1. YAZARLAR

  2. Ahmet Yıldız

  3. Kayıp Kuşkonmaz Sokağını, cami avlusunda 72433 sokak olarak bulduk!
Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız
Yazarın Tüm Yazıları >

Kayıp Kuşkonmaz Sokağını, cami avlusunda 72433 sokak olarak bulduk!

A+A-

Seksenli yıllardan bu yana karınca kararınca kalem oynattık. Şiir oldu, makale oldu, haber oldu, hikâye oldu derken hep yazma gayreti içinde oldum. Hiçbir zaman süslü ağdalı okuyucunun anlamayacağı üslupta yazmadım.

Öyle ki yazdığım yazıda okuyucu muhakkak kendinden bir parça bulmak durumundadır. Onun içindir hafızamın yettiği kadar doğru olanı Türk Milletinin ve Çumralı Hemşerilerimin faydasına olması benim için olmazsa olmaz şarttır.

İnsan yaşadığı yere benzermiş.

Öyle demişler haklılar da.

Yaşadığı yerin coğrafyasını yüreğine bezermiş.

Onun içindir ki,

Çumralılar Çarşamba Çayı ile bütünleşir.

Her fırsatta çocukları Çarşamba Çayında yüzer.

Tren yolu boyunda kordon boyunda gezer gibi gezer,

Çumra’nın Recep Konuk’la bitti maddiyat kuşkusu, 

Çumra Şeker ile geldi mavi tünel muştusu, 

Fabrikalar ve TORKU markası onuru coşkusu,

Çumralı Çumra’ya benzer, Çumra’yı güzelliklerle bezer!

Kavun, pancar, buğdayı, mısırı, fasulyesi, ekeneğine su verirken,

Abaz Dağının kararmasından yağmuru sezer,

Çumra'yı her şeyi ile yüreğine bezer,

Bu duyarlılıkla Çumralı Çumra'ya benzer.

Doğrudur  insan yaşadığı yere benzer….

Ya son zamanlarda bizim olan bizden olan her şeyi elinde kazma yıkanları uyarıyorum. Ancak, ben söylüyorum sadece ben mi dinliyorum diye de üzülüyorum.  

Yaklaşık 50 yıldır Çumra’yı sokakları, Caddeleri, mahalleleri, köyleri, kasabalarıyla tanıyorum. Hala bir anlam mana veremediğim sokak adlarının yerini rakamların almasına TC. Kimlik vatandaşlık numarasına dayandırarak bizlere numara çekmelerine de ben inanmıyorum ya sizler inanıyor musunuz? 

Yoksa Osmanlı Devleti hâkimiyeti sonrasında İngiliz kurmalı bedevi Araplar yani Vahabiler gibi düne dair ne varsa yıkıp unutturmak mı isteniyor?

Ancak, bedevi kültüründe Alper Aksoy Hocamın ifade ettiği üzere;  “Ölüye düne saygı yoktur. O yüzden "defin"(gömme) sözcüğünü kullanırlar. Gömülü olduğu yer için de "medfun" derler.

Araplar sahabenin mezarlarını bile yok etmişlerdir. Çünkü korkuları vardır, "Dikili bir mezar taşını put yapıp taparlar" diye...

Türk kültüründe ise ölüye saygı vardır, anlatımda ince ifadeler kullanılır.

Mezar taşına "Hulusi Efendi burada medfundur" (burada gömülüdür) yazmak kabalıktır. Köpek ölüsü ya da sığır işkembesi mi gömüyorsun be adam!.. 

Türkçe "Hulusi Efendi burada yatmaktadır" desen ne kadar güzel ve ince bir anlatım olurdu.

Hani hep söyleriz ya: "İslamiyet’ten sonra Arabın kaba ifadelerini bile İslam kültürü" sanıp almışız.

Anadolu'da saygın mezarlara "yatır" derler. İstanbul'da Osmanlılar, Konya'da Selçuklular "defin, medfun" derken Türk insanı "Yatan saygın kişi=Yatır" anlatımını kullanır, yatmaktan "yatır" yani. Çünkü onlar Türk özünü taşırlar. Gömmekten "gömü" vardır ama bu daha çok değerli eşyanın, altın paranın gömülü olduğu yer için kullanılır, insan için değil... Ah şu Araplaşmayı Müslümanlık sananları da bir gömsek...(**Alper Aksoy)

**

Burada parantez açalım eğer ki,  eski sokak adlarını tekrar verilmesi adına çapa gösteren çalışan Çumra Belediye Başkanı Av. Recep Candan Başkanımıza marifet iltifata tabidir diyerek müteşekkir oluruz. Çumra adına tarihe not düşeriz!...

Gelelim çarşı merkezde Kuşkonmaz Sokak konusuna şimdi ben İzzetbey Mahallesi 72433. Sokağı anlatacağım desem ne kadar Çumralı olursanız olun anlamayacaksınız. Çumra’mızın dününde Yoğurt Pazarından İsmail Çaparın MOBİL Petrolünden başlayarak Dağlılar Camisi menekşe caddesi keserek Bedir Sokak şimdi Bakkalbaşı Mahallesi Muhtarı Kenen Yetiş evi arasındaki sokağın adı “KUŞKONMAZ SOKAK” idi. Bu sokakta geleneksel el sanatkârlarının dükkânları vardı. Ha şimdi Kuşkonmaz Sokak yerine 72433 sokak adıyla kuru hem de kup kuru olan rakamı verdiler.

Çarşımızda Alparslan Türkeş Caddesindeki Çaparın petrolünden( şimdi bu petrol İsmail Çapar’ın yeğeni Ercan Holdingin sahibi Nurullah Ercan ait) sonra oto tamirhaneleri bisikletçi Sındır Ustanın dükkânı, Seydişehir Çavuş Kasabasından Kepekçi Kazım Amca, Dorlalı Feyzi Telli’nin hallaç yün, pamuk, çaput atılan ve yün pamuk satılan dükkânından sonra Demirciler, kaynakçılar, Kuşcalı Demirci Mevlut Oğuzun dükkânı üstünde evi vardı. Koçaşlı Eroğlu tornacılar, köşede ise kendine özel giyimi kuşamı taktığı kravatı ile dikkat çeken oto elektrikçi Mehmet Emin Eser’in dükkânı ve ilerisinde ise Elmasunlu Marangoz Ahmet’in, Marangoz Sami Güdül’den sonra da Çumra’mızın Kör Veli Usta diye tanınmış olan Alıssa’lı Veli Gederet Amcanın dükkânı vardı.

Karşı tarafta Çarşı Cami tarafında Akseki İbradı’lı Ali Kuş Ustanın Ustası aynı zamanda Kaynatası Selahaddin Ustanın Dükkânı karşı tarafında Türkmen Fahrettin Kaya’nın iki katlı evinin altında dükkânı vardı. Sonra yıkılıp yerine şimdiki apartman yapıldı.

Taşkentli Kalaycı Mustafa Döver, Tornacı Kaynakçı Demir doğramacı Ustası Karkın’lı Seyit Usta, At araba imalatçısı kuş ve horoz beslemesi tanınan Çatlı Usta,

Oturak İbrahim Harman’ın evinin altındaki köşede Saraç, hamit, at koşumu yapan Demirci Usta, Yan tarafında kilim, çaput kilim dokunan dükkânı hatırlıyorum.

At araba İmalatçısı Göçmen Nuri Ustanın dükkânında at arabasının ahşabı, demiri, boyası cilasıyla hepsini bizzat Nuri Usta kendisi yapardı. Aynı sokak üzerinde Sayıcıların Un değirmeni sonradan Bahaddin Sayıcı tarafından modernize edilerek  “SAYICI UN FABRİKASI” haline geldi. 

O yıllarda rahmetli Arabacı Murat Uğur Ağabeyin anlattığına Çumra Belediyesi 200 adet at arabasına plaka verdiğini söylemişti. Arabacı Murat Ağabey ile çok hatıram var. Çok çalışkan ve aynı zamanda telaşlı çalışma hırsı vardı. Başka manada ise bütün at arabacıların Şıh’ı konumdaydı. Belediyenin kömürünü, pancar bölgenin gübresini istasyondan, besicilerin Çumpaştan yemlerinin taşınması hep arabacı Murat Ağabeyden sorulurdu.

Bütün bunların yanında pazartesi günleri hayvan pazarında bulunan çay ocağını çalıştırırdı. Boş zamanı yoktu.

Çumra’da at arabası imalatçılar teknolojiye yenildi. En son benim de köylüm olan Dorlalı İhsan Keleş Ustanın dükkânı eski yıkılan belediye sineması parkın karşısında idi. Emekli olunca o da dükkânı kapattı. Özel idarenin karşısında Veziroğluların binasının altında Kuzucu’lu nalbant Fethi Özköylü’nün dükkânını hatırlıyorum. Dilek sinemasının az ilerisinde ortaokul arkadaşım Bardakçı Mahallesinde oturmakta olan göçmen rahmetli İzzet Kirişçi’nin babasının da Nalbantlık yapıyordu.

Şimdi onlarca at araba imalatçısından Çumra’da ne dükkân ne de usta kaldı. 200 adet at arabasından Fethiye, Okçu, Güvercinlik mahallerimiz dahil on bilemedim on beş at arabası kaldı.

Birçok anılarımızın olduğu KUŞKONMAZ SOKAK artık yok oldu desek yeridir. Çünkü onun yerine 72433 Sokak olarak ad vermişler. 

Hâlbuki bu rakam zorunlu olsa bile 72433 Kuşkonmaz Sokak diyemezler miydi? 

Bize Kuşkonmaz sokaktaki esnafı soran Çumra dışında veya Ülkemiz dışında hemşerilerimize Temel fıkrasını mı anlatacağız ve diyeceğiz ki sizin bildiğiniz Kuşkonmaz  sokak artık yoktur!..

Bilinen fıkradır. Temel’in askerliğini yaptığı bölükteki bir askerin babasının vefat ettiği haberi gelmiş. Komutanlar bu acı haberi o askere nasıl söyleyelim diye düşünürlerken Temel'i görmüşler. "Hah bunu ancak Temel'e söyletiriz", demişler ve Temel'i çağırmışlar. Temel'e :

-Temel arkadaşın Ahmet'in babası ölmüş. Bunu kendisine alıştırarak ancak sen söylersin. Ahmet'i çağır ve bunu kendisine söyle, demişler. Temel Ahmet'e bağırarak:

-Ula Ahmet çabuk pura gel. Ahmet:

-Ne var Temel, der. Temel ;

-Senin Emicen var midur?

-Vardır.

-Dayın var midur?

-Vardır.

-Anan var midur?

-Vardır.

-Baban var midur?

-Vardır.

-Nah vardur!

eee.png

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.