1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. KIBRIS VE DENKTAŞ
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

KIBRIS VE DENKTAŞ

A+A-

Geçtiğimiz günlerde Kıbrıs Barış harekatının  44. Yılını kutladık.

44 yıl önce Ecevit- Erbakan ikilisinin iş başında olduğu dönemde   Kıbrıs’ta yaşanan  EOKA örgütünün hareketlerinde bu hainliğin ve saldırırının durdurulması için girişimler boşa çıkınca,Kıbrıs Rum kesimi ve  Makarios’un iş birliği, Yunanistan’ın desteği ile  Kıbrıs’ı Yunanistan’a bağlamak isteyen  EOKA örgütünün durdurabilmek için  Türk Devleti garantörlüğünü kullanarak Kıbrıs’a çıkartma yapmıştı. 20 Temmuz’da yapılan bu harekatın 2. cisi  de yapıldı ama ve  Bundan sonra barışçıl çözümler sonuç getirmeyince   Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kuruldu.Ancak aradan geçen yarım asra rağmen Türkiye dışında  sözde din kardeşlerimiz dahil, hiçbir dost ülke  Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini tanımadığı gibi, ABD başta olmak üzere bir çok  ülkede hem Türkiye’ye, hem Kıbrıs’a  30 yılı aşkın her türlü ambargo uyguladılar.Bir anlamda Türk Askerinin cephede kazandığı zaferi masada askıya aldılar.

Kıbrıs Türk’nün yılmaz savaşçıları olan Dr. Fazıl Küçük ve Rauf Denktaş ömrünü  Kıbrıs Türk’ü için bitirdi. Rahmetli  Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile    birkaç kez birlikte oldum ve TV’de programlar yaptım. Kabri nur olsun.

Aynı mücadelenin zaman zaman sekteye uğradığı, zaman zamanda alevlendiğini görmekteyiz ve  Kıbrıs Rum kesiminin tavrı nedeniyle bir türlü  çözüme ulaşılamamıştır.

Aşağıdaki yazıyı merhum Cumhurbaşkanı  Rauf Denktaş  2012 yılında kaleme almıştı ve bugün bende sizlere birkez daha hatırlatıyorum.

Kıbrıs meselesinin ne olduğu konusunda, yani gerçekçi bir teşhiste, henüz taraflar arasında bir görüş birliği hasıl olmamışken ve “dünya” dediğimiz malum ülkelerle, BM Genel Sekreteri, konuyu 1964’te aldıkları kararın ışığında yorumlarken bizim dörtlü, beşli uluslararası toplantı konusunda sabırsızlık göstermemizin anlamı nedir, bilemiyorum. Böyle bir toplantı, iç konularda anlaştıktan sonra, üç garantör ile iki halkın mutabakatını teyid için gerekli olur. İç konularda varılacak anlaşmanın geçerli olabilmesi için “gerçekçi bir teşhiste” de mutabakat gerekir. Aksi halde polis konusunda varılan anlaşmanın da kıymeti harbiyesi yoktur.
Bu konuda Hristofyas “şartlı olarak” uluslararası konferansı kabul edebileceğini açıkladı.Türk tarafından bu şartların kabul edilmezliğine dair henüz bir ses çıkmadı. Belki zamansız konuşmak istemiyorlar. O halde, “sırtında yumurta küfesi taşımayan” bizler, düşündüklerimizi, geçmişten ders alarak ortaya koyalım:
Hristofyas’ın derdi Kıbrıs meselesini ait olduğu milli garantiler çerçevesinden çıkarmaktır.Bu nedenle uluslararası bir toplantıyı Güvenlik Konseyinin Daimi üyeleri + AB Temsilcileri + Kıbrıs Cumhuriyeti + Rum Cemaati + Türk Cemaatinden oluşan bir toplantı olarak görmektedir.
Yukarıda da söylediğim gibi Kıbrıs meselesi iki eşit halk (iki eski ortak) ile garantörler arasındadır. Buna dışarıdan, Kıbrıs meselesinde bu güne kadar, bilerek - bilmeyerek taraf tutmuş yabancıların eklenmesine gerek yoktur. Buna şiddetle karşı çıkılmalıdır.
Hristofyas’ın böyle bir toplantıya “Kıbrıs Devleti” ile Rum Cemaatinin katılması talebindeki cingözlüğü 1964’te bize Garantör İngiltere’nin Bakanı Duncan Sandys oynadı.Londra Konferansına Kıbrıs Hükümetini de davet edeceğini söyleyince ben itiraz ettim. Beni ikna edemeyen Bakan, Dr. Küçük’e gitti. Osman Örek’in de hazır bulunduğu oturumda onları iknaya çalıştı. Bunun mümkün olmadığını gören Bakan, Örek’in talebi üzerine, Londra Konferansına iki toplumun davet edileceğini teyiden yazılı bir belge verdi.
Londra’ya gittik. Karşımıza “Kıbrıs Hükümetini” çıkardılar. Kıyameti kopardık. Geri dönüyoruz dedik. TC Dışişleri Bakanı Feridun Cemal Erkin “Aman yapmayınız, ağır şekilde suçlanırız” dedi. Ara yol olarak “söz hakkı tanımayınız. Söz hakkı verirlerse o zaman ayrılırsınız” dedi.Teklifimiz kabul edildi. “Kıbrıs Hükümeti”ni temsil eden kişi ağzını açamadı. Ancak, “Kıbrıs Hükümeti” olarak boy gösterdi.
Garantör İngiltere, Londra Konferansını başlatabilmek için bize bu oyunu oynadı. Bu oyuna gelmemeliydik. Ancak, o günlerde Türkiye, Kıbrıs’a müdahale edecek durumda değildi. Meseleyi görüşmeler yolu ile halletmek istiyordu.Meselenin süratle Güvenlik Konseyine gitmesini istiyordu. Öyle de oldu. Ve 48 yılda Hristofyas bize, 28 yaşında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin hükümetine ayni oyunu teklif ediyor. Cevabımız “Kıbrıs Hükümeti” (Rum idaresini temsilen) katılacaksa KKTC’de, Kıbrıs Türk halkını temsilen, ayrıca halkı temsil eden bir heyetle birlikte toplantıya katılır. Rum ne isterse, bize de uygulanır; Hiç başka formül aramasınlar. Aynı tuzağa ikinci kez aptallar düşer!
Kabul edecek yiğit var mı?..

+++

Sayın Vali’mi buradan uyarıyorum. Konya’da bildiğim kadarıyla bundan birkaç yıl önce Valilik tarafından bir genelge yayınlanarak sokak düğünleri, düğünlerde patlayıcı madde atmak, silah kullanmak yasaklanmıştı. Ne yazık ki son günlerde bu genelge rafa kaldırıldı. İnsanların rahatsız edildiği bir yana, silahla yaralamalar ve trafik keşmekeşi yine devam ediyor. Bu konuya duyarlılık göstereceğinizi umuyorum.

Bu yazı toplam 485 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.