşı her alanda teslim bayrağını çekişimizin resmi belgesi olan Tanzimat Fermanından beri şaşkınlığımız devlet, cemiyet, aile ve fert hayatımızda artarak devam ediyor. Başlangıçta yönetici sınıf olarak adlandırılan Askeriler arasında belirgin hale gelen batı taklitçiliği, zamanla halka da (Yönetilen Reaya) sirayet etmiştir. Bu taklitçilik en üstten en alta kadar hukuktan ekonomiye, mimariden giyim tarzına, eğlence şekillerinden eğitim sistemine kadar her alanda kendini göstermiş elanda göstermeye devam ediyor.

Dünyanın doğusundan batısına, Asya’sından Afrika’sına kadar neredeyse tamamına yayılan ve tüm insanlığı birçok alanda çöküşe götüren Batı Kültürü ve onun türevleri ülkemizde de 200 yıla yakındır bu olumsuz etkisini sürdürüyor. Batılılara karşı Kurtuluş savaşını veren kadro bile savaştan hemen sonra düşmanlarının birçok kurumunu ve başta hukuk olmak üzere eğitim, kıyafet, takvim ve ölçü birimlerini aynen ithal etmiştir. Zaman içinde Türkiye de güya batıya ve batılı sisteme karşı çıkan partiler, gruplar(solcular, komünistler, faşistler…) türemiş fakat sonuçta bu grupların hemen hepsi ya zamanın o acımasız çarkları arasında ya da iktidarın o çürütücü düzleminde düzenin bir parçası haline gelmiştir.

Batıya karşı en köklü ve en güçlü bir kaleye sahip ve bu muhkem kalenin içinden muhalefet eden “İslamcılar” da maalesef bu çarkın bir parçası haline gelmiş bulunuyorlar. Nasıl ki 12 Eylül öncesinin Solcuları, komünistleri, sosyalistleri bu meşum darbeden sonra sistemin en büyük savunucuları ve sistemden yaralanan en ileri grup olmuşlarsa şimdi aynı şey “dindar” insanların başına geliyor. Bu hali, bu vaziyeti bürokraside yükselmeye azmeden “dindar” arkadaşlar ile özel sektörde para kazanmaya başlayan dindar patronların yaşantılarında, hal ve tavırlarında apaçık gözlemlemek mümkün. Sadece bunlar mı? Hayır. Güya dindar insanların sahibi oldukları medya kuruluşları, TV kanalları, eğitim kurumları aynı girdaba (batı çıkmazı girdabına) düşmüş görünüyorlar. Bu acı ve acıklı durumdan kurtulmanın yolu kendi kültürümüzü, kendi tarihimizi, kendi dinimizi çok iyi bir şekilde öğrenmek ve nesillerimize öğretmektir. Çocuklarımıza örnek olarak Kuranda misal gösterilen insanları ve davranışları tanıtmak, İslam tarihinde, Osmanlı tarihinde sadeliği, fedakârlığı, mertliği, cesareti, merhameti… ile temayüz etmiş kahramanları öğretmek olmalı. Yoksa hep gölge konumunda kalacağız. Herkes bilir ki gölgeler sahiplerine bağlıdırlar. Başkasının arkasından ve izinden giden hiçbir zaman onu geçemez.

Bu yazı toplam 351 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.