1. YAZARLAR

  2. Ahmet Yıldız

  3. KATRANI KAYNATTIK MI?
Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız
Yazarın Tüm Yazıları >

KATRANI KAYNATTIK MI?

A+A-

Bizden önce yaşayan büyüklerimiz söyleye geldiği bir sözü vardır,
“ Katranı kaynatsan olur mu şeker?
Cinsini kaynattığım cinsine çeker!”
İşi zorlamaya gerek yok.
Zamanın yapısı gereği rüzgâr önüne kattığını silip süpürmektedir.
Haramla yoğrulmuş olandan,
Helalle doğrulmuş olanı görülmüş müdür?
Rahmetli Aziz Ali Kaplan Dede; Asıl azmaz bal kokmaz, kokarsa yağ kokar aslı ayrandır. Demez miydi?
Buraya kadar tamam mı, anlaştık mı?
Öyle ise niye zorlarsınız kendinizi o zaman?
Herkes nasibince üzerine düşeni alacaktır.
Dünya hayatında her şeyin karşılığı muhakkak vardır.
Kavak, söğüt ağacından her zaman ve herkes elma deşiremez. Yani toplayamaz.
Şimdi ne elma toplayanlar var ne de toplatanlar. Karaca Ahmet’e Allah rahmet eylesin. Nereye gönderme yaptığımızı anlamanız için işin tabanına gidelim mi?
Anlatılanlara göre Karacaahmet Sultan, Anadolu'ya geldiğinde yanındaki efradıyla konaklamışlar. Konaklamanın hemen arkasından oranın beyi, bu yerde kurulu çadırları görünce, kâhyasını oraya göndererek:
---Git, gör bakalım. Şu karşıda çadır kuranlar kimlerdir? Ne yapıyorlar orada? Bunların hayvanları var mıdır? İyice sor da, öğren, gel."demiş. Kâhya gidip, soruşturmuş, öğrendiklerini dönüşünde beyine şöyle anlatmıştır:
---Ağam gidip bunların her şeylerini öğrendim. Bunların atları da, koyunları da, kuzuları da var. Büyükleri su kenarında, söğüt ağacına uzanmış, elma koparıyor. Söğüt ağacından, ilkbahar mevsiminde elma nasıl koparılır? Diye sorduğumda, Karacaahmet Sultan gülerek,
---Elimiz boş gidecek değiliz ya beyinizin yanına. Yanımıza birkaç hediye alalım. Dedi. Şimdi kendileri birazdan yanınıza gelecekler.
Olanları kâhyasını ağzından dinleyen bey önce korkmuş, sonra Karacaahmet Sultan adamları ile gelip bey ile buluştuğunda, beyin hasta kızı Karacaahmet Sultan 'ı görünce, birden bire sesini kesmiş ve kendine gelivermiş. Bey önce gözlerine inanamamış, sonra da Karacaahmet Sultan 'ın ellerine sarılarak ;
--- Ama Sultanım, sen kimsin, nerelisin? Diye sormuş.
---Adım Karacaahmet. Horasan Erenlerindenim.
--- Kızıma himmet eyle. Hastaydı. Şimdiye kadar derdine bir derman bulamadık. Seni görünce sustu, kendine geldi. Onu kurtarınız.
Bu yalvarış karşısında hayır diyemeyen Karacaahmet Sultan da kendisine bağışlanan bu yerde bir süre kalıp, akıl hastaları için bir tedavi merkezini kurmuştur. Gün bu gündür, 700 yıldan beri bu yerler ve bu köy, bir şifa beklentisi ile dolup taşmaktadır.
Biz de Afyon Gazlıgöl Kaplıcalarına gittiğimizde İhsaniye İlçesine bağlı Karacaahmet Kasabasındaki Karacaahmet türbesini ziyaret ettik.
Şimdi kim kime dum duma herkes kendi menfaatine gelecek şekilde hareket etmektedir.
Kendilerini ağırlayıp kendilerini uğurlamaktadır.
O zaman bize düşen nedir?
Kendimizi yardan atmadan iyi gözlemleyerek hareket etmektir.
Ferasetle bakıp olayları ferasetle okumaktır.
Müslüman’ın ferasetinde korkunuz! Denmiştir.
Lüzumlu olduğunuz yerde olursanız hem siz hem de toplum yararlanır.
Lazım olmadığınız halde lüzumsuzluk yapıp ortaya çıkarsanız işte o zaman seni lazımlık yapıveririler.
Herkes yerini yatağını bilerek hareket ederse kazanır.
Öyle değil mi?

Bu yazı toplam 420 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.