1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. Kimin Sabır Taşı Çatlayacak Bilemiyorum
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

Kimin Sabır Taşı Çatlayacak Bilemiyorum

A+A-
Bebek katili, Türkiye’nin 35 yıldan bu yana ekonomisini alt üst eden,binlerce insanı canından eden, vatan haini, asker-polis, öğretmenlerin katili İmralıda ininde yatan Türk Milleti ve düşmanı Abdullah Öcalan yattığı ininde yine doğru durmuyor.Bu vatan ve millet düşmanına verilen tavizlerle bunları istemekte ve cüret göstermektedir.
Verilen tavizler, kendini besletip krallar gibi yaşamaya çalışan bu kimsenin sözde avukatları bunun sabır taşının çatladığını belirtiyorlar.
Önceki akşam bir ulusal gazetede bu haberi okuyunca kan beynime sıçradı.
Neymiş efendim, bu kimse için sonuna kadar özgürlük mücadelesi vereceklermiş.
İmralı Cezaevi'nde ömür boyu hapse mahkum edilen Abdullah Öcalan'ın, aynı zamanda vasisi olan avukatı Mazlum Dinç, İmralı Adası'ndan döndükten sonra bu açıklamayı yapmış. Belki sizlerinde bilgisi olmadığı için ben sütunuma aktardım. Sizlerde bilin diye…
765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 125'inci maddesine göre, “vatana ihanet” suçundan idam cezasına çarptırılan ve AB uyum yasaları ile idam cezası kaldırıldığı için İmralı Cezaevinde ömür boyu hapse mahkum edilen Abdullah Öcalan'ın avukatı Mazlum Dinç ve yandaşları İmralı’da Abdullah Öcalan ile görüşmüş ve talimatlar alıp, açıklama yapmışlar. Bu haini rahat bırakan, bu haine özgürlük için çalışan, bu haini affedenleri Türk Milleti hiçbir zaman af etmez ve vebali onların boynunadır.
Avukat Dinç, Öcalan'ın yaptığı görüşmede kendisine, "Artık sabır taşı çatlamıştır. Dilerim ki bir hafta içerisinde müzakere süreci başlar" demiş. Kim kime karşı, Devlet kimi muhatap alıp müzakere ve neyin müzakeresini yapacak? Anlamış değilim. Anlayan varsa gelsin bir açıklasın bakalım.
Çoçuk, asker, polis katili Öcalan'ın diyalog sürecinden müzakere sürecine geçilmemesinden rahatsız olduğunu" ifade eden Dinç, şunları söylemiş: Vatan haini, millet düşmanı hala ininden salyalar akıtarak adeta Türk devletine meydan okuyor. Bizlerde bunu dinliyor, seyrediyoruz. İtler gibi bu nankör, haini milletin verdiği vergilerle besliyoruz.
"Görüşmemizde Öcalan, 'hala hükümet, devlet HES'ler, barajlar, kalekollar inşa etmektedir' dedi. Burada sürecin bu şekilde ilerleyemeyeceğini hatta bu HES'lerin ve barajların güvenlik gerekçesiyle yapılan HES'lerin ve barajların, bunların en büyüğü olan Ilısu ve Silvan barajını Hiroşima ve Nagazaki'deki olaya benzetti. Çünkü bunların hiçbir ekonomik değeri yok. Buna son verilmesi gerektiğini söyledi.
Cumhurbaşkanlığı seçimleriyle ilgili ise şu değerlendirmeyi yaptı: 'Cumhurbaşkanlığı seçimine yönelik HDP'nin ciddi bir proje olduğunu, Türkiye'nin demokratik siyaseti açısından ciddi ve tek alternatif olduğunu, Selahattin Demirtaş'ın alacağı başarının çözüm ve müzakere sürecinin başlaması açısından da çok büyük bir önemi olduğunu' ifade etti. Herkesi bu çözüm sürecine aktif şekilde katılmasını ve Selahattin Demirtaş'ın başarısı için çalışmaya davet etti."
Dinç, bir gazetecinin, "Bir haftalık süreç dediniz, Selahattin Demirtaş'ın seçilememesi durumunda bu ne anlama geliyor?" şeklindeki sorusuna şu yanıtı vermiş:
"Aslında direkt Öcalan bunu eleştiriyor. Çözüm sürecinin AK parti tarafından seçim malzemesi olarak kullanılması seçim endeksli yaklaşılmasını ciddi şekilde eleştirdi. Kabul edilemez bir durum olduğunu ortaya koyuyor. Çok da seçime endekslememek gerekir. Kendi içerisinde çok da uzun süre sürecin, bir an önce müzakerenin başlaması gerektiğini ifade ediyor."
"Bir hafta içerisinde başlamazsa ondan sonrası için konuştunuz mu?" sorusunu ise Dinç, "Öcalan aslında barışın yürütücüsü. Türkiye'de yıllardır devam eden akan kanın durması ve köklü olan Kürt sorununun demokratik çözümü için barışçıl yollarla çözümü için aslında çaba içerisinde. Bu kanallar açılmadıktan sonra aslında Öcalan'ın ifade edebileceği çok da fazla bir şey yok" şeklinde yanıtladı.
Öcalan'ın cezaevi şartlarına da değinen Dinç, şöyle devam etti:
"Sağlığından, güvenliğinden hatta özgürlüğünden ve biz sorumluyuz. Öcalan'ın aslında sağlık sorunları devam ediyor. Bu koşulların başlı başına var olan süreçte üstlendiği rolünü tam olarak yerine getirmede çok zorlandığını gördük. Bir an önce Öcalan'ın koşullarının da düzeltilmesi gerekiyor. Çok ciddi sağlık sorunlarını gözlemliyoruz. Bu noktada, böylesi süreçte temel aktör olduğu için bir an önce koşullarının da düzeltilmeye gidilmesi gerekiyor. Kaldı ki Öcalan, tutuklu, hükümlü de değil aslında. Biz yıllardır bunu dile getiriyoruz. Hukukta şu vardır, bir kişinin tutuklu hükümlü, meşru bir şekilde tutulmasının temel kıstası, tarafsız ve bağımsız bir mahkeme tarafından verilen bir kararla tutulması gerekiyor. Öcalan'ın tarafsız ve bağımsız bir mahkeme tarafından yargılanmadığını, böylesi bir kararla tutulmadığını herkes biliyor.
Aslında şu an esir alınmış durumda. Bu anlamda Öcalan'ın özgürlüğü için mücadelemizi yoğun şekilde sürdüreceğiz."
İşte bu,
Abdullah Öcalan esir imiş. Kim esir etmiş, niçin esir ediliyor? Esir olması için başka bir devletin insanı olması
gerekmez mi ? Öcalan hang devletten? Bunu açıklasalar ya ?
Bu mantıkla bakılırsa o zaman Türkiye’de tüm kürt kökenli insanlar esir mi?
Bu iddiaya kargalar bile gülmez mi?
 
Bu yazı toplam 60 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.