1. YAZARLAR

  2. Hakkı Balcı

  3. Konya’mızdan Gazzeli Yetim Çocuklara Okul
Hakkı Balcı

Hakkı Balcı

Yazarın Tüm Yazıları >

Konya’mızdan Gazzeli Yetim Çocuklara Okul

A+A-
Ribat Vakfı İnsani yardım Başkanı Seyit Duman Başkanlığında oluşturan bir heyet Gazze’de 250 yetim çocuğuna eğitim öğretim imkanı sağlayacak okul yaptıracak. Yetkililerle görüşen heyet arsa teminini sağlayarak inşaatın başlaması için gerekli proje çalışmalarını başlattı.
Gazze’ye 4 bin kişilik aşevi açmayı hedefleyerek giden heyet başkanı Seyit Duman “Yaptığımız incelemede Gazze’de 200 okula ihtiyacın olduğunu ve yetersizlikten üçlü eğitim yapıldığını gördük ve aşevi yapmaktan vazgeçerek okul kazandırmayı amaçladık. Konya’mıza ve Gazzeli yetimlere hayırlı olur inşallah…” dedi

İLK TÜRK OKULU KONYALILAR İÇİN FIRSAT

Gazze’de İsrail ablukası altında yaşayan yetim çocukları için başlatılan bu çalışma Konyalı hemşerilerimiz için bir tuğlalık katkı bile olsa bir fırsat aslında. İlçe köy ve Büyükşehir’in tüm sınırları ile yapılacak eğitim yardımına katkıları bölgeyi yaşayan birisi olarak Konya’mızın okulu olarak yükselecek ve Gazze’deki ilk Türk okulu olacak.

İZLENİMLER…


“Abi Filistin’e gider misin?” davetine tüm manevi duygularımla, tereddütsüz “evet” demiştim… İcabet edeceğim şey Dökme Kurşun’u ve son olarak Bulut Sütunu Operasyonlarını yaşayan Siyonist abluka altındaki Gazze ve onun yetim çocuklarıydı…
Pasaport adresime ulaştığında heyecanım sabırsızlığa dönüşmüştü… Mavi Marmara ve araç konvoyu ile Gazzeye gidememenin burukluğunu hep yaşayan ben yürüyen şehitlerin yanına gidecektim… Ve geldi çattı o gün… Eş dost uğurladı Medine-i Sani’den…
Konya’dan Ribat İnsani Yardım Derneği Başkanı Seyit Duman, Yönetim Kurulu üyesi ve Meram Belediye meclis Üyesi Murat Döğdü, Sami Sorgun, Ahmet Karaköse, Avukat Muhammed İkbal Kavalcı ve Mehmet Dumlupınar Ağabey’den oluşan ekip önce İstanbul sonra Kahire’ye uçmak üzere Koyulduk yola…
Ve 02.30 surlarında Kahire semalarındayız... Hep görmeyi istediğim, binlerce yıllık tarihi içerisinde barındıran, semalarında yaklaşık 20 dakika uçtuğumuz uçsuz bucaksız devasa bir büyük şehir… Kahire şansına küssün zira istikamet Gazze’ye, yürüyen şehitlerin şehrineydi…
Pasaport kontrolde polisle cebelleşmenin ardından Kahire havaalanının puslu havasını bizi bekleyen iki taksi şoförü ve orta halli iki taksiyle terk ettik… 6 saatlik Refah yolu heyecanı başlamıştı…

Ekibe Kahire’den katılan Tacettin hoca ve şoförümüzün saniye durmayan Arapça muhabbetlerinin arasından anlayabildiklerimi ayıklarken İsmailiye’de sabah namazı ve kahvaltısı için mola verdik… Tuvaletler, lavabolar rüsva, mescit toz, bakımsız alelade… Kahvaltı sırasında Seyit Hocanın Türkiye’den getirdiği poğaçaları afiyetle yerken raflarda gördüğüm kraker ve bisküvi çeşitlerinin Karaman markalı ve Türk malı yoğunluğu ve sallamada olsa sıcak çay sevindiren yanlarıydı…
Güneşin çöl ötesinden doğuşunu izlerken Süveyş Kanalı’nıın üzerinden geçiyorduk ki, şoförümüz Asya kıtasına girdiğimizi belirtti… Çöl ve virane şehirleri bir bir aşıp Refah’ın Mısır tarafına ulaştık… Uzunca bekleyiş sırasında pikap ve onu takip eden taksiden uzanan makinalı silahlardan havaya yapılan atışlar bölgenin sıcaklığına işaret eden ilk emarelerdi… Doğrusu kılımız bile kıpırdamadı... Sanki bizde adapte olmuştuk bu sıcaklığa…
Araçlarımız ve şoförlerimiz değişmişti… Artık sürat ve sessizlik hâkimdi… Mihmandarlarımız Gazze’ye geçeceğimiz tünel girişine getirdiği an gördüğüm manzara telaş ve acelecilikten mütevellitti… Kum deryası deryası avluda ağızlardan dökülen Arapça bağırtılar arasında kısa zamanda başlayan tünel girişi beni şoke etmişti… Tüm dünya Müslümanlarından nefret etmiştim… Bir avuçluk İsrail hepsine hükmediyor ve insanları birkaç metre ebadındaki tünellerden yaşam alışverişi sağlıyordu… Yaklaşık 150 metrelik tünel boyunca para karşılığında eşya taşıyan çocuklar, yaşlıların inilti içerisindeki yürüyüşleri insanlığın utanacağı karelerdi… İnsanlık bundan utanmalıydı…
Ve Tünel çıkışından aceleyle bindiğimiz arabalarla uzaklaşarak Cemiyet-i Beyti Filistin yöneticileri ile buluştuk… Sıcak, gözyaşlarının hâkim olduğu kemiklerden ses getirecek kadar sımsıkı sarılmalar… Tanışık olanlarla dünü yadeden dost, ihlaslı yüzlerdeki samimiyet cidden görülmeye yaşanmaya değer yüzlerdi… Yiğitlerdi… Şehit yakınlarıydı… Yürüyen şehitlerdi… İçimde sulu göz halimi gizleme telaşesinin arasında vatanım, Türkiyem ve durmak bilmeyen şükürlerle seyrederek geçtim yaralı Gazze sokaklarından…
Eni 5-7km. Boyu 40-45 km. arasında Uzun ince bir mahpushane Gazze… Sahil şeridi üzerinden ilerliyoruz… Sahil boyu derme çatma balıkçı barınakları, sağ yanımızda İsrailli sığınmacıların terk ettiği alanlar, denizin ufuk noktasında İsrail hücumbotları, Filistin, Hamas, İslami Hareket ve El Fetih bayrakları ve her köşe başında asılı yüzlerce şehidin resimleri arasında hamd ve şükürlerle yerleşeceğimiz otele geçtik…
Kısa bir istirahat sonrası hazırlanan kahvaltıda zeytinyağlı içinde eşek baklası ve nohut ezmesi bulunan humus, Nohut ezmesinin içine kabak, bir çok çeşit baharat ve nohut ezmesinden yapılan köfte Gazze’ye has ilk yiyeceklerdi… Hem kahvaltı hem sohbet derken, 4-5 bin kişiye günlük yemek verilecek aşhane üzerine sohbetler esnasında Gazzeli kardeşler bizim yemeğe ihtiyacımız yok. Bu tür yardımlar Afrika’da ki bazı ülkelere ve şu anda Suriye’de ki vatandaşlarımıza verilmeli…” dediler ve yetimlere okul üzerinde fikir birliğine varılarak kahvaltı sonlandı…

Aynı gün Cemiyet-i Beyti Filistin derneğinin Gazze lideri dr. Muhammed Hindi ile dernek binasında görüşerek okul kararı pekiştirildi… 250 yetim öğrencinin tedrisat göreceği ilköğretim okulu Konyalılar tarafından Ribat Vakfı tarafından Gazze’ye kazandırılacaktı…
Dr. Hindi yaptığı konuşmada “Evinize hoş geldiniz. Filistin Ümmetin davasıdır. Allah bizi seçmiş ve bu mücadeleyi biz veriyoruz. İsrail’le savaşımız asla toprak davası değil Mukaddesatımız içindir. Buraya geliş amacınız bizleri çok gururlandırıp güç veriyor ancak biz zorluklara alıştık maddi yardımlarda Suriye’deki kardeşlerimize öncülük vermeniz bizleri daha çok sevindirir…” derken ekip arkadaşlarımızın hepsini duygulandırdı…
Sohbet esnasında ekibimizi ziyarete gelen İHH Gazze temsilcisi Mehmet Kaya ile samimi kucaklaşmalar kardeşliğin zirve yaptığı anlardı. 200 yılında Türkiye’den çıkıp Afganistan, Sudan, Pakistan son olarak da Gazze’ye hicret eden Kaya, “ Türkiye kendisini daha çok hissettirmeye başladı. Dışişleri Bakanımız Davutoğlu gelmesi çok etkili oldu. Arap birliği başkanının yüzüne kimse bakmazken Gazzeliler Davutoğlu’nu sevgi seline boğdular…” dedi..
Gazze de bulunan TİKA, Kızılay ve Mustafa İslamoğlu’nun derneğinin yanı sıra bir çok kurumu ziyaret ettikten sonra Balık lokantasına daha doğrusu balık sofrasına geçtik… Garnitürleri balık, çorbaları balık sıcak yemekleri balık, kalamr, karides 3 milden 6 mile çıkartılan Gazze sahillerinden çıkarılan Rabbimin nimetleriydi…
Gazzede ki son günümüzde gezdiğimiz şehit evleri ve başbakan Haniyye ile buluşma ve yapılacak olan 250 yetimin okuyacağı okula verilecek son şekil vardı... Şehit evlerinde karşılaştığımız manzaralar iç burkucuydu. Ekip başkanı Seyit Duman girdiğimiz her evde Türkiye’den gönderilen ve ekip arkadaşlarımızın hediyelerini onları incitmeden sundu.

HANİYE İLE BULUŞMA…

Başbakan İsmail Haniye ile görüşmek nasip oldu. Mütevazı, asil, kendinden emin ihlâslı bir adamla karşılaştık… Sıcak samimi, içten bir karşılama… Türk vatandaşı olmanın imtiyazını yaşadığımız Gazze günlerinde imtiyazın zirve yaptığı andı…
Haniye Allah’a (c.c) hamd ederek başladı sözlerine… Haniye “ Hepiniz hoş geldiniz. Suriye, Türkiye, Hindistan ve Asya ülkelerinden misafirlerimiz Yeryüzü doktorları ve hepiniz Gazze’de buluştunuz. Bu Ümmetin buluşmasıdır. Son zaferimizi sizlere ümmete hediye ediyoruz. Çünkü bu zafer sadece bizim değil ümmetin zaferidir. Bizlerden desteklerinizi eksik etmeyin. Yanımızda olduğunuzu bilmemiz yeterli. Yardıma ihtiyacı olan kardeşlerimiz Suriye’dedir önceliği şimdi onlara vermemiz gerekir. Yardımlarımızı Suriye’de ki kardeşlerimize yoğunlaştırmalıyız.” Diyerek.
Rabbim hepimize Mescid-i Aksa’da namaz kılmayı nasip etsin diyerek bütün davetlileri kucaklayarak uğurladı. Ölümle her an burun buruna olan bu mümtaz şahsiyetin makam aracı minibüsün önüne oturarak çıkışı gözüme çarpan cesaretti…

DÖNÜŞ YİNE AYNI YOLDAN…

Gazze’de gördüklerim yaşadıklarım gelmeden önce ki intibalarımı adeta alabora etmişti. Ezik, her yönü ile abluka altında, korkuyla yaşadıklarını düşünüyordum Gazzelileri…
Dönüşte ise diri, ne yaptığını bilen, kendinden emin, mert, yiğit, onurlu insanların yaşadığı ümmetin dirilişi de vesile olacak bir güçlü diyar intibası ile ayrılıyorduk Gazze’den… Rabbim onlara derman olsun güç versin inşallah..



Bu yazı toplam 136 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.