1. YAZARLAR

  2. Ahmet Balcıoğlu

  3. Kim Ayırdı Birbirinden?
Ahmet Balcıoğlu

Ahmet Balcıoğlu

Ahmet Balcıoğlu
Yazarın Tüm Yazıları >

Kim Ayırdı Birbirinden?

A+A-
Etle tırnak gibi olan, birbirini tamamlayan, birbirinden ayrılamayan, biri olmadan diğeri olamayan, birbirinin mütemmim cüzü olan

İMANLA AMELİ kim ayırdı?

Kim başardı amelsiz bir iman olabileceğine inandırmayı?

Kim başardı sadece imanın yeterli olduğuna ikna etmeyi?

Eylemsiz, salih amelsiz bir iman bizi nereye götürür?

Burada itikadi bir konu olarak iman-amel ilişkisini söz konusu edecek değilim. Lakin amelin bu kadar terk edilmesi ve bir kenara bırakılması akla ziyandır.

Bu nasıl bir mantıktır ki bir yerde çalışmak için sözleşme imzalayacaksınız sonra o sözleşmenin gereğini yerine getirmeyeceksiniz. Böyle yaptığınızda işverenin size karşı yaklaşımı nasıl olacaktır? Sizin
bu tavrınızı görmezlikten mi gelecektir? Siz vaad ettiğiniz işleri yapmayınca size sözleşme gereği vereceği maaşı verecek midir?

Sözleşme önemlidir. Sözleşme olmadan bir yerde çalışmaya başlayamazsınız. Çalışsanız da bir hak talebinde bulunamazsınız. Sözleşmede haklarınız ve görevleriniz belirtilmiştir. Sözleşmeyi okursunuz
eğer haklar ve görevler sizin için de uygunsa kabul eder ve imzalarsınız. Daha sonra size vaat edilen haklarınız yerine getirilmezse hakkınızı elde etmek için ilgili mercilere başvurursunuz. Eğer siz
görevinizi yerine getirmez ve sözleşmeye muğayir davranmaya başlarsanız işveren de sözleşmede belirtilen yaptırımları uygulamaya başlayacaktır. Bu durum herkes tarafından kabul edilen ve
içselleştirilen bir hakikat durumundadır.

Aslında imanın durumu da bundan farklı değildir. O işe girmeyi size kimse zorlamadığı gibi sizi bu dine girmeye de kimse zorlamamaktadır. Başlangıçta ailenizin yönlendirmesi daha sonra da sizin
tercihinizle müslüman olduğunuzu ve inandığınızı ifade ediyorsunuz. Yani sözleşmeyi imzalıyorsunuz. O zaman o sözleşmenin yani imanın gereğini yerine getireceksiniz. hem de büyük bir
memnuniyetle.

Farzlar bu sözleşmenin olmazsa olmazı, mutlaka yerine getirilmesi gereken ana unsurlardır.

Haramlar, sözleşmeye istinaden mutlaka uzak durulması gören davranışlardır.

Bu iki noktaya azami derecede özen göstermelidir inanan birisi.

Acaba uygulama bu şekilde mi?

Maalesef bu soruya olumlu cevap verebilmemiz mümkün değildir.

Mesela sahabe Peygamberimize "Bilerek geçirilen bir namazın kazası olur mu?"  diye bir soru sorulmamıştır. Çünkü sahabenin zihninde bilerek namaz geçirme diye bir olgu yoktur. Yine sahabenin
algısında bilerek oruç yeme diye bir olgu söz konusu değildir. Bundan dolayı bilerek oruç geçirmeyle ilgili bir soru Peygamberimize sorulmamıştır.

O zaman bu namazsız ve oruçsuz iman çeşidi nasıl ortaya çıktı?

Bu iman türünü kim icat etti?

İndirilmiş dinde böyle bir husus olmadığına göre bu olsa olsa uydurulmuş dinin uygulamasıdır. Yani amelsiz bir din ortaya çıkıyor. Bu yaklaşıma göre Allah hayata müdahele edemiyor. Göklerin tanrısı
sadece insanların ihtiyacını karşılayan, insanın hayatına karışamayan  yetkisiz bir Allah tasavvuru mevcuttur.

Kur'an'ın bize anlattığı Allah tasavvuru, hayatın her alanına müdahil olan ve her an müdahele eden bir Allah'tır.

Allah, ödülün belirtilen çalışmaları yapmaya bağlı olduğunu bildirmiştir. Cezanın da yasakların yapılmasından ve emredilenlerin yapılmamasından kaynaklanacağını haber vermiştir.

Bu hakikate göre iman ve amel et ve tırnak gibidir ve amelsiz bir iman olmaz.

Çalışmayan birine nasıl ücret ödemeniz söz konusu değilse ameli olmayan bir imana da ödül demek olan Cennet yoktur.

İşin enteresan tarafı, salih amel yapmayanlar tıpkı salih amel yapanlar gibi Cennet ödülünü kazanacaklarını zannediyorlar. Bu noktada büyük bir yanılgı içindedirler.

Ödülü kazanmak için ödülü verecek olanın şartlarına uygun davranmak gerekir. Ödülü verecek olanın şartnamesine uymazsanız yarışmaya katılamazsınız veya katılırsınız ama dereceye giremezsiniz.

Mesele budur. Allah'ın emirlerini doğrultusunda, Peygamberimizin örnekliğinde salih ameller işleyerek hayatını yaşayan güzel bir müslüman olmamız dileklerimle.
Muhabbetlerimle

SEZAİ KARAKOÇ'TAN GÜZEL SÖZLER

- İzin ver, Ramazanlar uyandırsın bizi Allah'ım! Uyandırsın, bilinçlendirsin ve diriltsin, Allah'ım..

- Oruç da susar, Oruç da acıkır. Orucun susadığı ve Ab-ı hayat gibi kanamadığı su, Kur’an sesi, acıktığı Namaz, örtündüğü Merhamet, kuşandığı giyindiği, Allah adının
yükseltilmesi, yani Cihattır.

- Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır. Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır. Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır.

- Onlar sanıyorlar ki, bizden kurtulsalar mesele kalmayacak... Halbuki bizden kurtulsalar, vicdan azabından kurtulamayacaklar. Vicdan azabından kurtulsalar, tarihin azabından
kurtulamayacaklar. Tarihin azabından kurtulsalar, ALLAH'ın gazabından kurtulamayacaklar.

- "Sen Cuma gününün hürriyet kadar kutsal olduğunu onlara anlat." ...

- Ancak, umut umutsuzluğun olduğu yerde başlar. 

- Her çağda, şartlar ne kadar ağır ve umutsuz olursa olsun, inananlar için muhakkak bir Nuh'un Gemisi vardır. 

- “ İnancın yarısı utançtır.  Her şeyi tam olsa da,  Utancını yitirmiş bir medeniyet, sağlıksızdır. . ” 

- “Sabah namazına kalkmak aşk işidir… Hiçbir bâtıl din, her gün ama her gün, ortalık ışımaya başlarken, kurt kuş uykuda iken, insanı ayağa kaldırmaya cesaret edemez” 
    
Bu yazı toplam 137 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.