1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Konya M.V. Leyla Şahin’in Gayreti Boşuna Değil
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Konya M.V. Leyla Şahin’in Gayreti Boşuna Değil

A+A-

Referandum ününe iki günümüz kaldı. Allah’ın izniyle yarından sonra milletçe giderek tercihlerimizi gerçekleştireceğiz. Bu kampanya boyunca siyasi partiler kendi çaplarında büyük çabalar gerçekleştirdiler. Bu işe gönül vermiş parti sevdalısı gönüllü kardeşlerinde hakkını yememek lazım. Ama kampanya süresince geriden gözlemleyebildiğim kadarıyla Konya Milletvekilimiz Leyla Şahin Hanımefendinin çabalarını çok takdir ettim. Diğer vekillerimizin de hakkını yemeyim. Ama Leyla Hanımefendinin referandum çalışmaları boyunca sahalardan hiç geri kalmadığını gözlemledim. Gayretini bir Konyalı olarak takdir ediyorum. Şovdan uzak, halkla içiçe, kendinden emin, işe çilesiyle razı olmuş, insanları ötelemeden sevgi ve saygıyla yaklaşarak gösterdiği çaba tüm Konya halkı tarafından takdire şayan bulundu. Bu yazımı milletvekilimizin bilgisi olmadan yazdığımı da bilmenizi isterim. Beni tanıyan kardeşlerim ısmarlama yazı yazmadığımı ve yazmayacağımı bilirler. Bilgisayarın karşısına geçtiğim zaman o an aklıma gelen konu neyse direk ondan devam ederim. Tüm yazılarımda bu şekilde ortaya çıkıyor. Özellikle güncel konular ağırlıklı yazmak ve kendi fikirlerimizi okuyan kardeşlerimle paylaşmak istiyorum. Birilerine şirin görünmek, birilerinden menfaat beklemek, birilerinde alkış almak, tiraj patlatmak gibi bana göre oldukça saçma ve yapay durumlardan uzak duruyorum.

Leyla Şahin Hanımefendi, geçmişte yaşananları düşündüğümüz zaman zulmü bizzat yaşayarak bugünlere geldi. Geçmişin karanlık günlerinde başörtüsü zulmünü yaşayan bir kardeşimiz olarak kendisinin bugünkü yoğun gayretinin altında yatan ana etkeni rahatlıkla anlayabilirsiniz. Üniversite kapılarında kız öğrencilerimizin başına takındığı örtüsünü memleket sorunu haline getirerek vaveyla koparan Nur Serter gibi zalimlerin o zamanlarda başörtülü kız kardeşlerimize yaşattığı zulmü birçok kardeşimiz iyi hatırlar. Ama gençlerimizin birçoğu hatırlamayabilir. Çünkü geçtiğimiz 10 yıl boyunca ülkemizi idare etmekte olan AK Parti iktidarı dönemi boyunca bu zulmü devam ettirmek isteyenler olduysa da halkın galebe çalmasıyla Allaha hamdolsun bugünkü berrak duruma ulaştık.

Düşünsenize! Öğrencisi olduğunuz okula inancınız gereği başınızı kapatmak suretiyle gittiğiniz halde kapı girişine diktikleri görevlilerin sert ve hırçın tavırları sonucunda giremiyorsunuz. O zor günlerde mücadele etmeyip kapıdan başörtüsünü çıkarmak suretiyle giren kardeşlerimiz olduysa da yine aynı kapıdan alınmadığı halde Allah’ın emri olan başörtüsünü üç dört cibilliyetsiz faninin isteğiyle çıkaramam düşüncesini kendine minhac edinen bacılarımız zulme karşı mücadele kararı ve azmindeydiler. Çünkü bizim dinimiz mücadele ve mücahede diniydi. Geçmişte nebilerin ve resullerin yaşadıkları zulmün yanında bu neydi ki? Bu bedeni yaratan bu tene bu şekli vererek güzelleştiren rabbim, rızkımızı nasıl teminat altına aldıysa mücadeleden de sonuç almayı bazı sebeplere bağlı kılmıştı. Öyle kolayca cennet yoktu. Mücahede ile cenneti hak edenler, mücadele ettikleri zalimlerin de cehenneme giden yollarını aralıyorlardı.

İslami şuuru edinmiş ve dininin gereklerini özünde benimsemiş, riyadan uzak tüm kardeşlerimizin bildiği bir düstur vardır. O düstur da âlemlerin yaratıcısı yüce Allah Kitabında ne güzel ifade buyurmuş. Hatırlayalım mı?

Lütfen Bakara süresi 214. Ayeti kerimeyi okuyunuz:

“Yoksa siz, sizden önce gelip geçenlerin başına gelenler, sizin başınıza gelmeden cennete girivereceğinizi mi sandınız? Başlarına öyle yoksulluk ve sıkıntı geldi, öyle sarsıldılar ki, nihayet peygamber ve beraberindeki müminler: “Allah'ın yardımı ne zaman?” demişlerdi. Biliniz ki Allah'ın yardımı çok yakındır.”

Değerli okurlarım, Allah’ın yardımı mücadele azmi gösteren tüm müminlere illaki ulaşacaktır. Ama rabbimiz o yolda canımız pahasına bir mücadele istiyor. İmtihan edildiğimiz şu dünya arsası üzerinde baki olmadığımıza göre neden, niçin korkacağız ki?

Leyla Hanım’ın geçmişte ki bir programda ifade ettiği şu cümleler o günün dayanılmaz şartlarını açık ve net ortaya koymaktaydı: “Bazen asistan doktorlar, bazen hocalar ve en sonunda polisler tarafından engellenir hale geldik. Unutamadığım sahne, fakültede bayan robocopların bir arkadaşımızı iki kolundan sürükleyerek zorla dersten çıkarması ve binanın dışına kadar kalabalığın arasından geçirerek gözaltına almasıydı.”

Okuduğunuz eğitim kurumunda sırf başınız kapalı diye size reva görülen zulümlerin haddi hesabı yoktu. Millet o devrin başarısız hükümetleri yüzünden aç karnına mı can sıksın. Okuluna gidemeyen başı kapalı kızının yaşadıklarına mı can sıksın! Milletin o günlerde yaşadıkları dayanılmaz zulümler sonrasında bu milletin azmi ve gayreti muvaffakiyeti verdi. Ama bizden mücadeleyi bırakmamamızı tüm naslarda ister. O yüzden bugünün savaşı da bizi biz eden, kendimizi bulacağımız, iç ve dış hainlere karşı yarından sonraki referandumda EVET oyu kullanmamız hayati önem arz ediyor.

Hayır oyu verecek kardeşlerimden de rica ediyorum. Allah aşkına! Bir kez daha düşünün. Hatanın neresinden dönerseniz kardır.

Bu yazı toplam 288 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.