1. YAZARLAR

  2. Yaman ADAM

  3. Konevî Mahallesinde Salyangoz Satmak
Yaman ADAM

Yaman ADAM

Yazarın Tüm Yazıları >

Konevî Mahallesinde Salyangoz Satmak

A+A-
Meram Belediyesinin ev sahipliğini yaptığı 2.Uluslararası Konevî Sempozyumu 13.Yüzyıl Konyası ve Sadreddîn Konevî etkinlikleri önceki gün gerçekleştirilen semâ programıyla sona erdi.

Üç gün boyunca gerçekleştirilen protokol konuşmalarını, açılış panelini, “Tarih, Marifet, Metafizik, İnsan, Sistem, Tarih, Edebiyat,  Felsefe, Takipçileri, Karşılaştırmalı Görüşleri, Eserleri, Kaynakları ve Tesirleri” konulu on üç ayrı oturumu, Geleneksel El Sanatları Sergisini, Konya Türk Tasavvuf Müziği Topluluğunu, semâ programını ve kapanış oturumunu soluksuz izledik/dinledik. Üç güne bu kadar yoğun etkinliğin sığdırılmasının ne kadar doğru olup olmadığını tartışmayacağım. Keşke her hafta bir oturum yapılsaydı da şöyle sindire sindire, tadını çıkara çıkara bu ilim-irfan sofrasından daha uzun süre nasiplenebilseydik.  Sergi, musiki ve semâ programlarıyla her ne kadar nefes aldıysak da ben şahsen kendimi şoklanmış hissediyorum. Konya’mızdan, yurt içi ve yurt dışından birbirinden değerli seksen civarında araştırmacı, bilim, kültür ve fikir adamı, Türk-İslâm düşünce tarihi, Sadreddîn Konevî ve yaşadığı dönem hakkında sözlerini söylediler ve tarihe kayıtlarını düştüler.

Konya’mız, Türkiye Selçuklu Devletinin başkenti olmanın gereğini yapmış, Anadolu’nun Türkleşmesi ve İslamlaşması sürecinde önemli fonksiyonlar üslenmiş bir şehirdir. Bu şehir 13.yüzyılda Anadolu’da Sadreddin-i Konevî ve çağdaşları olan Nasreddin Hoca, Yunus Emre, İbni Arabî, Evhadüddin-i Kirmânî, Ahi Evran-ı Velî, Burhaneddin-i Urmevî, Fahreddin-i Irakî gibi manevî mimarları, ilim adamı ve mutasavvıfları bir araya getirerek doğu ve batı arasında güçlü bir köprü vazifesi görmüştür.

Bu manevi mimarlar arasında Sadreddîn Konevî, tasavvufi düşünceye yeni boyutlarlar kazandırmış ve İslâmî düşüncenin sır kapılarını zorlayarak kendinden sonraki nesillere farklı ufuklar ve değeri tartışılamaz emanetler bırakmıştır. Sadreddîn Konevî gibi yaşayışta mütevazı, ilim ve irfanî derinlikte zirve insanları ve eserlerini maalesef gereği gibi tanıyıp, anlayıp, anlatamadık. Tarih bilincimizin gelişmesi ve tarihe mâl olmuş ilim, kültür, fikir adamı ve mutasavvıflarımızı tanımamız, anlamamız ve gelecek nesillere de aktararak anlatmamız açısından bu sempozyumların daha çok yapılması gerektiğine inanıyorum. Bu münasebetle de kültürel faaliyetler konusunda bütün imkânlarını seferber eden ve etmeye de hazır olduğunu bildiğim Meram Belediyemizi, değerli başkanımız Dr. Serdar Kalaycı’yı, MEBKAM (Meram Belediyesi Konevî Araştırma Merkezi) ekibini, Sempozyum Düzenleme, Yürütme ve Bilim Kurulu’nu yürekten kutluyorum. Ayrıca bu bilgi şölenine katkıda bulunan Konya Büyükşehir Belediyesine, TİKA’ya, IRCICA’ya, Selçuk Üniversitesi’ne ve Konya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğüne teşekkür ediyorum.   

Ardından miras bıraktığı büyük etkiye rağmen, yeterince bilinmeyen bu İslâm mütefekkirini, izinden gidenleri, yaşadığı çağı ve çağdaşlarını daha iyi anlama fırsatı bulduk ve çocuklarımıza da anlatabilme cesaretini edindik nice “Yüz Günde Yüz Etkinlik”leri gölgede bırakan bu Sempozyumla... Her ne kadar “Yüz etkinlik”in birindeki kadar hedonik zevkler peşinde koşan izleyenimiz/dinleyenimiz olmasa da en azından “yükte hafif pahada ağır” tabirinden tefekkür ehli bir dinleyici kitlesi vardı.  Gönül isterdi ki bu muhteşem sempozyumu, halka da indirgenebilen bilen etkinliklere çevirebilseydik. Ama üçüncüsü yapılırken bu önerinin de değerlendirileceği kanaatindeyim. Olay sadece ilim adamları düzeyinde kalmamalı diye düşünüyorum.

“Mum dibine ışık vermez” türünden olsa gerek yanı başımızdaki birçok değerden habersiz ve nasipsiz olarak ömrümüz geçip gitmiş. Geçim derdinden, evlâd-ı iyâl bahanelerinden âzâde olup da şöyle bir başımızı kaldırıp etrafımızı temaşa edememişiz; ne gâfil insanlar olmuşuz da değerlerimizin farkına varamamışız. Bir eğitimci olarak, yeni yetişen neslin akıbeti beni korkutmaktan öte ürkütüyor da. Maneviyat, kültür, irfan, sanat, edebiyat, estetik gibi alanlarda ilgisiz, aç-susuz yetişen bu yeni nesile Konevîlerin, Mevlanâların, Yûnusların felsefeleri okutulmalı değil miydi? Siyasette alınan bunca başarılı yolun sonunda değerler manzumelerimizin de paralel ivmede olması gerekmiyor muydu?  Sanırım siyasetçiler bu eksikliklerinin farkına bir an önce varıp gerekli tedbirleri alırlar. Merhum Cemil Meriç’in, “Muhteşem bir maziyi, daha muhteşem bir geleceğe bağlayan köprü olabilmek” ifadesindeki sorumluluğun bir gereği olarak özellikle eğitim alanında köklü değişikliklere ihtiyaç vardır. Yoksa lafla peynir gemisi yürümüyor.

Bu sempozyumda gördük ki; dünyanın dört bir yanından bir çok ilim, kültür ve fikir adamı şehrimize gelerek, yaptıkları araştırmalarla Konevî mahallesinde iz’an ve feraseti kapalı olarak salyangoz satmakla meşgul olan bizleri âdeta tokatladılar da Konevî’nin yaşadığı dönemdeki Konya’da İslâm düşüncesinin, ilim ve kültür hayatının bugünkünden ne kadar kaliteli ve ileride olduğunu anladık. Yeni nesile bu ruhu üfürmek gerekiyor. Bu da başta Millî Eğitimde yapılacak değişikliklerle birlikte sivil toplum kuruluşlarının fedakârlığıyla gerçekleştirilebilir. Aksi halde Konevî mahallesinde uzun bir zaman daha salyangoz satmaya devam ederiz.

Bu yazı toplam 573 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.