1. YAZARLAR

  2. Kerim Candan

  3. Kimin Hayatını Yaşıyoruz?
Kerim Candan

Kerim Candan

Yazarın Tüm Yazıları >

Kimin Hayatını Yaşıyoruz?

A+A-
Kendi hayatımızı rutin davranışlar üzerine bina ederken kişisel olarak bizi doğrudan ilgilendirmeyen kişileri ve olayları yaşayıp üzerine düşünmek zorunda kalıyoruz.
Televole ve magazin kültürünün gençlerimizi ahtapot gibi sardığı 2000’li yıllardan bugüne şimdi de evlilik programları yaşantımızı taciz eder hale gelmiştir.Herkesin şikâyetçi olduğu ama yine de izlenirliği olduğu için ya da iddiasıyla muhtemelen yayınlanmaya devam eden evlilik programları aile kurumunu itibarsızlaştırmaya devam etmektedir.
Kutsallığına inandığımız ailenin, kurulmasından devam ettirilmesine kadar birçok döneminde mahremiyet ve özel sınırlar aile kurumunun önemini ve değerini koruyup yüceltmiştir. Çünkü değerli ve önemli olan aile kurumu kişilerin özeli olduğu müddetçe daha değerlenip zenginleşmektedir.

Herkesin önünde duygularımızı ifade etmek olumlu gibi görünse de evlilik ve aile kurma gibi konularda yaşantıların özel olması önemli bir mahremiyet alanıdır.
Bugün gündemde çokça yer bulan evlilik programlarında özel duyguları alenileştirmek bu değerlerin itibarının düşmesine neden olmaktadır. Özel olan özel kaldığı müddetçe bir anlam ve değer kazanmaktadır.

Evlilik programlarında da bu mahremiyet ihlal edildiği için sağlıklı sonuçlar vermemektedir. Hatta popüler olmak özel duyguların önüne geçerken eş adaylarının özel kalması gereken bir süreci toplum önünde yaşamaları bizim kültürümüze de aykırılık teşkil etmektedir. Program spikerinden, stüdyo konuklarına ve izleyicilere kadar milyonların gözü önünde duyguların paylaşılması insanların sonraki yaşamları için ciddi psikolojik bunalımlara girmesine de neden olabilmektedir.
Semra’ların, Caner’lerin, Hanifelerin ya da falan sanatçının, topçunun ya da mankenin ya da sosyal medya fenomenlerinin kendi akrabalarımızdan ve tanıdıklarımızdan daha çok hayatımızın parçası olması ciddi endişe kaynağı olabilmelidir. Çünkü kültürümüze uzak içinde yaşadığı topluma benzemeyen insanların gençler ve potansiyel TV izleyicisi kadınlar üzerinde olumsuz etkileri olabilmektedir. Anadolu’nun bozkırlarında, şehirlerinde veya köylerinde İstanbul’un bir avuç sanatçı! topçu magazinci ya da medyasının egemen bir kültür dili oluşturmasına karşı olmak yetmeyeceği için çözüm önerileri de geliştirmek gerekmektedir.
Son yıllarda olumlu yönde atılmış olduğunu sinema, dizi veya medya programlarıyla Anadolu insanını yansıtan bir kültürün ayak seslerini de duymuyor değiliz! Fakat muzır yayınlar yapan medyaya karşı tepkilerimiz hala çok cılız kalmaktadır. Bu nedenle popüler kültürün dayatmasına direnecek, kültürüne sadık özgüven sahibi şahsiyetlere daha çok ihtiyacımız olacağı aşikârdır.
Sosyal medya ve medyanın kullanımında daha itinalı davranmalı, izlediğimiz programların çocuklarımıza olan etkisini de düşünerek program seçimi yapmalıyız. Seçimlerimiz yaşantımıza yön vermekte ve başkaları ile kendi hayatımızı yaşamak konusunda verdiğimiz kararın sonuçlarıyla da bir zaman sonra yüzleşmek zorunda kalıyoruz. Sahi, biz kimin hayatını yaşayacağız? Popüler kültürün dayattığı rol modellerin mi, yoksa kendi hayatımızı mı? Ya siz kimin hayatını yaşıyorsunuz? Selam ve dua ile. 
Bu yazı toplam 183 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.