1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. KAYBEDİLEN EN BÜYÜK SERVET : HUZUR...
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

KAYBEDİLEN EN BÜYÜK SERVET : HUZUR...

A+A-

Bu yazımı özellikle çocukların ve gençlerin okumasını ümit ediyorum. Ortalama 30 sene öncesi ile günümüz arasında ki sapmayı ortaya koyan yazımı büyüklerin de ibret alması ve kendilerine çekidüzen vermesi için okumalarını tavsiye ediyorum. 
Emniyet içerisinde yaşanan bir ülke...
Emniyet içerisinde sokakta rahatça yürüyebilen kadınlar...
Emniyet içerisinde sokakta gece yarılarına kadar oynayan, koşturan çocuklar...
Bunlar hayatımızın birer gerçeğiydi. Dünyanın hep bu düzende yürüyüp gideceğine dair içimizde ki ümidi hiç kaybetmemiştik. Tarif edilemez bir emniyet ve güven ortamının verdiği hazzı yaşıyorduk. 
Bugünlerde yaşananlara ihtimal dahi vermiyorduk. 
Tüm çocuklar, gözümüzün nuruydu. Onların kılına bile zarar gelmesini istemezdik. Onlara biçtiğimiz rol, okuldan ve ödevden kalan zamanlarında sokağa çıkıp, tozun toprağın içerisinde top koşturmaları, yırtık ve yamalı elbiselerinin kendileri için asla sorun olmadığını bilerek özgür bir hayatın tadını çıkarmalarından başka bir şey değildi.
Gülüşlerinde bile içtenlik ve samimiyeti hissederdiniz. 
O zamanlar yan komşu Ahmet Amca, Fatma Teyze, Komşunun Oğlu Mustafa, Öğretmen İsmail Bey, Bakkal Hayri Amca, Pazarcı Esnafı Ali, Öğrenci Arkadaşlar... aklınıza kim gelirse gelsin. Herkesin kalbinde ufacık bir fitne ve mal yarışı tasası yoktu. 
Geçen zaman zarfında her şey yerinden oynadı. Duygular, paylaşımlar, kaynaşmalar, dostluklar...aklınıza ne gelirse gelsin. Hepsi yerinden oynadı. Bunun sonucunda da maalesef bugünkü kopuk yapımız meydana geldi. 
Bugünkü görüntü tamamen kapitalist anlayışın hakim olduğu, güçlünün zayıfı ezdiği, zenginin fakiri hor gördüğü, parası olanın ilerleyip, parası olmayanın yokluk içerisinde kazandığıyla ancak karnını doyurabildiği, evinin kirasını gücün ödeyebildiği, birisi yaz aylarında çoluğuyla çocuğuyla gününü gün ederken diğerlerinin yokluktan bunu aklına bile getiremediği, birisi oldukça mutluyken diğerinin huzursuzluk içerisinde yüzdüğü bir yapının içerisinde hayatlar idame etiriliyor. 
İyiler baş tacı ama varlık sarhoşluğundan kendini kaybetmiş, varlığını tamamen kendi hünerinden gibi algılayan, yokluğu kendinden uzak gören bir güruhun varlığı sonrasında, hükümetin vatandaşa kredi musluklarını sonucunda ortaya çıkan mal sevdası ve borca ipotekli hayatın içerisinde yokolup giden günümüz insanını görüyoruz. 
Sorunlar çözüldü mü?
Ne çözülecek! Bu doyumsuz mal ve dünya sevdasının akışına kapılan özellikle orta halli kesimin bugünkü ekonomik daralma sonrasında bankaya olan borçlarını ödemek noktasında kara kara düşündüğü, adliyelerde dağ büyüklüğünde ki icra dosyaları bugünü hesap edemeyen insanlar için aslında beklenen bir noktaydı.
Şimdi evlerde huzursuzluk baş gösterdi. Evin reisi çektiği kredileri ödeyememenin verdiği eziklikle altına çektiği milyarlarca liralık arabasının tadını çıkaramıyor. Oturduğu evin sahibinin daha 30 yıl daha banka olmasının verdiği eziklik psikoloji içerisinde hayatının belki de en tatlı geçebilecek yıllarını karamsarlık hissi içerisinde sürdürüyor. 
Mutluluk ve hayattan beklentiniz buysa, buyurun yaşayın hayatınızı...
Geceleri yastığa baş koyarken aklınızın kenarında sizi içten içe kemiren düşünceler olduğu sürece yaşamın tadını alamayacaksınız. 
Bu muydu hedeflediğiniz yaşam tarzı?..
Dünya Rabbimizin yarattığı oldukça önemli bir değirmendi oysa! Kimileri bu değirmende öğünüp yok olacaktı. Kimileriyse hayatını hak ettiği, çalıştığının karşılığı olabilecek bir perspektifde yürütüp, itidal ölçüleri içerisinde ama hiçbir gayrimeşru yola bulaşmadan sürdürebilmekti. 
İhtiyacı zaruret halde olanları bir kenara koyduktan sonra, ihtiyacının üstünde, tamamen mal biriktirme sevdasına odaklanarak, üç ile yetinebilecekken, beşe odaklanan ve bu da kendi sınırlarını aşarak gücünün üstünde beklentiye kalkışan insanların bu girişimi neresinden bakarsanız bakın gayrimeşru idi. 
Sakın birileri gibi fetvaya kalkışmayın. Dinin emir ve yasakları günün şatlarına ya da zaruretlere göre değişmiyor.
 

Bu yazı toplam 621 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.