1. YAZARLAR

  2. Yaman ADAM

  3. Konya Üniversitesi ve Ali ulvi KURUCU
Yaman ADAM

Yaman ADAM

Yazarın Tüm Yazıları >

Konya Üniversitesi ve Ali ulvi KURUCU

A+A-

Merhum üstadımız Ali Ulvi Kurucu’nun vefatının 10. Yılı anısına bir panel düzenledi Konya Üniversitesi, Meram Belediyesi’nin de katkılarıyla...

Bir üniversite’den beklenen bu mudur?

Üniversite dediğin halkın karşısında olmalı; halkın inancıyla, gelenekleriyle, örf ve âdetleriyle mücadele etmeli, batılı insan tipi yetiştirmeli değil mi?

Başörtüyle, kılık-kıyafetle, saç-sakalla uğraşmalı değil mi?

İkna odaları inşa etmeli, psikopat proflarla öğrencilere olmadık dayatmalarda bulunmalı, şantajlar yapmalı, beyin okumalı değil mi?

Operalar, fantastik programlar, balolar, kokteyller, hoppa konserler, uçuk kaçık halktan kopuk sergiler sergilemeli değil mi?

Emperyalist batının kokuşmuş yortularını ilericilik ve modernlik adına, gelişme ve değişme adına, bilim ve film adına gençliğin kafasına tıkıştırma telaşında olmalı değil mi?

Ali Ulvi Kurucu gibi irticacıların, karanlık düşüncelilerin, çağdışı kafalıların, çöl bedevisi zihniyetlilerin köküne kibrit suyu dökmek, onları üçüncü sınıf vatandaş saymak, aşağılamak, hakaret etmek, fişlemek, hedef göstermek değil mi?

Yoksa merhum Ali Ulvi Kurucu üstadın;

“Siz benim kabul olan dualarım,

Gerçekleşen rüyalarımsınız…” dediği  ve 60 yıl boyunca dua ettiği, rüyalarına girdiği bir nesil mi geliyor üniversitelerin başına!?...

Bu nesil, köprüler mi kuruyor halkıyla üniversiteler arasına?

Surda bir gedik mi açıldı!?

Dualar kabul, rüyalar gerçek mi oluyor!?

Teşekkürler Konya Üniversitesi…

Teşekkürler Sayın Rektör Prof.Dr. Muzaffer Şeker…

Teşekkürler Konya Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı Sayın Doç.Dr. Necdet Gök…

Teşekkürler Meram Belediyesi…

Teşekkürler Serdar Kalaycı…

Prof.Dr. Mustafa Fayda’nın yönetimindeki panelde; Av. Mehmet Ali Uz’dan “Hatıralar Işığında”, Doç.Dr. Necdet Gök’ten “Bir Dava Adamı”, Doç. Dr. Mustafa Sarı’dan “Şiirlerinden Örnekler”, Doç.Dr. M. Sabri Küçükaşçı’dan “İlmî Kişiliği” ve Dr. Mehmet Harmancı’dan da “Geçmişten Geleceğe Bir Köprü: Ali Ulvi Kurucu”yu dinledik. Her biri çeyrek zaman dilimlerinde ağzımıza birer parmak bal çaldılar tadımlık… Program Konya Türk Tasavvuf Müziği Topluluğu Sanatçı ve Topluluk Müdürü Ömer Faruk Belviranlı’nın Ali Ulvi Kurucu’nun güftelerinden oluşan seçme ilahî, kaside ve na’tlarını seslendirmesiyle son buldu.

Merhum Ali Ulvi Kurucu, “Hocazâdeler” olarak bilinen Veyis Efendi’nin küçük oğlu İbrahim Efendi’nin oğludur. Veyiszâde Mustafa Efendi de amcasıdır. Allah(cc) bütün mü’minlere rahmet etsin.  

Tek parti zorbalarınca din düşmanlığı yapıldığı, dinsizliğin dayatıldığı, Kur’ân öğrenmenin yasaklandığı, dindar insanlara kan kusturulduğu, zindanlara atıldığı, yargısız infazlara tabi tutulduğu, darağaçlarında sallandırıldığı, işkence edildiği, sürgünlere gönderildiği, baskıcı, sıkıntılı dönemlerde İbrahim Efendi, oğlu Ali Ulvi’yi okutabilmek, dinini-diyanetini öğretmek aşkıyla kutsal topraklara hicret etmek zorunda kalır.

Âlim, fazıl, şair, edip, mütefekkir, insan-ı kâmil, yaşantısıyla örnek insan rahmetli üstadın ve ailesinin meşakkatli hicreti; Cidde, Mekke, Medine ve Kahire’de geçen hayat serüveni bu sınırlı köşeye sığmayacak kadar uzun ve ibrete şayandır. Şu anda üç cildi çıkan ve tamamı beş cilt olacak olan M. Ertuğrul Düzdağ’ın kaleme aldığı, “asrın röportajı” da denilen ve okullarda yalan-yanlış öğretilen yakın tarihimize ışık tutan, tanıklık eden, bal teknesi mesabesindeki “Hatıralar” kitabını tekrar tekrar okumanızı tavsiye ediyoruz.

Asrın Bedî’si Nûr yolcusu merhum Said-i Nursî(r.aleyh)’nin “Medine-i Münevvere’de mühim bir âlim” diye taltif buyurduğu; bu dünyadaki ömrünü Kur’ân ve Sünnet’e bağlı, Hz.Peygamber(sav) efendimize komşu olarak geçiren merhum üstad Ali Ulvi Kurucu’nun ahrette de yine o sevgililer sevgilisine komşu olması niyâzıyla; Leyla’sına yazdığı çok bilinen ve sevilen, bestelenmiş bir aşk şiiriyle yazımı noktalıyorum.

 

“Sevdim seni ma’buduma cânân diye sevdim

Bir ben değil âlem sana hayrân diye sevdim. 

 

Evlâd-ü iyalden geçerek ben ravzana geldim

Ahlâkını methetmede Kur’ân diye sevdim.

 

Kurbanın olam Şah-ı Resûl sen kovma kapından

Dîdarına müştak olacak Yezdân diye sevdim

 

Mahşerde Nebîler bile senden meded ister

Gül yüzlü melekler sana hayrân diye sevdim.”

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazı toplam 416 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.