1. YAZARLAR

  2. Mehmet Kaçar

  3. KENDİNİ DEV AYNASINDA GÖREN CÜCELER
Mehmet Kaçar

Mehmet Kaçar

Yazarın Tüm Yazıları >

KENDİNİ DEV AYNASINDA GÖREN CÜCELER

A+A-

“ İdam gömleğine ‘siyaset gömleği’, adam asılan yere ise ‘siyasetgâh’, adam öldürmeye ise ‘siyaset etmek’ diye boşuna dememişlerdir. Bu ülke siyaset için bir başbakan idam ederken bakanları dar ağacına göndermiş, siyasi partileri kapatmış ve başkanlarını yasaklı duruma getirmiş, başbakanları baskı ve zulümle makamından etmiştir. Cibilliyet, eğitim ve yeterlilik bakımından basit insanlar, hak etmedikleri makamlara yükselirlerse onların nasiyeleri görünür, yani ucuz işleri sırıtmaya başlar. Böyle şahsiyetlerin ehil olmadığı halde yükseldiği makam sayesinden ayakları yerden kesilir. Ayakları yerden kesilince de makam ve şöhret budalası olur ve başları döner, kendilerini o andan itibaren ‘vay be! ben neymişim de haberim bile yokmuş’ diyerek dev aynasında görmeye başlar. Kendilerini dev aynasında gören ama gerçekte dev değilde cüce olan böyleleri, kendilerini yüceltemedikleri zaman, bir liderin, bir örgütün veya bir şeyhin kanatları altına girerler ve onun adına ahkam kesmeye başlarlar. Bu yollarla şöhret olup güç ve itibar elde ettikten sonra oturdukları koltuklarda “tek adam” olabilmek için var güçleri ile çalışırlar ve kendilerinden başkası o işin ehli değildir diye düşünürler. Muhterisler aynı çok kıskanç ve cimri özelliklere de sahip olurlar. Makamını, koltuğunu, mal varlığını kıskanır ve cimriliğinden dolayı onu dışa vurmamak için var gücüyle çalışır. Her meslek ve her millette bu tip insanlar ve politikacılar da vardır. Bir çok zamanda ve bir çok yerde bu tiplemeler hep itibar görmüşlerdir. Bu karakterler Şeytan’ın yer yüzü versiyonudurlar. Makam elde edebilmek için verecekleri rüşvetlerin miktar ve çeşitliliğini akla ve hayale bile getirmek mümkün değildir. Onların gözünde her şey, kendi makamı hariç alınıp satılabilen metadan başka bir şey değildir. Yıllar önce kınadıklarımızı bugün bizler kendimiz yaşamaya başladık. Arabalarımız, evlerimiz, vakıflarımız, giyim ve kuşamımız bugün yıllar önce kınadıklarımızdan çok farklı değil. Hatta vakıflarımız dahi onlara benzemeye başladı. Bir hikaye ile konumuza derinlik kazandıralım isterim; Padişah bir gün vezirine: “Vezirim; cibilliyet mi önemli eğitim mi? diye sorar. Vezir cibilliyet padişahım der. Padişah buna katılmaz ve tellallar çıkarır. Ülkenin en ünlü hayvan eğitmenlerini getirtir. Bir kediyi tepside çay sunacak şekilde kaç ayda eğitebileceklerini sorar. Eğitmen 6 ay der. Aradan 6 ay geçer ve imtihan günü gelir çatar. Kedinin eline bir çay tepsisi verilir ve padişaha ikram etmesi istenir. Tam Padişahın önüne gelince, vezir cebinden bir fare çıkarır ve ortaya atar. Fareyi gören kedi, tepsiyi padişahın üzerine atar ve farenin peşinden koşar. Padişah vezirine döner ve anladım vezir anladım der. Burada kimseyi değil direk kendimizi bir öz eleştiriye tabi tutarak, biz ne istiyorduk, nereye gitmeyi düşlemiştik ve şimdi nerelerdeyiz? diye kendimize yeniden sormamız gerekiyor. Bu gidişimiz nereye? diye kendimize sormamız gerekiyor. “Kaz gelecek yerden tavuğu esirgemeyen” bir anlayıştan derhal geri vitese atıp kaçmamız gerekiyor. Yeniden yeni bir nesli sıfırdan yetiştirmemiz gerekiyor. Tüm çalışmalarımızı kendi kültür ve medeniyetimize, kendi inancımıza, kendi ahlakımıza göre yapmamız gerekiyor. Bilgisini, becerisini, varlığını stoklayan değil, paylaşan ve paylaştıkça da kardeş olan bir nesil yetiştirmemiz gerekiyor. Başka da gidecek veya yapacak bir şeyimiz olmadığı kanaatindeyim. Yetim başı okşayan, kimsesizlerin yardımına koşan, ibadetini dahi gösteriş olmasın diye gizli yapmaya çalışan bir nesil yetişmeye gayret etmeliyiz diye düşünenlerdenim.
Selam ve Dua İle!

Bu yazı toplam 2683 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.