1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Kılıçdaroğlu’nun Bavulu…
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Kılıçdaroğlu’nun Bavulu…

A+A-

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun referandum öncesi çalışmalarıyla diline doladığı “Tek adam rejimi gelecek” masalında halkın gözünü korkutma çabaları da işe yaramadı. O kadar bağırdığı halde bu konuda da halkın kendine onay vermediği referandumla ortaya çıktı. Ben Türk siyaset geçmişinde dedikleriyle çelişen böylesi bir politikacı görmedim. Siyasi hayatı boyunca kendisine takılan “Çarkçı Kemal” lakabı da sanırım bu sebeple ortaya çıkmıştı. Türk siyasetini takip eden yerli yabancı çok sayıda gözlemci, Kılıçdaroğlu’nun siyasette başarılı olamayacağını ve başbakan olsa bile buna güç yetirip başarı sağlayamayacağını bilir. O bakımdan çaresiz sol seçmen, tabi olduğu partinin tepesinde oturan bu adamı bir türlü kabullenebilmiş sayılmaz. Geçmişte “Kara Oğlan” diye alkış tuttukları yere göğe sığdıramadıkları rahmetli Bülent Ecevit’in de bu işte yetersiz olduğunu bal vermeyen arı misali yaptıkları sebebiyle bilir. Ama iş mutaassıp siyaset olunca ölümüne ardında dururlar. Gönülden sevmişler ya! Bırakın ne olursa olsun! Bu memleketi Karaoğlan gibiler kurtaracak inşa edecektir! Sözde okumuş ama saf sol zihniyetten çok sayıda seçmenin bakış açısına göre gerçek bu… Onlara göre ülkenin kurtuluşu Ecevit gibi insanların eliyle olacaktı. Bir kere gelecek ihtimaller üzerine inşa edilmez. Kılıçdaroğlu’nun anlamakta zorlandığı konu; Ülkemizin yeni sistem yapısı olan başkanlık sistemine karşı çıkarken ölümüne bir mücadele ortaya koyuyor. “Bu tek adam rejimi” diyerek kıyasıya saldırıyor. Hatta saçmalıkta sınır tanımaksızın, yeni başkanın dilerse lokantaları, muhtarlıkları, manavları, bakkallara kadar her yeri kapatma yetkisi olacağını ifade ederek hangi amaca hizmet ettikleri belli olmadan siyasi söylemler geliştirebiliyorlar. Şunu bir anlasınlar; sistem, biz faniler üzerine değil ülkenin geleceğini teminat altına almak amacıyla inşa edilir. Bunca senedir içinde bulunduğumuz yapıya bakarak çok az bir mesafe alabildiğimizi sorgulayamayan CHP’nin içinden çıkamadığı sıkıntı budur.

Dostlar, bu sistemin değişmesi lazım. Riski olmayan hiçbir şey hayat bulamaz. Ticaret, siyaset, yaşam tabiatları itibarıyla risktir. Riski olmayan hiçbir şey hayat bulamaz. Risk ise, paylaştıkça azalır. Son referanduma göre cumhurbaşkanlığı sistemi 16 Nisan'da milletimizce onaylanmıştır. Halkımızın bu sistemde ittifak etmesi, oy çokluğuyla olmuştur. Ortak akıl bu sonuca varmıştır. Buna milletçe saygı duyacağız. Saygı duyduğumuz takdirde millet yeni sisteme sahip çıkar. Yeni sistem uygulanmadıkça üzerinde yorumlar yapılır. Ama bu yorumlar tabansız görüş ve düşüncelerle değil, realist verilerle ortaya konabilir. Boş inatla siyaset yapan Kılıçdaroğlu ve benzerleri bir yerlerden aldığı talimatla olaya yaklaştığı sürece bu milletin sillesini yemeye devam eder.

CHP şu konuyu bir türlü anlaşmaya yanaşmadı. Kendi bildiği saçmalıkların doğruluğu gibi bir mantıkla işin özünü incelemeden kıyasıya ölümüne eleştiri topuna tuttu. Ona göre; ne olursa olsun, bu böyle olmamalıydı. Alışılagelmiş statükocu yapı neyimize yetmezdi ki?

Bir kere mevzu, Recep Tayyip Erdoğan meselesi değil. Erdoğan’ın 2019'a kadar Allaha emanet olan canı üzerine elinde belge var mı? İnsanoğlu Allah’ın takdir buyurduğu hayatı yaşar günü gelince de emaneti sahibine teslim eder.

Ülkemizde yapılan her değişiklik üzerine için itiraz sahibi olmak gibi saçma bir düzen üzerinde yürümeye çabalıyoruz. On adım ileri gitsek te yapılan bir manevra ile yirmi adım da geriye gidip yine toparlanma sürecine giriyoruz.

Şu ülkemizin kaderine bakın ki hemen hemen her on senede bir bu ülkede darbeler, muhtıralar gündeme gelmiş. Siyasi katliamlar gerçekleşmiş. Kurulu sistemde ısrarlı olan çevreler senaryolar yazarak, bunun içinde oynanan tüm oyunlar, milletimizin ileriye giden adımları önünde set olmuş. Bugün Avrupa’nın haince girişimlerinin temelinde yatan sebebi bu halk anladı ama CHP mensupları bir türlü anlayamadı.

CHP’yi uzun yıllardır ülkemizin geleceği için bir kurtuluşmuş gibi lanse ettiler. İstedikleri gibi at oynatabilecekleri bir sistem kurarak bu halka açık tabirle kan kusturdular. Ülkemizde başı sarıklı, başı örtülü nice insanları darağaçlarında vahşice sallandırdılar.

Bu ülkede başındaki örtü yüzünden okulundan edilen bacılarımızın kafasında ki ilme, irfana değil, kafasının üstüne bağladığı bir bez parçasına takıldılar. O bez parçasını ülkenin en önemli sorunu haline getirdiler. Koskoca devlet organları medeniyet uğruna ileri adım atacağımız onca açık ortada dururken bu işlerle uğraştılar.

Polisler, askerler başka işi yokmuşçasına anaların başında ki örtüyle babaların, dedelerin yüzünde ki sakalla yatıp kalktılar. O başörtüler açılmalıydı. O sakallar kesilmeliydi.

Bugünkü CHP’nin yaklaşım tarzı inanın hiç farklı bir perspektif çizmiyor. Geçmişte neyse bugünde aynısını yapıyor. Medeniyet sözcüsü kesilen CHP’lilerin ülkemizde kalkınma uğruna yapılan Yavuz Sultan Selim Köprüsüne karşı çıkmaları, yeni havalimanı projesine ölümüne karşı çıkmaları ne anlama geliyor? Hani siz medeni idiniz? Hani çağdaştınız?

Kılıçdaroğlu’nun çok yakın tarihte CHP’den ipi çekilecektir.

Kim bilir kasetle geldiği o makamdan CD ile gönderirler.

CHP yerinde saysa da teknoloji ilerliyor.

Bu yazı toplam 393 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum