1. YAZARLAR

  2. Dilek Bülbül

  3. Konya Tarihinde: Fahrettin Altay-2
Dilek Bülbül

Dilek Bülbül

Yazarın Tüm Yazıları >

Konya Tarihinde: Fahrettin Altay-2

A+A-

Asasıyla işaret ettiği yerler yıkılıyor muydu? Evet. Konya tarihiyle ilgili birçok çalışma yapan merhum İbrahim Hakkı Konyalı: “Camiler, medreseler, minareler bir baston işaretiyle mahvoluyordu. Anadolu’yu Müslüman yapan Selçuklu payitahtı Konya’da yıkma ve yok etme cellâdı pervasızca kol geziyordu. Anadolu Selçukluların payitahtı Konya’nın eşsiz tarih yadigârlarının pek çoğu korkunç tahriplere uğramıştır. Bunlar Fahrettin Paşa’nın Alaaddin Tepesi’nden verdiği asa işareti ile olmuştur” sözüyle bu gerçekliği anlatır. 
Mezar taşlarından tren yolu mu yaptırıldı? Sadreddin Konevî ve Garipler Mezarlığı’nın bütün mezar taşları Paşa’nın emriyle kırılmış ve yol yapımında kullanılmıştır. Bu yolla sadece Anadolu Selçukluların değil; Karamanoğullarının ve Osmanlıların mezar taşları da tahrip edilmiştir. 
Milli Eğitim Bakanı’nın “temizleyin” ifadesi yanlış mı anlaşıldı? Şahsi fikrim herhangi bir yanlış anlamanın olmadığı yönündedir. Tarihi eserlerin bakımının yapılmasını ifade eden “temizleyin” kelimesinden hareketle eski eserler imar adı altında fırsatçı bir yaklaşımla ortadan kaldırılmıştır. 
Mustafa Kemal Atatürk telgraf çekmeseydi İnce Minareli Medrese de yıkılacak mıydı? Fahrettin Paşa’nın medresenin arkasında bulunan bir konakta oturduğu ve Alaaddin Tepesi’ni göremediği gerekçesiyle birkaç bölümünü yıktırdığı ve Atatürk’ten gelen telgrafla yıkımın durdurulduğu doğrudur. Eski eserlerin korunmasıyla ilgili bu karar sayesinde Konya’daki birçok yapı yıkılmaktan da kurtarılmıştır.  
Fahrettin Altay’ın eski eserleri yıktırmasının ardındaki sebep “Türkiye Cumhuriyeti” adıyla birçok inkılâbı gerçekleştirmiş olan yeni bir devletin kurulmuş olması mıdır? Yani, Fahrettin Paşa kendisinden önce gelen medeniyetin getirdiklerini kabul etmeyen ve kendisini onun devamı olarak görmeyen, Avrupaî bir kent modeli mi görmek istiyordu? Sanmam. Çünkü; kendisinin üstlendiği görev yalnızca askerlikti ve bu varsayımın gerçekleşmesi yüzyılları alacak bir ütopyaydı. Kanaatim o dur ki; Arnavut asıllı olan Fahrettin Paşa’nın dinî yönü zayıftır. Eğer aksini iddia edecek olsaydık İslâm’ın “hoşgörü” anlayışından nemalanacak ve hangi medeniyetin eseri olursa olsun korumaya çalışacaktı. Çünkü; İslâm hümanist bir yaklaşımı içinde barındırır. 
Sonuç olarak; dönemin Valisi İzzet Bey, imar adı altında yıkmak istediği yerleri tepki çekmemek için bizzat kendisi yıkmıyor; birçok askerî başarılara imza atmış ve toplumun takdirini kazanmış biri yoluyla yıktırıyordu. Fahrettin Paşa ise askerî başarılarının vermiş olduğu inisiyatifi barbar ve tarihî şuurdan noksan bir tavırla sonuna kadar kullanıyordu. Burada sorulması gereken sorulardan biri şudur: “Kendi göz zevki için tarihî eserleri yıktıran birinin Vali İzzet Bey’e neden yardım ettiği ve bundan ekonomik bir çıkarının olup olmadığıdır

Bu yazı toplam 1350 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar