1. YAZARLAR

  2. Ahmet Yıldız

  3. Kırşehir'de Ahi Evren ve Aşık Paşa!
Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız
Yazarın Tüm Yazıları >

Kırşehir'de Ahi Evren ve Aşık Paşa!

A+A-
Uzun bir aradan sonra tekrar sporun içine girdik. Tabi 1990’lı yıllardan bu yana her alanda olduğu gibi sporda da birçok değişiklikler oldu. O yıllardan bir dem alalım mı?
Türkiye Futbol Federasyonunun düzenlemiş olduğu Yıldız Futbol Şampiyonası elemeleri için Çatalhöyük Çumra Belediye Spor Kulübü Yıldız Takımı ile Kırşehir’e gitmiştik. ( O yıllarda şimdiki gibi U 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 19 sınıflandırma yoktu)
İlk gün Kırşehir Öğrenci Yurdunda kaldık. Şartların uygun olmamasından dolayı ertesi gün Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu Tesislerinde sporcularımızın ve bizlerin memnun kaldığı tesislerde kaldık.
Maçlardan sonra Kırşehir’i gezme fırsatımız oldu. Ahilik Teşkilatının kurucusu Ahi Evren’in de Kırşehir’deki etkisi görmüştüm.
O gün belli notlar almışım. O notlardan sizlerle paylaşayım;
Ahî Evren'e göre Ahiliğe girenlerin bir sanata sahip olmaları gerekir. Çünkü Ahî helal kazanmakla görevlidir.
Helal kazanmanın yolu kişinin kendi emeği ile geçinebileceği bir mesleğe sahip olmasından geçer. Ayrıca, zengin olan başkasına daha çok hizmet edebilir. Ahî Evren'e göre Ahî olan aynı zamanda cihat idealine de sahip olmalıdır. Çünkü cihat Kur'an'da farz kılınmıştır.
Ahî Evren iki ana başlık altında toplanabilen fikirlerini, Ahmet Yesevî gibi, halkın anlayacağı bir dille anlatmış ve yaymıştır. Esasında o eser yazacak kadar âlimdir. Ancak, Ahî Evren pratik hayata ağırlık vermiştir.
Onun bu yaklaşımı, fikirlerinin Anadolu'da çabuk yayılmasına sebep olmuştur. Ahî Evren Sünni, Şafiî ve Ehli Sünnet çerçevesinde olan tarikat anlayışına sahip oluşu kesinlik kazanmış bulunmaktadır.
Fıkıhta Şafiî mezhebine mensup olan Ahi Evren, müritlerine Kur'an ve Sünnet doğrultusunda fikirler telkin etmiştir
Ahilerin hayatları ve yaşayışları incelendiğinde bu fikirlerin varlığı her zaman görülür. Ahiler, pirlerinin telkin ettiği Kur'an ve Sünnet hükümleri gereğince yaşamışlar ve çevrelerindeki kişilerle bu fikirler doğrultusunda ilişkide bulunmuşlardır.
Aynı zamanda Âşık Paşa’nın Türbesini ziyaret ettik.
Türbe kapısının üzerinde;
**
TÜRK DİLİNE KİMSENE BAKMAZ İDİ,
TÜRKLERE HERGİZ GÖNÜL AKMAZ İDİ,
TÜRK DAHİ BİLMEZ İDİ BU DİLLERİ,
İNCE YOLI OL ULU MENZİLLERİ!

BU GÂRİB-NAME ANIN GELDİ DİLE,
KİM BU DİL EHLİ DAHI MA’Nİ BİLE,
TAKİ MAHRUM KALMAYA TÜRKLER DAKI,
TÜK DİLİNDE ANLAYALAR OL HAKKI!
**
Âşık Paşa Anadolu Türkünü Türkçe anlatan ilim adamı olması ile Türk Edebiyatında haklı yerini almıştır.
Âşık Paşa Mesnevi şairi. Horasan’lı Baba İlyas’ın soyundan, Baba Muhlis’in oğludur. İyi bir tasavvuf kültürüyle yetişmiştir. Türbesi Kırşehir’dedir.
Âşık Paşa Türk halkına tasavvufu öğretmek gayesi ile aruz ve hece vezinlerini kullanarak mesnevî ve dörtlük tü­ründe eserler vermiştir.
Türkçenin gelişmesi ve benimsen­mesinde hizmeti büyük olmuştur. Garip name’si 10.000 be­yitten fazladır. Tasavvuf konusunu işleyen on bölümlük bü­yük bir eserdir. Hece ve aruz vezni ile yazdığı manzumelerin­de Yunus Emre’nin etkisi vardır.
Âşık Paşa’nın Garib-namesini hemşerimiz Prof. Dr. Kemal Yavuz İstanbul/2000 yılında kaleme almıştır. İnternet ortamında e-kitap olarak da okuyabilirsiniz.
Türkçe bizim ses bayrağımızdır.
Bu bayrağın bugünlere getirenleri zaman zaman tanımamızda fayda var.
 
Bu yazı toplam 127 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.