1. YAZARLAR

  2. Mehmet Kaçar

  3. KOMÜNİZM VE KAPİTALİZMİ AYIRAN SINIR “BERLİN UTANÇ DUVARI!”
Mehmet Kaçar

Mehmet Kaçar

Yazarın Tüm Yazıları >

KOMÜNİZM VE KAPİTALİZMİ AYIRAN SINIR “BERLİN UTANÇ DUVARI!”

A+A-

Komünizm ve kapitalizm, her ikisi de dünyada azınlıklar hizmet eden ve insanları kendi düzenine köle eden azınlıklar tarafından kurulmuş olan birer insani sistemdir. İşte azınlıklar için insanların sömürülerek köleleştirilmesi esasına dayanan komünizm ve kapitalizmi, parsellenen dünya arzında ayıran sınırın adına tüm dünya “utanç duvarını” adını vermişti.

Almanya’nın başkenti Berlin’in kalbine örülen duvarla Berlin’i bir yarım ada haline getiren bu duvarı kapitalizm den yani Batı Almanya’dan ayırmak ve sınırı belirlemek için eski komünist Almanya(DDR) inşa etmiştir.

İkinci Dünya Savaşı’nın ardından bloklaşan ve Batı, NOTO adını verdiği bir blok kurdu. Bu bloka karşı da Doğu’da korunma amaçlı dediği SSCB çatısı altında bir başka blok oluşturdu. Bu iki blok sıcak savaşın ardından yeryüzünde soğuk savaş başlatarak olanca hızlarıyla silahlandılar. İkinci dünya Harbi’nin ardından doğu ve batı olarak kutuplaşan ve gövde olarak aynı olan(bir otomobil akü’sünün gövdesi aynı ve kutup başları farklıdır) bir Almanya’ da Berlin’ni ikiye ayırarak ve adına da batılılar “utanç”, doğulular ise “güven” duvarı olarak nitelendirilen Berlin Duvarı’nın yıkılışının üzerinden tam 27 sene geçti. Yıkılışına bizzat şahitlik etme fırsatını Allah bizlere de nasip eyledi.

“Berlin Utanç Duvarı”nın yıkılmasına SSCB’nin o zaman ki Başkanı Gorbaçov ve o zamanda Federal Almanya(Batı Almanya) başbakanı Helmut Kohl öncülük etmişlerdi ve Kohl, Doğu Almanya’yı(DDR)bizzat Gorbaçov’dan satın almıştı.

“Utanç Duvarı”nın hem Almanya hem de Avrupa için dönüm noktası olan 9 Kasım 1989 tarihinde yıkılmasıyla Alman Demokratik Cumhuriyeti(DDR) tarih sayfasının tozlu raflarına kaldırılmış oldu ve yaşamını sonlandırarak silindi gitti. O güne kadar “Komünist blokun cenneti” olarak lanse edilen DDR’in kapitalist batıya göre çok fakir olduğu da gözler önüne serildi.

“Utanç Duvarı”nın yıkılması ile Avrupa’da ki Sosyalist Blok’ta tarihin sarı sayfalarında yazıldığı gibi geri de kaldı.

Doğu Almanya(Demokratik Almanya/DDR) Meclisi, diğer adıyla Almanya Demokratik Cumhuriyeti rejimi de kapitalist Batı’ya yem edilmiş oldu. DDR Meclisi’nin almış olduğu kararla, Doğu Almanya’dakilerin Batı Almanya’ya kaçmasını önlemek amacıyla 1961 yılında Berlin’e inşa edilen ve 156.4 kilometre uzunluğunda ki bu beton duvar, soğuk savaşında yeryüzünde ki en belirgin simgesi haline gelmişti.

Üzerinde 186 gözetleme kulesinin bulunduğu duvarın beton kaidesi 3 m. yüksekliğinde ve bir metre yüksekliğinde de dikenli telle çevrilmiş olan bu duvarı aşarak Batı Almanya’ya ulaşmaya çalışan 138 kişi, DDR askerleri tarafından ateş açılarak öldürüldüler. Duvarı aşmaya çalışırken hayatını kaybeden ilk kişi ise “İdaSiekmann, ikinci kişide Günter Liftin adlı kişiler olmuştur. Bu 138 kişini sembolik mezarları, Berlin Parlamento Binasının doğu tarafında sembolik olarak vatandaşların ziyaretine açılmıştır.

Berlin Duvarının yıkılmasının ardından Doğu Bloku ülkelerinde (Çekya, Slovakya, Romanya, Polonya) çok hızlı bir çözülme sürecine girdi. Erik Honeker ve Çavuşesko gibi diktatör komünist liderler de kaçarak başka ülkelere sığındılar. “Bu projeye o günlerde “tarihin tanıklık ettiği en önemli barış projesi” adı verildi. Bu projenin ardından da Avrupa Birliği(AB), doğu ülkelerine doğru hızla genişletildi.

Doğu ve Batı Almanya’ların birleşmesi, her yıl 3 Ekim tarihinde yapılan resmi törenlerle kutlamaya devam ediliyor. 3 Ekim günü birleşen Almanya’da “birleşme günü” adı altında resmi tatil ilan edilmiştir. 3 Ekim Berlin Brandenburg kapısı önünde yapılan törenlere tüm devlet erkanı katılırlar.

İki Almanya’nın birleşmelerinin aslında Berlin Duvarı’nın yıkıldığı 9 Kasım gününde yapılaması gerekiyordu. Ne var ki 9 Kasım 1938 tarihinde Nazilerin (Nasyonel Sosyalist/ Alman Milliyetçilerin) Yahudilere ait ev, iş yeri ve sinagoglara saldırı düzenledikleri bir tarih olarak kayıtlarda yer almış olduğu için 9 Kasım 1938 tarihli günü Almanya tarihine Kristal Gece” adı altında geçmiş olduğundan, birleşme günü olarak kutlanmama kararı alınmıştır. Çünkü bu gün Yahudiler için “yas günü” ilan edilmiştir.

9 Kasım da Berlin Duvarı’nın yıkılışı nedeniyle küçük bir tören düzenleniyor ve o dönem de hayatını kaybedenler anılıyor.

Fiziki duvarın ortadan kalkmasına rağmen Almanya’da yaşanan ırkçı saldırılar ve ırkçı ayırımın ilk kez 2017 yılında azaldığı gözlemlenmiştir. Yine de Doğu Almanya’nın kalkınmasına destek olma adına Almanya’da ki her yasal yollardan oturma iznine ve çalışma hakkına sahip olanların hala ödediği “dayanışma vergisi” alınmaya devam ediliyor.

Şimdiki Almanya Cumhurbaşkanı Frank-WalterSteinMeier, iki Almanya’nın birleşmesinin 27. yıl dönümünde yapmış olduğu konuşmada “Almanya’da artık yeni duvarlar var” uyarısını yapmıştır.

Steinmeier 24 Eylül 2017 tarihli seçimlerde aşırı sağcı (nazi yanlılarının)Almanya için Alternatif Partis’nin (AfD), Almanya’nın doğu bölgelerinde en güçlü parti olarak Meclise girmeyi başarmasının ardından bu partinin ismini vermeden, “Almanya’yı ayıranen büyük duvar yıkıldı. Fakat 24 Eylül 2017 tarihinde ki seçimler gösteriyor ki haha az görünür olan, dikenli telleri ve idam cezaları olmayan farklı duvarlar örülüyor.” ifadelerini kullanarak aradan 27 yıl geçmesine rağmen Almanya’da ki durumu böylece özetlemiş oldu.

Bugün Almanya’da nasyonel sosyalistlerin hızlı trendini yükseltmesi eski Yahudilerin yerine düşman olarak genelde Müslümanları ve özelde de Türkleri düşman olarak koymaları da artık saklanamayan ayrı bir gerçek olmuştur.

Özellikle, 1990’lı yıllardan sonra, çeşitli adlar altında oluşturulan Nazi yanlısı grupların, yabancı düşmanlığı adı altında yaptıkları terör eylemlerinin hedefinde Müslümanlar, baş örtülüler, Camiler ve Türklerin dişinden tırnağından artırarak edindikleri ve kendi mülkleri olan Türk Evleri var.

Müslümanlara karşı yapılan pek çok saldırıları da kamusal alanda gizli tutup, ortaya çıkaranların yani saklanamayanların da gerçek cezalara çarptırılmadıkları, bir kısmının da düzmece hazırlanan ruhsal bozukluklar veya cezayı ehliyeti yoktur raporları ile örtbas edildiği artık saklanamayan ayrı bir gerçektir. Yine kamu da, Müslümanlara yönelik saldırıların yanı sıra, işsiz kalan veya kendi işini kuramayanlara, işçi bulma kurum (Arbeistamt) ların da iş tedariki çok zor bir duruma getirilmiştir. Almanların beyinlerinde ki yabancı düşmanlığı, Müslüman düşmanlığına dönüşmüş olup, geçmişte Yahudilere yapılan zulümlerin bugünde Müslümanlara yapıldığı gözlemlenmektedir ve bunun adına da İslamafobi(İslam korkusu) adını vermektedirler.

Fi Emanllah!..

 

Bu yazı toplam 976 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.