Mustafa ÖZYURT

Mustafa ÖZYURT

mustafa özyurt
Yazarın Tüm Yazıları >

Kibir

A+A-
Kibirden sakının. Topraktan yaratılıp, yine toprağa dönecek olan bir varlığın kibirlenmesi, bugün var, yarın yok olan bir varlığın kendini beğenmesi ne kadar manasızdır. Tevazu göstermekle, tevazu sahibi olmak çok farklıdır. Tevazu sahibi övülmüş, tevazu göstermeye çalışan ise yerilmiştir. Cüneyd-i Bağdadi hazretleri, Tevazu göstermeye çalışmak da kibirdir. Çünkü kendinde bir varlık hisseden tevazu göstermeye çalışır.
Gerçek tevazu ehli, kendinde bir varlık hissetmez ki, tevazu göstermeye çalışsın. Onun tevazuu tabiidir, yapmacık değildir buyuruyor. Bazısı da, (Bu günahkâr, bu fakir) diyerek kendinin tevazu ehli olduğunu göstermeye çalışır. Bir günahını söyleyince hemen kızar. O zaman sözünde yapmacık olduğu anlaşılır. Din büyükleri de “bu fakir” diye kullanırlar. Fakat bunlar böyle sözlerinde samimidir. Kibirlenmek, kibirli görünmek, tevazu farklıdır. Kibirliye karşı, kibirli görünmek sadaka vermek gibi sevaptır. Hz. Hadimini nakilleri ve görüşleri bu hususda şöyledir:
Hz. Enes r.a.) dan: Rasülullah s.a.v.) şöyle buyurdular. “Muhakkak cehennemde tabutlar vardır ki, oraya kibirlenenler konulur. Ve üzerine kilit vurulur. Yani orada şiddetli bir azaba düçar olurlar”
Ebu Hüreyre r.a.dan rivayetle Rasülullah (s.a.v.)şöyle buyurdu: “Üç kimse var ki, Allah Teala kıyamet günü onlara mülaki olmaz (rahmet nazariyle bakmaz). Ve onlar için acıklı bir azap vardır. Bunlar zina eden ihtiyar, yalancı Hükümdar, kibirlenen fakirdir”.
Amr ibni Şuayp r.a.) dan rivayetle Rasülullah s.a.v.: ”Mütekebbirler kıyamet gününde (Zül ve alçaklıkta) küçük karınca gibi adamlar suretinde haşr olunur. Onları her bir taraftan zillet kuşatır. Onlar cehennemde bir hapishaneye sevk edilirler” buyurmuşlardır.
Yine Rasülullah s.a.v. buyurdular ki: ”Kalbinde zerre kadar kibir olan kimse cennete giremez”. Bunun üzerine bir adam şöyle dedi: “İnsan elbisesi ve ayaklarının güzel olmasını ister”.
Oda buyurdu ki: “Allah güzeldir. Güzeli sever. Kibir, hakkın reddi, kabul edilmemesi ve insanların hakır görülmesidir”. Hâlbuki bizler Allahın yarattıklarına şefkat ve merhamet nazari ile bakmakla memuruz. Ve sende Allahın kullarına tahkir ve inat gözü ile bakmaktan sakın.
Peygamberimiz s.a.v.e bir Arabî geldi ve dedi ki: Ben Ramazan orucunu tutarım. Her gün beş vakit namaz kılarım bunlardan fazla bir şey yapmam. Çünkü ben fakir bir kişiyim. Üzerime zekât ve hac farz değildir. Kıyamet koptuğu zaman ben hangi yerde olurum?
Rasülullah s.a,v. Güldü ve şöyle buyurdu: ”Gözlerini iki şeyden, haramlara bakmaktan ve halka tahkir nazarı ile bakmaktan koruduğun zaman, kalbini iki şeyden, kin ve hasetten muhafaza ettiğin zaman, dilini de iki şeyden, Yalan ve gıybetten koruduğun zaman cennette benimle beraber olursun” buyurdular.
Efendim, yukarda ki kısımlar Tefcir’ut-Teslim isimli eserin kenar kayıtlarında gecen malumatlardır, Hazreti hadimi’nin yine BERİKA’sından alınmış olup devamla bu mevzu da BERİKA de şöyle denildi:
Her ne kadar âlimin zikr edilen bu tür afetlerden uzak olduğu ve ilminin fazileti teslim edilse de, âlime lazım gelen şey kibir değil, haşyet ve tevazudur. Çünkü insanlardan hiç bir kimseye karşı kibirlenmemek kul hakkı ve borcudur. Âlim eğer bir cahilin durumuna bakarsa mantıklı hareket tarzı şöyle demektir: ”Şu kişi cahilliği sebebi ile Allah Tealaya isyan etti. Ben ise âlim olmama rağmen isyan ettim. Şu cahil özür beyanına benden daha layıktır.” Böylece o cahilden kendisini daha büyük göremez.
Hatta denildi ki, bir vaiz kendisini dinleyicilerden daha hayırlı görse durum müşkildir. Böylece bütün gayret ve enerjisini kendi nefsine sarf etmeye, kalbini kendi ayıpları ile meşgul etmeye ve başkalarının ayıpları ile meşgul olmamaya yöneltir.
HİKÂYE - İŞİN SONUNU DÜŞÜNDÜM
Adamın biri altınlarını ölçmek için bir kuyumcuya gidip terazisini istedi. Kuyumcu: “Git başımdan, teraziyi veremem. Çünkü kalburun yok dedi.
-Adam: “Benimle alay etme teraziyi ver”dedi. “Ben senden teraziyi istiyorum, sen bana gülünç şeyler söylüyorsun”dedi. Bunun üzerine kuyumcu şöyle dedi:
“Ben sana söyleyeceğimi söyledim. Sen yaşlı ve titrek bir adamsın. Ölçerken ellerin titrerken altın parçaları toprağa düşer. Sende onları topraktan ayırmak için süpürge, eleğe ve kalbura ihtiyaç duyarsın.
İşin sonunun buraya varacağını bildiğim için sana böyle söyledim der. Evet, işin sonunu düşünmek hayatın olmazsa olmazlarındandır! (Devam edecek)
 
Bu yazı toplam 197 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.