1. YAZARLAR

  2. Hakkı Balcı

  3. Kırkıncı Oda...
Hakkı Balcı

Hakkı Balcı

Yazarın Tüm Yazıları >

Kırkıncı Oda...

A+A-

Başkentte yorucu bir gün ardından Taç Mahal otelde aklıma düşen bu makale tadındaki şiiri okudum, okudum, okudum paylaşmak istedim sizlerle…

Dokunmadan yol almanın mümkün olmadığı insan kalabalıklarında insanların birbirinden ne kadar da uzak olduğunu düşünmenin tezahürüydü belki de…

Tecrit’i tercih noktasında insanlık… Hem de koşarak…

Metropol şöyle dursun…

Seyit Harun Veli’nin şehri Medine-i Sani’de bile…

Ne kadarınız gerçek sizin, kırk odalı şatonuzun kırkıncı odasındaki kilitler altında sakladığınız gerçek duygularınızla, gerçek düşüncelerinizin ne kadarı yansıyor hayatınıza, söylenmeyen neler var kuytularda,

hani kendinizden bile sakladığınız, bir sinir kriziyle ya da büyük bir acıyla yahut da muhteşem bir sevinçle kabuğunu çatlatıp da ortalara dökülecek neler biriktiriyorsunuz içinizde...? ? ?

Ne kadarınız kendi sahtekârlığınızın esiri?

Sevip de söyleyemediğiniz, özleyip de açıklayamadığınız ya da sevmeyip de sevginizin eksikliğini içinize gömdüğünüz oluyor mu?

Korkaklıklar var mı? Kalleşlikler var mı? yoksa diplerde saklanan cesaretiniz bir işaret mi bekliyor...? ? ?

Göründüğünüz insan mısınız siz, yoksa bir define arayıcısı hazineler mi bulur İçinizde.. Ya da yıkılmış bir kentin harabelerini mi taşıyorsunuz?

Derununuzda neler saklıyorsunuz? Ne kadarınız gerçek sizin?

Ülkenizle ilgili düşüncelerinizi söylüyor musunuz? Yoksa başınızı belaya sokmayacak kadar akıllı mısınız, ?

gerçek düşüncelerinizi baş başa konuşmalara mı saklıyorsunuz?

Açıkça konuşanları biraz aptal buluyor musunuz?

Günahlardan yapılmış hayaller var mı içinizde, günahtan korktuğunuzdan bunları saklayıp Tanrı'yı mı kandırmaya uğraşıyorsunuz?

Günahları sevmiyor musunuz, seviyor musunuz ?yoksa...? ? ?

Uzun bir yolculuğa çıkar gibi duygularınızla düşüncelerinizi denklere sarıp da içlerinizde bir yerlere mi yerleştirdiniz, bir gün yolculuk bitince açmayı mı düşünüyorsunuz… Aslında yolculuğun hiç bitmeyeceğini ve denklerinizi hiç açmayacağınızı bilerek...

Bir gün çıldırsanız da bütün duygularınızla düşüncelerinizi açıkça söyleseniz, neler duyacağız sizlerden, gizli palyaçolar mı çıkacak ortaya, yoksa korkaklığın altında, bir istiridyenin içinde büyüyen inciler gibi büyümüş yiğitlikler mi?

Kızgınlıklarınız yok mu sizin, öfkeleriniz, isyanlarınız?

Kendi sahtekârlığınıza ne kadar esirsiniz?

Esaretten kurtulsanız da gerçekler dökülse ortaya, kendinize şaşar mısınız, hiç düşündüğünüz oluyor mu kırkıncı odada neler var diye?

Söylenmeye söylenmeye birikmiş öfkeler, hangi boş vermişlikler, hangi inkâr edilmiş arzular yatıyor diplerde?

Ne kadarınız gerçek sizin?

Kimselerden korkmadığınız kadar korkuyor musunuz kendinizden?

Şehrin ışıklarının bulutlara yansıdığı turuncu pırıltılı külrengi bir gecede, şimşeklerle boşanan yağmur başladığında şatonuzun odalarında bir gezintiye çıkıyor musunuz?

Ağır ağır yaklaşıp o kırkıncı odaya açıyor musunuz kapıyı usulca, gördükleriniz ağlatıyor mu sizi,

bu kadar gerçeği o odada saklayıp, hayatı yalandan yaşadığınızı fark etmek nasıl bir sarsıntı yaratıyor?

yoksa, ne gökyüzüne vuran ışıklar, ne yağmur, ne de ıssız gece, sizin kırkıncı odaya yaklaşmanızı sağlayamıyor mu, korkuyor musunuz kendi gerçeklerinizden,

kırkıncı odanız size de mi kapalı, kendi kendinize bile mahrem misiniz?

Ne kadarınız gerçek sizin?

Ne kadarınız kendi sahtekârlığına esir?

Bıktığınız olmuyor mu kendi yalanlarınızdan,

hiç kendinizden sıkıldığınız olmuyor mu, ?

Kendinizi bir yerlerde terk edip de gitmek istemiyor musunuz, bütün yalanlarınızdan uzak bir yere?

Şöyle rahatça bütün duygularınızı, bütün düşüncelerinizi söyleyebileceğiniz bir diyara, kendinizi bile yanınıza almadan.

Ah aslında ben onu seviyordum diye ağlayacağınız kimleri saklıyorsunuz koynunuzda, yüksek sesle eleştirip de içinizden hak verdiğiniz hangi düşünceler var, kendinizi akıllı bulurken aslında gizlice kendi korkaklığınızdan utandığınızın itirafını nerelerde gizliyorsunuz?

Ne kadarınız gerçek sizin?

Ne kadarınız kendi sahtekârlığına esir?

Bunu hiç düşündüğünüz oluyor mu yoksa bunu düşünmek bile yasak mı size?

Neler var kırkıncı odada?

Otuz dokuz odadan yapılmış hayatınızı, kırkıncı odanın kapısını açmamak için yalandan mı yaşıyorsunuz?

Niye yapıyorsunuz bunu?

Açsanıza kırkıncı odayı yağmurlu bir gecede...

Belki de hiç açmazsınız, kapalı bir odayla yaşarsınız bütün ömrünüzü, kendinizden sıkılarak…

 

Bu yazı toplam 1690 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.