1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. KERKÜK VE BARZANİ
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

KERKÜK VE BARZANİ

A+A-

Bizim öğrencilik yıllarımızda   bunlar  haindi, teröristdi.Şaki idi ve Türk düşmanı idi.

Hatta öyle ki,  doğudaki eşkıyalıklar, terörizm bunların yönetiminde idi.

Öyle zaman geldi ki,

Bunlara Türk Devleti  kırmızı pasaport verdi.  Devlet protokolü ile karşılandı.

ABD’nin Irak’ı parçalaması sonrasında da,  Kuzey Irak’ın yönetimini ele geçirdiler.

Türkiye’nin politikası ne ?
Irak’ın toprak bütünlüğünün korunması.

Tabi ki, bu iş lafta kalıyor.

Kuzey Irak’ta adı konulmamış gibi görünse de, bayrağı, parası olan bir Kürt devleti var. Bunun lideri de Barzani…

Türk Devleti diyor ki :
Kuzey Suriye’de yeni bir  Kürt devletine, yeni bir oluşuma izin vermeyiz.

İyi ama, Kuzey Irak ne olacak ?

Musul ve Kerkük’te soydaşlarımız yaşıyor. Yaşamakla kalmıyor  çeşitli zamanlarda  katliama uğruyorlar. Türkmenler yok sayılıyor. Barzani burası Kürt yurdu diyor.

İşte bunun tescilini Eylül ayında yapılacak referandum ile yaptıracak. Gerçi göstermelik olarak ABD ve bazı ülkeler referanduma izin vermeyiz diyorlar ama, bunlar laftan öteye gitmiyor.

Bir zamanlar sınırlarımız içinde olan Musul ve Kerkük, daha sonra  Misaki Milli sınırlarımız dışında bırakıldı ve İngilizler burayı Türkiye’den kopartmıştır. Yapılan Lozan Antlaşması ile buradan çıkan petrol gelirinin yüzde 10’u Türkiye’nin olacaktı. Bu durum hiç gerçek olmadı ve Türk hükümetleri 1955 yılına kadar bu alacağı bütçede şüpheli alacaklar kısmında gösterirken bu tarihten sonra onu da çıkardılar.

Yıllar yılı ihmale uğramış, adeta unutulmuş, acılar içinde kıvranmış Türkmen soydaşlarımızdan da bahsetmek icap ediyor.

Geçmişte Türkmenler, Irak Devleti içinde Araplar, Kürtler ile birlikte üç "asli unsur"dan biri sayılmıştır.

Türkmenler, en eğitimli, kültürel düzeyi en yüksek ve en şehirli olan unsur olarak varlığını sürdürmeye çalışmaktadır. Türkiye’den de ellerinden geldiğince ilişkilerini sürdürüyorlar.

Buna rağmen önce "Araplaştırılma", şimdilerde de "Kürtleştirme" politikaları ile Türkmen varlığı ortadan kaldırılmaya ve Kerkük'ün kimliği yok edilmeye çalışılıyor.

Ali Kerküklü'nün belirttiği gibi:

"Bir kentin aidiyeti ve kimliği, o şehrin tarihi mimari eserleri, sosyal ve kültürel yapısıyla da yakından ilgilidir.

Kerkük Kalesi, Gök Kümbet'i, Nakışlı Minare ve Camisi, Aziziye Kışlası, 16 gözlü Taşköprü gibi 60'tan fazla Türk eserine Kerkük'ün her noktasında tahrip edilse de rastlamak mümkün.Kerkük'te yaşayan Türkmenlerin dışındaki milletlerin buna benzer acaba kaç tane tarihi eseri vardır?

Bunların sahipleri kimse, o kentin sahipleri de onlardır.Yapıların dili yoksa da kimlikleri vardır.

Kerkük, bütün bunları tamamlayan; okullar, kütüphaneler, hamamlar, ticaret hanları, folklor, şairleri, edipleri, basın ve yayın hayatı, halk müziği, ses ustaları, tiyatrosu, ressamları, spor hayatı gibi bütün diğer kültür unsurları açısından da tamamıyla bir Türkmen şehridir.Aslında, Kerkük'ün Türklüğünü tartışmak, hem tarihe, hem coğrafyaya aykırı bulunuyor.

400 bin nüfuslu Telafer, Musul'un çevresinde bulunan onlarca yerleşim yeri, köyler kasabalar, Erbil, Kerkük ve çevresinde bulunan kasabalar, 3 milyon Türkün yaşadığı topraklardı.

İsterseniz yakın tarihe bir bakalım.Kenan Akın’ın tespitlerini de görelim.

1913 yılında Mahmut Şevket Paşa sadrazamdır, durup dururken o zaman küçük bir emirlik olan ve daha henüz petrol yatakları işletilmemiş iken, Kuveyt'i karşılıksız olarak İngilizlere veriyor.Sonra Basra Körfezi'nde ve Umman Denizi'nde bulunan İngiliz donanması bu limana yerleşip  ve 1. Dünya Savaşında Irak'ın işgal girişimini oradan başlatıyor.İngilizler Kuveyt'te yerleştikten, hazırlıklarını yaptıktan bir yıl sonra 1. Dünya Savaşı başlar, tarih 1 Ağustos 1914'tür. 5 Kasım 1914 yılında Osmanlı İmparatorluğu savaşa girer.

19 Mayıs-2 Haziran 1924'te yapılan Haliç Konferansı toplantısında İngilizlerle Musul konusunda bir antlaşmaya varılamaz, İngilizler ısrarla Musul'u vermemekte direnir.

Konferans dağılır ve konu İngilizler tarafından BM'ye götürülür,Doğuda yine İngilizlerin  parmağı ile çıkartılan isyanlar vardır.  Musul'a gidecek tahkikat komisyonu kuruluyor. 7. Ağustos 1924'te Kürtlerin de içinde bulundukları Nesturi isyanı başlıyor.Ve arkasından 5 Şubat 1925'te Musul'un kaybına sebep olan Şeyh Sait İsyanı başlıyor.Amaç; Kürt devleti kurmak ve sınırda hazırlık yapan Türk askerinin Musul'a girmesine mani olmaktı.

Şeyh Sait isyanı Musul'un kaybının en önemli nedenlerinden başlıca birisidir.1958 yılında, Irak'ta Abdülkerim Kasım tarafından gerçekleştirilen kanlı askeri darbe, Kral ve Nuri Sait gibi şahsiyetleri ortadan kaldırırken dünyada eşine az rastlanan bir Kerkük soykırımı tarihe geçiyor.

Molla Mustafa Barzani'nin silahlarla donatıp hazırladığı Türk düşmanlığının, Türk kanının döküldüğü Şam katliamı, 14 Temmuz 1959'da yapılıyor.Türkiye yine bihaber, dünya yine suskun kalıyor.Kerküklüler yani hayatta kalabilenler, bu kanlı günü hiçbir zaman unutmadılar ve unutamıyor.

Hatırlayanlar 1990, Saddam Kuveyt'i işgal ediyor.

Ve olaylar, ondan sonra biri birini takip ediyor.

BOP'un Irak'ın işgali ile fiili uygulamasına geçiliyor.

1. Körfez Savaşı'nda, yapay olarak göç yaratılıyor.

Yapay Irak muhalefeti destekleniyor.

Kürtlere yarayan şekilde silahlandırılıyor, arkasından güvenli bölge, İncirlik'ten kalkan uçaklarla korunuyor.

ABD'nin sevk ve idaresinde Çekiç Güç kuvvetleri ve ABD'nin Wilson prensiplerinde istediği, Sevr'de senatosundan geçirilen Kürdistan'ın temelleri atılmış oluyor.

25 Nisan 1995 tarihinde diğer siyasi kuruluşların da tek çatı altında hizmet etmeleri amacı ile merkezi Erbil'de ITC. (Irak Türkmen Cephesi) kuruluyor.

2003 yılında İkinci Körfez Savaşı'nda, tamamen yalnız kalan soydaşlarımızın inanışına göre 1 Mart Tezkeresi'nin ret edilmemesi gerekiyordu.

Zaten, ABD ve Kürtler, Türk askerinin Irak'ın Kuzeyinde olmasını istemiyordu.

Türk askerini dört gözle bekleyen Türkmenler, böylece bir kere daha yalnızlığa itilmiş oluyor.

Irak 9 Nisan'da, Bağdat 10 Nisan'da, Kerkük de Kürtler tarafından işgal ediliyordu.

Hazırlıklı olan Kürtler Kerkük'ün bütün resmi dairelerine el koyup, tapu, nüfus dairelerini yakıp yağmalıyor. Yerel yönetim seçimlerinde de Kürtler çoğunluk sağlarken, Türkmenler azınlıkta kalıyor.

Son genel seçimlerde, kendi kimlikleri yerine başka partilerden aday olup bir anlamda Türkmen toplumu kendi kimliğinin zafiyetini kabullenmiş oluyor.

2003 yılından bu yana Türkmenlere hiç bir siyasi hak verilmediği gibi, Türkmen bölgelerinde de güvenlik sağlanamıyor.

İş yok, aş yok, ölüm her an, her yerde kol geziyor.Zira, Barzani'nin şimdiye kadar verdiği hiçbir "stratejik" sözünü tutmadığı artık biliniyor.

Yıllardır, terör örgütü PKK'yı himaye eden, topraklarında kalmasını sağlayan bir Peşmerge başından "dostluk" beklemek, hayalden öte değer taşımaz. Peşmergebaşı Barzani'nin çılgınca giriştiği maceranın sonu nereye varır şimdilik pek bilinmiyor.

Çünkü ABD'nin, bağımsızlık referandumuna karşı gelmesine rağmen aslında bölgede bir "Kürdistan"ı kurma projesi çoktan biliniyor.Üstelik Almanya, İngiltere ve İsrail gibi

 Selcan Taşçı Hamşioğlu'nun geçtiğimiz günlerde nefis bir yazısı son durumu adeta özetliyor:

"Graham Fuller'in, "Üniter Irak, ABD'nin bölgedeki çıkarlarına aykırı, Irak parçalanmalı. ABD'nin planı Türkiye'deki Kürtlerin özerkliğe kavuşturulması. Bu sayede Irak'ın kuzeyiyle bütünleşme sağlanabilir, Kürdistan kurulabilir" raporu gereği miydi, orasını bilemem...

İktidara gözünün üzerinde kaşın var demeye ödü kopan kanallardan birinde konuşan kadrolu uçak gazetecisi kadın gevrek gevrek "Türkiye Kürtlerin devletleşmesine niye karşı olsun?" diyebiliyor! "PKK devleti"ne tabii karşı olunurmuş ama "Barzani devleti" Türkiye için niye tehdit olsunmuş!

Daha düne kadar, "ABD öncülüğündeki bir koalisyonun parçası olarak bile gelseler Kuzey Irak'ta Türk askeri varlığına itiraz edeceğini" söyleyen Barzani  değil miydi?

Washington Post'a, "ABD'nin, Irak Kürdistanı'nı Türkiye'den korumasını" talep eden ilanlar bile vermedi mi? Akabinde de Bush, "Türk askeri Irak'a girerse karşısında Amerikan askerini bulur" diye Türkiye'yi tehdit etmedi mi?

"Türkiye bizden PKK yetkililerini istiyor. Kürt yetkililerin yakalanması ve teslim edilmesi gerçekleşmeyecek bir rüyadır. Biz, değil bir Kürt'ü bir Kürt kedisini bile teslim edemeyiz."

Barzani'nin "işgali" altındaki Türkmen şehri Musul'da, dört kere peşmerge kontrolünden geçip, üste üste iki pusuya düşürülen beş Özel Harekât polisimizin katili Barzani değil mi?

Denilebilir ki; Peşmergebaşı büyük desteklerle referandumu yapıp devletçiği gerçekleştirme yolunda ilerlese bile, karşısında PKK'yı ve benzer terör örgütlerini bulacağı şimdiden hesap ediliyor.

 

 

Bu yazı toplam 224 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.