1. YAZARLAR

  2. Yaman ADAM

  3. Komik Yürüyüş
Yaman ADAM

Yaman ADAM

Yazarın Tüm Yazıları >

Komik Yürüyüş

A+A-
Mütefekkir Yazar Atasoy Müftüoğlu’nun 16 Haziran’da TYB Konya Şubesinde Yazarlara hitaben yaptığı konuşmanın satır aralarına bu yazımızda da devam ediyoruz.
“Hiçbir cemaat liderini biz seçmiyoruz. Hiçbirini alaşağı etmiyoruz, edemiyoruz. Buna gücümüz ve yetkimiz yok. Efsane isimler oluşturuyoruz ve bu efsane isimler bize tahakküm ediyorlar. Çünkü biz, hangisi olursa olsun bu efsanevîleştirilmiş isimleri takip etmeye başladığımız andan itibaren dünyada ne olup bittiğini takip etme ihtiyacı duymuyoruz. Tek akıla mahkûm oluyoruz. Tek akıla kapanan ve tek akıla mahkûm olanların akıbetinden daha beter bir akıbet düşünülemez. Bu takip edilen ve taklit edilen tek akıl, kimin aklı olursa olsun fark etmez. Çünkü tek akıla mahkûm olmak, istişareyi ve içtihadı reddetmek anlamına gelir. Bu tepeden inen tek akıl sahibi cemaat liderleri kendi kendilerini kutsallaştıran süreçlerin bîzâtihi içindedirler. Bugün yürütülen bu hoşgörü ve halkla ilişkiler faaliyetleri, bu tepeden inme hoca efendilerin denetimi altında sürdürülüyor. Dolayısıyla bunlar kendi kendilerini kutsallaştırıyorlar. Kendi kendilerini takdîs ediyorlar. Bunlarla ilgili benim tespit edebildiğim binlerce kurgu ve belge var. Hepsi de yalan üzerine bina ediliyor ve biz, düşünebiliyor musunuz, bu yalanlar etrafında, başta devlet olmak üzere son günlerde gözyaşı döküyoruz…
Yazarlar toplanıp bir deklarasyon yayınlamalıydı. Ve demelilerdi ki; ‘Bu çocuklar, bir cemaatin propagandası amacıyla nesneleştirilmiş çocuklardır. Bu çocuklar sömürülüyor. Bu cemaat, bir dil milliyetçiliği adına kendi meşruiyet alanlarını genişletmek istiyor ve bu çocuklar bu amaçla propaganda nesnesi olarak kullanılıyorlar.’
Böyle demek bir tarafa, bu muhtemelen yeni bir propaganda dalgasının ya da tusunamisinin bir başlangıcı olacak, hamaset içeren açıklamada bulunuyor Dışişleri Bakanı. Bir bilim adamına, düşünce adamına yakışmıyor… İnsanı iliklerine kadar ürperten bir açıklama: ‘Türklüğün tarihteki üçüncü büyük yürüyüşü!...’ diyor.
Hayır efendim böyle komik bir yürüyüş olamaz!...
Böylesine bir hamaset olamaz!...
Hamasete dûçar olanlar için şifa yoktur. Hiçbir zaman için bağımsızlık ve özgürlük ufku yoktur. Eğer bir siyasal kadro, bir entelektüel Popülizme ihtiyaç duyuyorsa, sayılara ihtiyaç duyuyorsa, propagandaya ihtiyaç duyuyorsa ki; duyuyorlar, o halde bunların geleceği olamaz.
Bu mantıktan, bu düşünceden bir gelecek çıkamaz. Dolayısıyla Yazarlar Birliği’nin gündemi ve faaliyetleri çok farklı olmalıdır diye düşünüyorum. Evvela burada eleştirel bir duruş sergilenmeli, burada muhalif bir duruş olmalı. Her şeyi onaylayan bir topluluk olmamalıyız. Burada bir muhalefet üretmeye cesaret edebilmeliyiz. İçerik üretmeye cesaret edebilmeliyiz.
Burada düşünen, yazan insanlar; dünyadaki olayları ve gelişmeleri bir bütünlük içinde takip etmeliler. Özellikle yazarlar, MEDYA uyuşturucularına karşı çok dikkatli olmalıyız. ‘Medya uyuşturucusu almıyoruz!’ demeliyiz.
‘Biz, bu efsanevî kişilerin ürettiği uyuşturuculardan da almıyoruz, bunlara ihtiyacımız yok!’ demeliyiz.
Bu efsaneleştirilmiş insanların menkıbelerini dilden dile, nesilden nesile aktarıyorsanız; bunların da gerçeklik karşısında hiçbir kıymeti harbiyesi yok demektir. Bunlar gerçekliğe karşı savaş veriyor olsalardı, zaten bu tür bir şeye ihtiyaç duymayacaklardı. Bu rüyalarla, menkıbelerle, efsanelerle kendilerine bir zemin açmaya çalışmayacaklardı. Bunlar çok sayılara hitap ettikleri için iftihar ediyorlar.
Bir tane entelektüellerinin olmadığına dikkatinizi çekerim. Bu büyük sayılara hitap eden cemaatlerin bir tane entelektüelleri yoktur. Küresel bağlamda entelektüel bir zihne sahip değillerdir. Çünkü bunları, bu öyküler nesneleştiriyor. Aralarında düşünen adamlar yok. Çünkü birinci adam bunlar için düşünüyor. Herkes taklit ediyor. Taklit ettiğiniz andan itibaren de bilinç alanının dışına çıkıyorsunuz. Kimi taklit ederseniz edin bilinç alanının dışına çıkıyorsunuz. Halbuki yazarlar için böyle bir şey söz konusu olmamalı. Yazarların kutsal kişileri olmamalı. Dokunulmaz kişileri olmamalı. Onlara bir şekilde dokunulmalıdır. Dokunulur olmalıdırlar. Kim olurlarsa olsunlar bütün bu efsane kişilerin aramıza insan olarak dönmelerini sağlayamaz isek eğer; sorumluyuz… Çünkü bunlar aramıza insan olarak dönünceye kadar biz onlara maruz kalacağız. O öykülere, o efsanelere, o menkıbelere, o kurgulara maruz kalacağız. Halbuki hiç birisinin gerçekliği ve geleceği yoktur…
Bunlara inanan bir topluluğun geleceği olabilir mi?!...”
Satır aralarına daha sonraki yazımızda da devam edeceğiz inşallah.

Bu yazı toplam 239 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.