1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. KONYA VE A. KEMAL BAŞARAN’DAN BİR ANI
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

KONYA VE A. KEMAL BAŞARAN’DAN BİR ANI

A+A-

Bildiğim kadarıyla  yazılarımın daimi takipçilerinden birisi de  çok değerli dostum, arkadaşım A. Kemal Başaran’dır. 
Kemal Başaran elektrik mühendisi, iş adamı, yatırımcı, eski siyasetçi, aynı zamanda Konya hayranı bir kişiliktir. En önemlisi de dost ve gönül adamıdır. Şimdi size onun Konya ile ilgili bir anısını aktarıyorum.
Atatürk Heykeli- Ziraat Abidesi - Konya Düşmanlığı- Kurtuluş Savaşında Konya'nın Yaptığı Mali Ve Askeri Yardımlar…
 Şimdilerde DSİ binasının olduğu yerde ahşap bina benim 62 yıl önce ilk okula başladığım Kurtuluş ilk okulu. 
Yıl 1955 birinci sınıfa bu okulda başladım,ikinci sınıfı da inşaatı yeni tamamlanan Mümtaz Koru ilk okulunda okudum.
Öğretmenimin adı Vahide Aytaç Atatürk hayranı sarışın yeşil gözlü 40 yaşlarında çok güzel bir hanımdı. 
Yeşil gözlü çocukları çok severdi, benim gözümde yeşile yakındı her sabah muhakkak benim gözlerime bakarak derin derin düşünürdü.
Atatürk benim ilk okul öğretmenime tahsili süresince yardım ettiğini söylerdi.
O yıllarda anıt ve civarını fotoğrafta görüldüğü gibi idi.
Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk’ün heykeli ilk defa İstanbul Sarayburnu Gülhane parkında yerleştirilen heykelinden sonra ikincisi Konya'da yapılmış.
Merhum Mimar Muzaffer Bey Konya'nın bir ziraat memleketi olması nedeniyle bunu sembolize eden kağnı, buğday, başak demetleri ve bir kaç köylü bulunan abidenin projesini hazırlayıp devrin resmi makamlarına sunar.
Derhal yapımına başlanır inşaat epey ilerler. Fakat birinci cihan savaşı çıkınca bazı maddi ve manevi nedenlerle inşaat durdurulur. Üzeri kalın saçlarla örtülerek muhafazası sağlanır.
Yıl 1924 Belediye Meclisi yarım kalan abidenin tamamlanması ve üzerine de Atatürk'ün heykelinin dikilmesine karar verir.
Heykel Heinrich Krippel'e 16.000 liraya yapması için anlaşma yapılır.17 metre abide 3 metre heykel inşasına hız verilir 29 Ekim 1926 Cuma günü üzeri bayrak sarılı olarak büyük bir merasimle açılır.
Atatürk mareşal üniforması ile ayakta, sol eliyle kılıcının kabzasını tutar, hafifçe öne uzanmış sağ eliyle ayaklarının dibinden yükselmekte olan bir demet buğday başağına dokunur biçimde yapılmış.Yönü Konya'nın trenle gelen misafirlerine hoş geldin der gibi o yöne bakacak şekilde yerleştirmişler.

Ama Konya düşmanlarının şimdilerde olduğu gibi o yıllarda da uydurdukları Konya'da Atatürk heykeli sırtını Konya'ya dönmüş bir elinde kılıç diğer elinde buğday başağı var o yıllarda yobazların ve isyanların kenti olduğu için eğer burası buğday kenti olmasaydı herkesi kılıçtan geçirirdim demiş diye uydurmuşlar.
KONYA'NIN KURTULUŞ SAVAŞINDA YAPTIĞI MADDİ VE MANEVİ YARDIMLAR UNUTULAMAZ
Konya, düşman işgalinin sınırı olarak cephe gerisini tutan en önemli şehirdir.
Başkent İstanbul, Marmara ve Ege şehirleri işgal altındadır.
Cumhuriyeti kurma işi bozkırlara düşer,Anadolu'ya düşer ve nihayet Konya'ya düşer.
Konya bu haliyle cephelere asker sevk eden en önemli şehirdir.
Cephede savaşan ordunun ihtiyaçları Konya'da toplanmış ve cepheye buradan gönderilmiştir.
Konya cepheden gelen yaralı ve hastaların tedavi gördüğü merkez olmuştur.
Konya Milli Mücadelede, Cumhuriyetin kuruluşunda ve vatanın kurtarılmasında çok büyük katkılarda bulunmuştur. Şehir ve ilçeler genelinde şehit sayısı 26 bindir Konya en çok şehit veren ildir.
Büyük Dedem Başaralı Zade Mustafa Lütfi Efendi kurtuluş savaşı öncesi Konya'da Müdafaa-i Hukuk Cemiyetinin kurulmasında önemli görevler almış.
Öncülük etmiş.Kuvayi Milliyetçi  Atatürk' ün yakın arkadaşı imiş.
Kurtuluş savaşı öncesi halktan toplanan yardımlar ile ordunun yiyecek giyecek silah ihtiyaçları karşılanmış.
Atatürk büyük Dedeme görev vermiş ordunun Akşehir'de toplanma süresince yaklaşık 3-6 yiyecek ihtiyaçlarının karşılamasını istemiş.
O yıllarda 66 odalı Başaralı konağı, 54 müstakil odalı Başaralı Oteli ve 33 dükkandan oluşan Başaralı çarşısını yaptırmış tüccar ticaret adamıymış.
O yıllarda devlete verdiği nakti paraların karşılığını kurtuluş savaşı sonrası Atatürk Dedemi Ankara'ya çağırmış.
Mustafa Efendi senden aldığımız paraların karşılığını nakdimiz olmadığı için ödeme imkanımız yok.
Bu ülke kurtuluş savaşından çıktı sana bir miktar üzüm incir verelim sen tüccar adamsın satarsın.
Ayrıca Ankara Kızılay'dan 500 dönüm arazi verelim demiş. O yıllarda Kızıla bataklıktan girilmezmiş 
Paşam orada çiftçilik yapılmaz diye kabul etmemiş.
O zaman sana Ilgın şeker fabrikasının olduğu yerde yaklaşık 5000 dönüm arazi var yarısı bataklık üç yıl içerisinde tarım yapılır hale getirirsen buranın tapusunu Meclis kararı ile sana vereli demiş.
Dedemde kabul etmiş o yerde Başaralı çiftliğini kurmuş. 1960 yıllarında en büyük oğlu babaannemin kardeşi Mustafa Efendi Ilgına Belediye Başkanı olacağım diye sata sata bitirdi.
Hani bir söz var 
Oğlun akıllı malı mülkü ne edeceksin
Oğlun akılsız malına mülküne güvenme

Siyaset bazılarını vezir eder bazılarına rezil eder. Siyasette arkadaşlarını eşini dostunu çok iyi tespit edeceksin ya değilse bir gecede işini bitirirler.
 

Bu yazı toplam 359 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.