1. YAZARLAR

  2. Lütfi AYHAN

  3. Kılıçdaroğlu Yanlış Zamanda Ters Yöne Yürüyor
Lütfi AYHAN

Lütfi AYHAN

Yazarın Tüm Yazıları >

Kılıçdaroğlu Yanlış Zamanda Ters Yöne Yürüyor

A+A-

 Demokrasilerin olmazsa olmazlarından biri de toplantı ve gösteri yapma hakkıdır. Halkın belirli bir kesimini temsil eden siyasi partiler, stk lar, dernekler, toplum kuruluşları… Yanlış gördükleri, haksız buldukları konuları kamuoyuna duyurmak ve iktidarı bu yolla uyarmak isterler. Bu çok tabi, pek haklı bir uygulamadır.

CHP ve lideri Kılıçdaroğlu bu hakkı kullanıyor. Kimsenin buna diyeceği bir şey yok, Lakiiin… Lakin diyorum çünkü yürüyüşün yönü, yürüyüşün zamanı, yürüyüşün amacı problemli görünüyor.  Nasıl mı? Şöyle; 

 a-Yürüyüşün amacı: Kılıçdaroğlu “adalet yürüyüşünün amacını “ herkese adalet” diye açıklıyor. Pekiyi ne oldu da bu yürüyüş başladı? CHP milletvekili Enis Berberoğlu, MİT tırları kumpası ile ilgili davada mahkûm oldu. Haklı – haksız, az – çok bir ceza aldı. Neticede Türk Adaleti bir karar veriyor. ( İşin teferruatını gazetelerde görebilirsiniz.   Kısaca bu davada Berberoğlu, Mit Tırları kumpasının görüntülerini Can Dündara vermekle suçlanıyor.)

Daha önceleri Türk mahkemeleri bu kararın binlerce katı  cezalar verdi. Mesela,  Ergenekon da balyozda verilen kararlar, Ak Partini kapatılması için açılan davalar, Refah Partisini, Fazilet partisini kapatan kararlar, Başörtüsü ve katsayı ile ilgili verilen kararlar, 367 garabeti, Tayyip Erdoğan şiir okuduğu için hapse atan karar… Tüm bu davalar için  CHP, bırakın yürümeyi bu garip kararları destekledi. “O zaman neredeydin ey CHP?”  diye sormaz mı kamuoyu? Başkaları garip, anlamsız kararlarla mahkûm edilirken niye sesin çıkmıyordu?  Senin vekilin babası muhtar mı? 15 Temmuzda darebeciler 250 vatandaşı şehit ederken  2000 den fazla insanımız gazi olurken  CHP niye yürümedi? Tanklara karşı bir adım bile atmayan Sayın lider, Berberoğlu için Ta Ankara’dan İstanbul’a yürüyor…

b- Yürüyüşün Zamanı. Bu yürüyüş, ülkenin, devletin, milletin içte ve dışta  sıkışık olduğu bir dönemde yapılıyor. Dışta Suriye, Irak, Kıbrıs, Karadeniz meseleleri var.  Sınırlarımızda ABD, Rusya, İsrail, AB… Kısaca dünya konuşlanmış durumda. Ortadoğu’da yedi düvel yeni sınarlar çizmek için büyük bir uğraş içinde iken; PKK, FETÖ, dhkpc, daeş… Devleti, milleti içerden yıkmak için kahredici bir çalışma içinde iken, asker, polis bunlarla ölümüne savaşırken... Sayın Kılıçdaroğlu birçok askeri, birçok polisi ve kamuoyunu  kendi yürüyüşü için oyalayarak  bu mücadeleyi zayıflatmıyor mu? ABD ve  Almanya, Katar krizi başta olmak üzere İslam Dünyasını mahvetmek için uğraşırken, devletimiz bunlara karşı mücadele ederken, bu yürüyüş ne anlama geliyor?

c-  Yürüyüşün yönü! Ankara’dan başlayan bu “adalet “ yürüyüşü bence ters tarafa yapılıyor. Ankara’dan başlayan bu yürüyüş Batıya İstanbul’a doğru değil, Doğuya, Güneydoğuya yapılmalıydı? Çünkü şehitler o taraftan geliyor. PKK, askerimizi, polisimizi, öğretmenimizi, sivil siyasetçimizi  Şırnak’ta, Van’da, Diyarbakır’da… Şehit ediyor? Kılıçdaroğlu, Bunca polisin, askerin, gencin toprağa düştüğü Güneydoğuya değil de bir vekilinin Türk  mahkemesi  tarafından mahkûm edilip İstanbul’da, Maltepe’de  hapse atılmasını protesto için İstanbul’a yürüyor. Bir tarafta gencecik yiğitlerin cenazeleri, bir tarafta mahkemece suçlu bulunmuş bir vekilin mahkûmiyet kararı. Bunlardan hangisi daha ağır bir acı, daha büyük bir hüzün, daha önce çözülmesi gereken bir sorun?  Kılıçdaroğlu bu nedenle bir vekilinin hapse gireceği İstanbul tarafına değil, vatan için toprağa  düşen yüzlerce gencin kara toprakla evlendiği yöne, PKK nın ocaklar söndürdüğü yöne doğru yürümeli ve her durakta; “ Bitsin bu terör, dursun bu kan! Ey ABD nin kucağına, Ey Avrupa’nın  tuzağına düşmüş DAEŞ li, PKK lı DHKPC li, FETÖ cü gençler!  Bırakın silahlarınızı, bitirin şu sonu gelmez ve ihanet sarmalı ile kaplanmış kalkışmanızı, bu kanlı gâvurların yalanlarına daha ne kadar kanacaksınız, ne zaman milletinize, devletinize, vatanınıza karşı bu anlamsız, haksız, ihanet dolu kanlı kalkışmanıza  son vereceksiniz …?”  demeli değil miydi? Evet, böyle demeliydi ve Ankara’dan batıya, İstanbul’a doğru değil  G. Doğu tarafına yürümeliydi. Yürürken de “Adalete, hürriyete, barışa evet, teröre, ihanete, batı emperyalizmine, batı kumpaslarına hayır… “ diye dağı taşı inletmeliydi. 

 

Bu yazı toplam 441 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.