1. YAZARLAR

  2. Ahmet Yıldız

  3. Komşumuz Ermenekli Kalaycı Veli Amca ve Dumlu, Adem Yavuz Caddeleri!
Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız
Yazarın Tüm Yazıları >

Komşumuz Ermenekli Kalaycı Veli Amca ve Dumlu, Adem Yavuz Caddeleri!

A+A-

Haftalardır şehrimizin dününe dair yazılar yazıyorum. Başta Çumra merkez olmak üzere Konya’dan, Türkiye genelindeki ve yurt dışındaki,  hemşerilerimizde yüzlerce teşekkür iletileri aldım. Bu kutlu Recep Şaban Ramazan üç ayların taçlandığı manevi havasıyla eskilerden dem almak hoş oluyor. Yazmaya devam edeceğim.

Bütün dünyanın sınavı olan Korana salgınını inşallah Cenabı Allah’ın yardımı inayetiyle geçeceğine inanmak istiyoruz.

Diğer yandan Çirkin Amerika 1915 soykırımı olduğunu söylemiş. 1500’li yıllarda Amerika milyonlarca Kızılderili’ye soykırım yaparken 2.dünya savaşında Japonya’ya atom bombasıyla milyonlarca Japon’u katlederken Afganistan’da, Irak’ta, Suriye’de, Libya’da milyonlarca insanın ölümüne neden Amerika esas soykırım yapan katiller sürüsüdür. Bunlardan ümitvar olan Türkiye’de muhalefeti hatta HDP’yi anlıyoruz da bizden görünüp bize benzemeyenleri anlamak mümkün değil. Ancak, unutulmamalı ki, Yüz yıllardır İslam’a hizmetkâr olan ve mazlumların koruyucusu olan Türk Milleti Cenabı Allah tarafından muhakkak korunacaktır.

Kuzey Irak’ta METİNA, ZAP, AVAŞİN-BASYAN VE KANDİL’E yönelik hava harekatına, topçu ve komando birliklerinin destek verdiği harekat başarılı şekilde devam ediyor..

*   

Çumra’da doğup büyümüş biri olarak Çumra’mızı anlatmaya devam edeceğim. Çocukluk yıllarımızda komşumuz olan Ermenek Sarıveliler’li Kalaycı Veli Çömçe’nin çarşıda Ulu Cami karşısındaki İçeri Çumralı Gökkayaların Hanı yanındaki kalaycı dükkânına arkadaşım olan oğlu Abdülkerim ile çok giderdik. Rahmetli Kalaycı Veli amcaya sefer tası ile yemek götürürdük. 

O yıllarda Çumra çarşısında Dumlu Caddesi ve Adem Yavuz Caddesi yoğunluk olmak üzere her sokakta muhakkak kalaycı dükkanı bulunurdu.

Kalaycı Veli Amca, Mustafa Ünaldı (sonradan vergi dairesinde müstahdem oldu), Kalaycı sonradan Bakır ve zücaciye dükkânı açan Ağaraslı Ali ihsan Yıldırım, Hamzalarlı Musa Gür, Mehmet Ali Gür sonradan soba boru işine girdiler hala çocukları bu işle iştigal ediyorlar.

Adem Yavuz caddesin o yıllarda bu caddesinin adı Leylak Sokaktı 1974 Yılı Kıbrıs Barış harekatında Anadolu Ajansında çalışan gazeteci Adem Yavuz’un Rumlar tarafından vurulması ve sonrasında  şehit olmasından sonra bu sokağın adı Adem Yavuz Caddesi oldu. Ancak son zamanlarda sokak adlarının değişiminde bu caddenin bir kısmı nasibini almış. Ziraat Bankası ile Alparslan Türkeş Caddesi arasına rakam verilmiş. Adem Yavuz Caddesi PTT’den itibaren başlatmışlar. 

Biz yine Adem Yavuz Caddesi olarak devam edelim mi? Bu Caddede eskiden kalaycı Namı diğer Topal Kalaycı Ali Kara’nın dükkanı vardı. Dükkânında bakıra dair ne kadar çeşit kap kacak varsa bulunurdu. Bakır tabak, sahan, tepsi, tencere, kuşane, sini, helke, kazan, kepçe, maşrapa, tas vs. evde mutfakta kullanılan bütün bakırdan avadanlıkları satardı. Aynı zamanda hurda bakır da alırdı.

1960 ve 1970’li yıllarda Çumra’da evlere yeni elektrik tesisatı çekiliyordu. Elektrik tesisatı çekilen evlerin önünde bakır kablo kırıntıları olurdu. Biz arkadaşlarla o kırıntıları toplar dışının naylon plastik kısmını soyar küçük topaç gibi bakır telleri sarar ve Topal Kalaycı Ali Amcaya satardık. Bu paraya haşlığımızı da ekleyerek Yoğurt Pazarının içinde bulunan Batumlu Hamit Güven’in Şifa Gazozu İmalathanesinden bir kasa gazoz alırdık. Kasada 24 adet gazoz olurdu. Çinko helkenin içine buz ve su ile gazozları koyar çarşıda ve istasyonda satardık. Öğle yemeğini de çarşıda bakkal dükkânlarında köpük helva yahut reçelle karılmış tahin yerdik. O yıllarda bakkalların genelinde dükkân iki bölüm olurdu. Ön tarafında bakkaliye arka tarafında uzunca masa ve tabureler bulunurdu. Burada bir tabak köpük helva veya karılmış tahin yarım ekmek bir liraya karnımızı doyururduk.

Alparslan Türkeş caddesinde dükkânı bulunan Rahmetli Ayakkabıcı Nuri Yıldız ağabeyim komşu dükkanlarla tepsiye salata yaparlar benimle helvacı Nuri ve Zeki Amcaların dükkanına gönderirlerdi. Getirdiğim tepsiyi terazide tartarak dara alırlar sonra üzerine zeytinyağı dökerler gramajına göre para alırlardı.

Biz gelelim Ermenekli Kalaycı Veli Çömçe’nin Kalaycı dükkânına değil mi? Abdülkerim ile sefer tasını dükkâna götürürdük. Dükkânda bakır kap dışının içinin kumla sürtüldüğü küçük bir kum havuzu, diğer yanda kömür olurdu. Ocağın bulunduğu masa yüksekliğinde tezgâh ve elle çevrilen körük, birkaç çeşit örs ve değişik ebatlarda çekiç, tahta tokmak, kelepçe, kerpeten, maşa gibi aletlerde vardı…

Kum havuzunda bakır kap kacak ne ise ıslak çaput ve kum ile sürtülürdü. Sonrasında eğri büğrü olan kapları örste düzeltilir. Kulpunda tutamak yerlerinde çıkma kırılma olduysa onları yaptıktan sonra kok kömürü yanan ocakta çekilen körük üflemesiyle kap kacaklar yeterince ısıtıldıktan sonra üzerlerine toz nişadır atılır. Isınan ve nişadır atılmış olan kaba kalın tel gibi olan kalay sürülür pamuk ile ovalayarak silinir tencere tava saha her ne ise pırıl pırıl parlatılır. Kenara alınır. Bütün kap kacak bu şekilde genelde yılda bir defa kalaylanırdı. Kalay; bakırdan imal edilmiş olan mutfak eşyalarının ısıtılan kalay maddesiyle kaplanmasına kalay diyoruz.

Bakır mutfak eşyalarının azalması kalaycılık mesleğinin yok olma durumuna gelmesine neden olmuştur. 

Komşumuz Kalaycı Veli Amca mütedeyyin yani dindar dinine bağlı ibadetine çok ihtimam gösterirdi. Öğle ve ikindi namazdan önce hazırlığını yapar abdestini alır Ulu Camide namazını kılardı. Bazen hep beraber giderdik. Ulu Cami imam hatibi namı diğer Gözlüklü Hoca Alirıza Güler’di müezzinde Müezzin Mustafa Yıldırımdı.

Veli amca iş olmadığı zamanlarda ise genelde dükkânda Kuranı Kerim okurdu. Yahut Osmanlıca yazılmış olan Risali Nur kitapları okuduğunu görürdüm. Muhakkak günlük gazete de alırdı.

Kalaycı Veli Çömçe’nin komşuluğundan biz çok memnunduk. Çok güzel Allah rızasına dayanan komşuluğumuz vardı.

Bizde olanı onlarla onlarda bizlerle her daim paylaşmasını bilirdik. Öyle ya bizden önce yaşamış olan atalarımız “Komşu komşunun külüne muhtaçtır.” Diye boşuna dememişler değil mi?

Veli amcanın 2000 metre kareye varan arsası vardı. Arsada meyve fidanları yetiştirir ve satardı. Biz Abdülkerim ile yediğimiz elmaların çekirdeklerini kiprit kutusunda biriktirir Veli Amcaya ekmesi için verirdik. Sizin topladığınız çekirdekler yarın koskoca ağaç olacak. Derdi.

Ayrıca çeşit çeşit elma, armut, kiraz meyve ağaçları vardı. Bahçenin ortasında beton derin kuyudan motor ile su çeker meyve ağaçlarını ve sebze avarları sularlardı.

Evin önünde havuz ve havuzun üzerinde de üzüm asması kenarında ise tadına doyum olmayan dut ağacı vardı. Zamanı geldi mi Veli Amca bizleri çağırır ikram eder yahut eve de gönderirdi. Şimdi aradan yıllar geçti çarşıda bir tane olsun kalaycı dükkânı yok artık. Kendine özel haliyle çok iyi komşuluğu olan Kalaycı Veli Çömçe vefat etti babam Dorlalı Eşref Yıldız ondan daha önce vefat etti Veli Amcaya, Babama ahirete göçmüş bulunan bütün komşularımıza Cenabı Allah rahmet eylesin. Bil vesile Fatiha gönderiyorum…

kalayici.jpg

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.