1. YAZARLAR

  2. Mehmet Kanmaz

  3. Kendini yalnız hissetmek
Mehmet Kanmaz

Mehmet Kanmaz

Mehmet Kanmaz
Yazarın Tüm Yazıları >

Kendini yalnız hissetmek

A+A-
İnsan, yalnızlık uykusundan ve uykuya dalmış rüyanın ıssızlığından, bir dost sesi ile uyanır. Rüyadan uyanırken, hala yalnızlığın uykusuna dalmanın acı veren yüzü de yine dost eli arar. Rüyanın yalnızlığından uyandıran ses ile uykunun yalnızlığında dokunan el, ikisi de dost sesi ve eli olunca, beraberliği uyandırır ve insan uyanır, derin uykudan, daldığı rüyadan.
Etrafına bakar, bakılacak bir şey var mı diye. Bakmaya muhtaç biri var mı diye? Aramaya başlar kendini yeniden. Hayallerini hatırlar, ideallerini canlandırır, rüyalarını anlamlandırır. O zaman yalnızlığı aşar ve yalnız değildir.
Ama kendisine bakacak, kendisini soracak, kendisiyle ilgilenecek birini ararsa, yine yalnızdır ve yalnızlığın uzandığı beklenti vadisinde ıssızdır yine.
Gurbetin ağır yüküdür yalnızlık.
Anlaşılmayı bekleyen insanın, anlayana akacak mecrasının olmadığı bir haldir yalnızlık.
İnandığı ile yaşadığının tezadında, ruhun yalnızlaşan ızdırabına narkoz etkisinde bulunan ve uyuşturan kalabalığın, yalnızlığı geçici dindiren arayışıdır yalnızlık.
Hepimiz akıyoruz ve gidiyoruz. Tutamıyoruz, tutamlarımız tutmuyor. Ve tutunamıyoruz. Elçiyiz ve geçiciyiz. Temsiliz ve gemideyiz. Akan zamanın denizinde, yelken açmış gemide karşı sahile, yeni bir başlangıca ve denizden çıkacağımız andan itibaren yeni bir başlangıca merhaba diyeceğimiz bir yolculuktayız.
Bu yolculuk, bu gidiş ve akış durdurulamayacak bir yalnızlığa doğru giderken, yalnızlaşmadığımız bir iç sesin sahibiyle yaptığı ve asla kesilmeyen iletişimi ile yalınlaşıp yalnızlaşırken, yalnızlıktan kurtaran yalnızların yalnızına sahip varlığı tam tutunduğumuz demdir yalnızlık yalınlığı.
***
Yalınlaştıran yalnızlık, sadelik ve tefekkür getirir. Rahmani kavşağa döndüğümüzde tevekkülü idrak eden bir yolculuk başlar. Yalnızlığın nefse emanet düşünceleri ise, gaflete, umutsuzluğa ve dirençsizliğe dümen kırar.
Yalnızlık, bir gurbettir. Dünya gurbeti, sılay-ı rahim özlemi, ölümlerin yazdığı ayrılık fermanı, kavuşamama hasreti.. Sıralandıkça dokunaklı hallerin zeval ile verdiği elem/üzüntü ve kemal ile kazandırdığı sabır, yalnızlığın kalitesi ve kesretten kurtulmanın tevhit yönünü keşfettirir.
Kırılır, dövülür, itilir, kakılır, incinir, dışlanır, şişlenir, fişlenir ama hakikat aşıkları hep yalnızlıkta yalnız bırakmayan kudrete teslimiyetin tek başına kahramanıdırlar.
Yalnızlık, yakıcıdır. Ayrılığın istek dışı ateşi hep yakar. Sinede kök salmış aşkın muştusu körükler ateşi.
***
Yalnızlık bu yüzyılın çağdaş sendromudur. Güvensizlik üzerine, bencillik kurgusu bir çaresizliktir aynı zamanda. Endüstriyel hayatın duygusuz ve paylaşımsız hücre hapsi, sanal ve dijital avuntunun kalabalıktaki yalnızlığını daha çok yaşatır.
Matematiğin muhakemesi/mantığı, kalbin tellerine vuran bir transfer yapmadıkça, kendi içinde kopuş yaşayan bir çöküntünün kimsesizliği yaşanır.
Yalnızlıktan kimsesizliğe ve kaybedişe geçmek, modern toplum inşasının sahibinden kaçmış bir canlının pervasız çırpınış ve bunalımıdır.
***
İnsan yalnızlıklarının tercihini yapabildiği gibi, tercihli yolun yalnızlığında da kalabilir.
Kişiliğimizin/mizacımızın yalnızlığı, kendini mutlu görme çabası kadar tedirgin ve telaşlı bir sosyal izolasyonu da beraberinde getirir. Uyum gösteremediğimiz ortamlar, bizi gerer veya korkularımızla çekilir, çekiniriz ve çekinceli bir yalnızlık kimyasına kapanırız.
Çevreden kopuk, etrafını farkedememek ve arkadaşlık bağı kuramamak veya kurduğunda şamar yemenin acısı, acı görmenin ızdırabı veya güven duyamamanın getirdiği sosyal fobiler ise ayrı bir yalnızlık kurgusunu besler ve insanı kendi bahçesinde sebze-meyvelere uzanamayacak bir ataletin içine çekebilir.
Duyguların subjektif eğilimleri, ilgi ve tepki paradoksları da ayrı bir yalnızlığa itebilir. Duygular, beklediği davranış modelini görmediği veya ıskalandığı zaman, yalnızlık duygusu, duyguların yalnızlığına cevap verir gibi birbirini sarmalar. Sevginin karşılık görmediği veya beklenti yüklendiği hallerde duygular sahibini arar,bu duyguların,hallerin,ruhi ve bedeni varlığımızın yani yalnızlığın sadece kendi zatına yakıştığı esas kudret sahibine kavuşmaya ve dolayısıyla,yanlızlığın o çekilmez sendromundan kurtulmaya ne dersiniz….!
MEHMET KANMAZ
 
Bu yazı toplam 103 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum