1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. KİM “DUR” DİYECEK ?
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

KİM “DUR” DİYECEK ?

A+A-

Ülkemizin toprağı yaklaşık 790 bin Kilometre karedir.
Toprağımızın yine yaklaşık   son on yılda, 5.22 sini kaybederken, Tarım yapılabilen  alan 8.2 kilometre kare ise, yaklaşık 24 milyon kilometrekaredir.
Ancak bu alanı çok verimli kullanamıyoruz. Tarım alanlarının büyük bölümü amaç dışı kullanılmaktadır. Bundan dolayı da ihtiyaçlarımız nüfusa oranla hemen her yıl artmakta ve bundan 15-20 yıl önce kendi kendine yeten ülke iken, bugün birçok tarım ürünlerini ithal ediyoruz.
Bundan 20 yıl önce yaklaşık 63 milyon nüfusumuz vardı. Şimdi 82 milyonu aştı. Bu resmi rakamlar. Geçen yılda Türkiye’nin yine yaklaşık 46 milyon turist ağırladığı belirtiliyor. Başta Suriyeliler olmak üzere diğer göçmenleri de 10 milyon kişi olduğunu hesaplarsak, Türkiye de yaşayan insan sayısını siz bulun. 
Tahıl, sebze ve meyve üretimi ise her yıl düşüyor. Zira hem tarım alanları yukarıda belirttiğim gibi azalıyor, hem de köyden kente göç oluyor. Ancak kente gelen insanlarda iş bulamıyor ve iki arada bir derede kalmaktadır. Bu durumda Türkiye birçok ürünü ithal etmek zorunda kalıyor…
Bunun iki nedeni var.
Birincisi üretim yapamıyoruz veya yapmıyoruz.
İkincisi tarım alanları amaç dışı kullanılıyor,
Üçüncüsü ise çok daha önemli. Artan nüfus ve işsizlik.
Ülkemiz böyle bir handikap yaşarken ciddi anlamda da atılan bir adım yok. Her şey lafta kaldığı söylenmektedir. Bunun yanı sıra meralarda kiraya verilmekte ve köylü kıt-kanaat yaptığı tarım ve hayvancılığı da yapamamakta kalıyor.
Bu yanlışa kim dur diyecek?
+++
Her Ramazan’da olduğu gibi bu Ramazan ayında da Konya dilenci istilasına uğramış. Özellikle Doğu ve Güney Doğu illerinden araçlarla Konya’ya akın eden dilenciler, iftara yakın saatlerde ekmek fırınları ve marketlerin önünde veya iftar için restaurantlara giden vatandaşlara, rahatsız edecek derecede askıntı olarak dileniyorlar. Bu konuda zabıta ekiplerini göreve davet ediyorum. Birde yabancı uyruklular var. Cami önlerinde, teravih namazı öncesi ve sonrası duygu sömürüsü yapmaktadırlar.
+++     
Eskiden bizim çocukluğumuzda çember çevrilir, su musluktan içilir, ağaçlara tırmanılırdı. Bebekler bezden, silahlar tahtadan olurdu.
Resimler kömür karasından yapılır, kızlara ninelerinin, erkeklere dedelerinin isimleri konur, saatli maarif takvim sayfaları okunurdu.
Komşuda pişen bize, Bizde pişen komşuya giderdi.  Geçen gün eski bir rahmetli dostumun oğlu  Amca inan akşama yiyecek ekmeğim yok. Kendim ilaç-iğne ile yaşıyorum. Bana yardımcı ol” diye feryat ediyordu. Hz. Peygamber ne diyor ?
“Komşusu açken, tok yatan bizden değildir”
Eskiden böyle mi idi.
Geceleri ayaz, sokaklar karanlık, yıldızlar parlak olurdu. Turşu, mantı, salça evde yapılır, karpuz kuyuda soğutulurdu.  Kışın kardan adam yapılır, evlerde soba yakılır, kış gecelerinde büyüklerimiz masal anlatırdı: Merdiven çıkılır, aidat ödenmez, yönetici seçilmezdi. Evler badanalı veya çilalı olurdu. Sokak lambaları az olurdu. Mahalleler bekcili olurdu ama, kimse kimsenin malına dokunmazdı. Dokunan zaten o mahallede barınamazdı. Haberler radyodan dinlenir, defterlerimize kenar süsü yapardık. Hayat “arkası yarın” gibiydi. Her gün yaşanacak güzel şeyler olurdu. Herkes kendi düşünü kurar, kendi hayatını oynardı.
Şimdi herkes yoğun, yorgun ve adeta tek başına…
Sen çare arıyorken,
O bahane arıyorsa,
Aranacak bir şey kalmamıştır…
+++   
SOSYAL MEDYA
Las Vegas’ta sahne olan ABD’nin en ünlü illüzyonist ikilisi Penn-Teller soruyormuş: ‘Bunca yıllar sihirbazız, görmediğimiz illüzyon kalmadı. Ama sizin 4 pusulalık zarfta sadece birine nasıl hile yapıldığını çözemedik. Servetimizi vermeye hazırız, Allah aşkına bu hileyi bize de öğretin…’
(Paylaşan: Seyhan Teoman)
İşte ülkenin hali…

Bu yazı toplam 505 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.