1. YAZARLAR

  2. E. Reha KORKMAZ

  3. KAYNAĞININ ÜZERİNDE OTURANLARA SELAM OLSUN
E. Reha KORKMAZ

E. Reha KORKMAZ

E. Reha KORKMAZ
Yazarın Tüm Yazıları >

KAYNAĞININ ÜZERİNDE OTURANLARA SELAM OLSUN

A+A-

 

Cem Yılmaz'ı izlemeyeniniz yoktur sanırım. Gösterilerinin birinde “-Bu kadar mizahı nereden buluyorsunuz, kaynak gösterebilir misiniz?” sorusuna “-Kaynak gösteremem, şu an üzerinde oturuyorum” şeklinde yaptığı espiri dilden dile dolaşmıştı. “-Nereden çıktı şimdi bu?” diye sorduğunuzu duyar gibi oluyorum.

Anlatayım…

Ak Parti Genel Merkez Teşkilat Başkan Yardımcısı Harun Karaca'nın yeni il başkanın belirlenmesi için Cuma günü başlattığı temayül çalışmalarında cumartesi günü temayül yoklaması yapıldı. Yani teşkilat mensupları pusulalara üçer adet isim yazdı. Birinci sıradaki isme 3 puan, ikinci sıradaki isme 2 puan ve üçüncü sıradaki isme 1 puan verilerek temayülde bir sıralama ortaya konulacak. Yaklaşık 400 kişi ile yüzyüze veya oylama şekilde yapılan temayülde geleneklere göre basına herhangi bir sonuç açıklanmaz. Üç gün devam eden temayül görüşmeleri ve oylamaları Cumhurbaşkanımıza rapor olarak sunulacak.

Buraya kadar herşey tamam.

Cumartesi günü saat 12:00'da başlayan temayül için oy kullanma işlemi devam ederken, oylama ile ilgili saat 14:05'ten itibaren bazı yayın organlarında temayül sonuçları açıklanmaya başlandı. Sözde “İlk gelen sonuçlar” patronların ısmarlaması ile yapılan haberlerde desteklenen isimler sıralandı. Haberde yapılan kelime oyunları ile en hafif tabiri ile “Manüplasyon” yapıldı. Temayül ile ilgili haberin bilgilerinin toplanmasının, haberin yazımının ve web sitesine konulmasının yaklaşık yarım saat veya kırkbeş dakika süreceği düşünülürse henüz oy kullanılırken temayül sonuçlarının belli olması gibi saçma bir durum ortaya çıkıyor.

Gülmeyin, vallahi durum böyle…

2015 yılında Konya İl Yönetimi Sivil Toplum Kuruluşları ile bir temayül yapmıştı. Oy pusulaları mühürlü çuvallarda sayım yapılmadan Ak Parti İl Binasında bekletildi. Sayım yapılmadığı hiç kimseye duyurulmadı. O zaman da bazı sazanlar henüz sayımı yapılmamış, temayülün sonuçlarını açıkladılar. Siyasetin içinde olanlar bu tür ucuz numaralara alışkındırlar.

Şimdi gelelim Cem Yılmaza…

 

“-Kaynak gösteremem, şu an üzerinde oturuyorum” şeklinde bir espiri yapan ünlü komedyenin söylemi bu haberi yapan gazetecilerin (ya da değnekçi, tetikçi de diyebilirsiniz) kaynağı ile ilgili size bilgi vermiyor mu?

Kaynaklarının üzerinde oturanlara, siyasetin içinde olan ve tüm gelişmeleri bilenler nereleri ile gülüyorlar dersiniz?

***

Gelelim diğer meseleye…

Geçtiğimiz hafta siyaset açısından Konya'nın belki de en uzun haftasıydı. Önce Musa Arat, ardından il yönetimi istifa etti. Sonra derin bir sessizlik…

Bazıları üzülürken, bazıları da zafer çığlığı atıyorlardı. Zafer çığlığı atanlar suçluluk psikolojisi ile gazetecilerin haberleşme için kullandığı whatsapp hattı üzerinden enteresan bir paylaşımda bulundu: "Vali şimdi yanlışını anlamıştır"

Bu yoruma suçluluk psikolojisi mi dersiniz yoksa günah çıkartma mı? Ya da Konya deyimi ile “Zeytinyağı gibi suyun üstüne çıkma” mı?

Aynı zihniyetin, Ak Parti Genel Merkezi'nin sadece Musa Arat'ın istifa etmesini istediğini ve yönetimin istifası için herhangi bir talimat vermediğini dillendirerek “Altın Vuruş” yapma gayreti de gözlerden kaçmadı. Ak Parti Genel Merkezi'nin sadece Musa Arat'ın istifasını istediğini iddia edenler, Mustafa Ataş çıkar da “Biz yönetimin istifasını istedik” derse ne yapacaklar? Hepsi bir kenara dünyalık peşinde koşarak tetikçiliğe soyunanlar ahirette bunun hesabını nasıl verecekler?

Nasıl mı?

Bırakın Allah aşkına ahireti düşünen kim.

***

Şu anda Konya’da siyasetin içine fitne sokanların, amaçlarına ulaştıktan sonra başlarına gelecekleri bir karadeniz fıkrası ile aktarmaya çalışalım:

Temel, Cemal, İdris, Dursun ve birkaç arkadaşı, eski bir taka ile balık tutmaya giderler. Münasip bir yer bulup oltalarını denize salarken, Temel bilgiç-bilgiç konuşmaya başlar:

 -“Arkadaşlar, ha purasu Ermeni'lerin firar ederken kullandıkları sahildur. Pen tuymuştum ki, punlar puradan kaçarken, dalgalu tenuzde patmamak için, kıymetlu eşyalarunu denuza atmuşlar. Şimdi istermisunuz, piz paluk yerune o hazinelerden pirini bulalum? Ne tersunuz uşaklar?...”

 Cemal cevap verir:

-“Aaah uşağum keşke! Pen hemen ha pu takayu yenilerum…”

 İdris lafa karışır:

-“Hay ağzun pal yesun, pen de hemen evlenurum da!!!”

 Dursun itiraz eder:

-“Ha uşaklar n'oliyusunuz? Piz adam teğilmiyuk? Ha puraya sekiz kişiyiz, ha bu arkataşlarun kafalaru kelmu? Pize de pir hisse yok midur?”

 Derken, hazine hissedarları çoğalınca, hak sahiplerine paylar azalacağı için kavga iyice kızışır. Temel hiddetli bir şekilde bağırır:

-“Ha uşaklar, pu kün ha puraya paluk tutma fikrunu pen vermiştum. Onun içun hazinenun yarusu penum hakkumdur!!!”

 Cemal itiraz eder:

-“Hadi canum sende, ha pu taga penumdur, hazinenun yarusu penum hakkumdur!!!” 

İdris daha çok kükrer:

-“Ha pu sahile gelmek penum fikrim idi, sizu hazinenun tam üstüne pen keturdum. Hazinenun yarusu penumdur!!!”

Dursun ve diğerleri de bu menfaatten hisse kapmak için itiraz edince, korkunç bir kavgaya tutuşurlar. Birçoğu kan-revan içinde ve üst-baş yırtılmış vaziyette sahile çıkıp şehre varırlar. İlk işleri hastanede tedavi görüp, karakola gitmek olur. Şikayetleri üzerine, oradan da acilen mahkemeye sevk edilirler ve nöbetçi hakimin karşısına çıkarılırlar. Hakim bey yoklamadan sonra şikayetlerini sorar ve Temel olanları bir-bir anlatır.

Bunun üzerine hakim tekrar sorar:

“-Böylesine canciğer arkadaşları, bu kadar yaralayacak, hastanelere ve mahkemeye kadar, birbirine düşüren o kıymetli hazineyi, ben de çok merak ettim. Şimdi nerede o hazine?...”

Hep bir ağızdan cevap verirler:

“-Hazine-mazine yok hakim bey, piz FARZ EDELUM temuştuk…”

***

Bilmem anlatabildim mi?

Bu yazı toplam 919 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.