1. HABERLER

  2. KONYA

  3. Konya Aydınlar Ocağı’nın konuğu Çelik
Konya Aydınlar Ocağı’nın konuğu Çelik

Konya Aydınlar Ocağı’nın konuğu Çelik

Konya Aydınlar Ocağı’nda darbeleri masaya yatıran Dr. Öğretim Görevlisi Halil İbrahim Çelik, “Ordumuz görevini yapsın, siyasetçiler görevini yapsın, yargı görevini yapsın. Ve herşey normal, şeffaf olarak gerçekleşip darbe lügatimizden çıksın” dedi.

A+A-

Vatan Kavramıyla Bilinçlenmeliyiz

Darbelerin basına yansıma ilişkileri ile darbelerin başlangıcından nihayete erdiği süreçte ABD, Almanya ve İngiltere etkilerine de sohbetinde değinen Çelik, “Türkiye olarak biz 20.yüzyıla nasıl girdiysek 21.yüzyıla da aynı giriyoruz. 1910’dan itibaren beka meselesi, varlık-yokluk mücadelesi, dışarda yaşanan önemli savaşlar, kimlik tercihi ve bölünme endişesi idi. 21.yüzyılın ilk çeyreğinde karşılaştığımız sorunlar da geçmişte yaşanan benzer sorunlara ve haklı nedenlere dayanan endişelerdir. Birlik ve beraberliğin ne olduğunu, vatan kavramının ne olduğunu tamda bu günlerde daha çok konuşmalı, üzerinde daha çok bilinç oluşturmamız gerekiyor.” dedi.

“Türkiye’yi  Türklere bırakmıyorlar”

Darbeyi “Asker ve sivil bürokrasinin meşru anayasal hükümetleri silah zoruyla kendi çıkarlarını korumak için değiştirmek amacıyla hukuksuz güç kullanması” şeklinde tarif eden Çelik, dış etkilerin ise 1850’lerden itibaren gerçekleştiğini ve batı basınında yaygın kullanılan İngiliz başbakanlarından birine atfedilen şu sözü hatırlattı: “Türkiye Türklere bırakılamayacak kadar önemli bir ülkedir.” Çelik, Osmanlı’da darbe teşebbüslerinin iç dinamiklerden kaynaklandığını ifade ederek 1850’deki Kuleli Vakasından itibaren de batı etkisi (bürokratik darbe)görülmeye başlandığına işaret etti. 1876’da Sultan Abdülaziz’e bir darbe girişimi olduğunu ve II. Abdülhamid’e defalarca darbe teşebbüsünde bulunulduğunu ve 31 Mart Vakasında tahtan indirildiğini belirten Çelik, Cumhuriyet’in ilk yıllarında darbelerle karşılaşılmadığını ve 1960’tan itibaren tekrar darbelerin yaşandığını, Talat Aydemir vakası dahil 27 Mayıs ve 12 Eylül askeri darbesi ile içinde ordu, basın, STK’lar ve işverenlerinde dahil olduğu 28 Şubat ve 15 Temmuz darbelerinde dış etkilerin de görüldüğünü söyledi. 

İngiltere’de neden “Genç İngilizler” olmaz ki…

Tarihçi Çelik, darbe dönemlerinde dünyada “Genç Türkler, Genç İtalyanlar, Genç Polanyalılar, Genç Tunuslular, Genç Buharalılar” diye hareketler olduğunu fakat İngiltere’de her nedense “Genç İngilizler”, “İngiliz Genç Subaylar” diye bir kıpırdanma ve hareket görülmediğine dikkati çekerek “Darbenin iyisi kötüsü yoktur. Hükümeti değiştirmenin yöntemleri demokratik ülkelerde bellidir. Darbeler, ülkelerde ekonomik olarak büyük kırılmalara, finansal problemlere, ve ülkelerin normal koşullarda hiç alamayacakları uluslararası kararları almalarına neden olur. Nitekim 1980 öncesi NATO’nun askerî kanadından ayrılan Yunanistan, 80 Darbesinden sonra sessiz sedasız Türkiye, Yunanistan’ın NATO’nun askeri kanadına tekrar dönmesine onay verdi” dedi. 

Çelik, sözlerine “Ordumuz görevini yapsın, siyasetçiler görevini, yargı görevini yapsın. Ve herşey normal, şeffaf olarak gerçekleşip darbenin lügatimizden çıktığı, sadece tarihçilerin konuştuğu, ama bu coğrafyada yaşıyorsak dış etkilere karşı dikkat etmemiz gerektiğini düşünüyoruz” diye son verdi. Şeyma Bıyıklı

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.