1. HABERLER

  2. BİLİM-TEKNOLOJİ

  3. Konya'nın aslında bir göl olduğunu biliyor muydunuz? İşte Konya Gölü'nün sınırları ve kanıtları
Konya'nın aslında bir göl olduğunu biliyor muydunuz? İşte Konya Gölü'nün sınırları ve kanıtları

Konya'nın aslında bir göl olduğunu biliyor muydunuz? İşte Konya Gölü'nün sınırları ve kanıtları

Bilim adamlarının bugüne kadar yaptığı araştırmalara göre Konya'nın milattan önceki yıllarda aslında bir göl olduğu ortaya çıktı. Doktor Tahsin Tapur tarafından yapılan araştırmada Konya Ovası'nda yer alan birçok ilçe de havzanın tamamlayıcılarıydı.

A+A-

Konya Ovası olarak bilinen ve coğrafi bilgilere göre kapalı havza olarak bilinen Konya'nın bundan çok önceki dönemlerde göl olduğu ortaya çıktı.

Bugünkü isimleriyle Eski Konya Gölü, İç Anadolu Bölgesi’nde 37 derece - 38 derece kuzey enlemleri ile 32 derece - 34 derece doğu boylamları arasında; Konya, Çumra, Karaman, Ereğli ve Karapınar ovalarını içine alan Büyük Konya Kapalı Havzası’nda yer almaktaydı.

Havza’yı batıda, Erenler Dağı; güneyde, Orta Toros Dağlarının kuzey kesimleri; doğuda, Niğde-Bor Havzası; kuzeydoğuda, Karacadağ volkanik kütlesi, kuzeyde, Bozdağlar ile Obruk Platosu çevrelemekteydi.
Bilim adamlarının buna dair oldukça sağlam kanıtları bulunuyor.

YAĞMUR SULARIYLA GÖLLER MEYDANA GELDİ

Konya'da milattan önceki devirlerde meydana gelen depremlerle ova çöküş yaşadı. Zaman içerisinde yağmur sularının doldurduğu çukurda oldukça geniş bir göl meydana geldi. Sıcaklık ve yağış şartlarına göre de gölün taban derinliğinde değişiklikler olduğu ortaya konuldu.

GÖLLER NASIL KURUDU?

Bilim adamlarının insanların ortaya çıktığı tarih olarak kabul ettikleri dönemlerde bugünkü Konya Kapalı Havzası'nda oluşan küçük göller iklimdeki kuraklaşmaya bağlı olarak çekilerek geride bir kaç bataklık bırakarak kurudu.

Yakın tarihimizde ise Konya'nın bugün sanayi olan ancak o dönemlerde orman yapılması planlanan ve o yıllarda bataklık olan bölgesi ise bu göl yatağının yakın tarihlerdeki son bölümleriydi.

GÖLÜN SINIRLARI NERELERDİ? BİLİNEN KANITLAR NELER?

Doktor Tahsin Tapur'un Eski Konya Gölü ve Günümüzdeki İzleri adlı çalışmada gölün izleriyle ilgili şu bilgilere yer veriliyor:

Konya, Karaman, Ereğli ve Karapınar Havzaları’nda Plüviyal Konya Gölü’ne ait kıyı izleri, 1020, 1012 ve 1006 metre yükseltilerinde görülmektedir. Bu izler, Havza’nın kuzeyinde yoğun olarak görülürken, güneybatı ve güneyinde nispeten ortadan kalkmıştır. Çünkü bu kısımlar, alçak ve kısmen bir alüvyon düzlüğü halindedir. Ancak havzanın kuzey kesimleri genellikle kristalen kalkerlerden müteşekkil olduğu için kıyı izleri pasif falezler şeklinde muhafaza edilmektedir.

Konya Gölü’ne ait kıyı izleri, özellikle havzanın kuzeyinde Kayacık, Tömek, Sarıcalar, Eğribayat köyleri, Konya-Aksaray yolunun geçtiği Palaveli Yaylası, Divanlar, Karakaya, Göçü köylerinin doğusu ile İsmil kasabasının doğusunda, Merdivenli, Küpbasan, Tavşançukuru ve Yeniceoba yaylalarında bariz bir şekilde görülmektedir.

Konya-Ankara kara yolunun kuzeyinde kuzeydoğu-güneybatı doğrultulu kıyı kordonu mevcuttur. Bu kıyı kordonu Kayacık’tan güneybatıya, Konya şehir merkezine doğru uzanmaktadır. Kum depoları niteliğindeki kıyı kordonu içinde çok miktarda Dreissensia fosili parçaları ve kavkılarına rastlanmaktadır. Bugün kıyı kordonunda çok sayıda kum ocağı ve beşeri tesisin yer almasından dolayı yer yer tahrip edilmiştir.

Daha kuzeyde ise, Tömek, Yukarıpınarbaşı, Sarıcalar ve Karaömerler köylerinin bulunduğu yerlerde de kıyı şekilleri yan yana ve çok net bir şekilde izlenebilmektedir. Özellikle, Eğribayat köyü ile Konya-Ankara karayolu arasında 1020 metre gölünün kıyı kordonu üzerinde açılmış olan kum ocakları, buradaki kıyı izleri hakkında bilgi vermektedir.

Divanlar, Karakaya ve Göçü köylerinin doğusunda Bozdağlar’ın etek kısımlarında geniş bir falez dizisi yer almaktadır. Bu falezler kristalin kalkerlerden oluşan Bozdağlar masifinin aşındırılması ile yüzeye çıkmıştır. Falezler, kuzeybatı ve kuzey sektörlü rüzgarlara bağlı göl dalgaları ve kuzey-güney yönlü kıyı akıntıları ile aşındırılmış olsa gerektir. Burada yer alan birikinti koni ve yelpazeleri ile maskeleşerek kesintiye uğramıştır.

Eğribayat-Kızılcakuyu köyleri arasında Bozdağlar’dan gelen iri taneli pediment dolguları içinde göl dalgaları tarafından aşındırılarak meydana gelmiş olan pasif falezler yer almaktadır. Bunların ova ile birleştiği yerlerde, birikinti konileri ve eski göl tabanından Bozdağlar’a doğru dalga aşındırması izleri mevcuttur.

İsmil-Merdivenli-Küpbasan arasında da kıyı yarları ve kıyı kordonlarına rastlanmaktadır. Bunlardan en önemlisi, Merdivenli’de kuzey-güneydoğu yönlü uzanan kıyı kordonudur. Bu kıyı kordonu üzerinde açılan kum ocaklarında bol miktarda Dreissensia fosil ve kavkıları mevcuttur.

Küpbasan-Yeniceoba yaylaları arasında kuzeydoğu-güneybatı doğrultulu bir sırt uzanmaktadır. Bu sırt şeklinde uzanan yaylanın doğusunda kristalin kalkerler yüzeye çıktığı için burada da 1020 metre yükseklikte pasif bir falez dizisi bulunmaktadır. Yarımada şeklindeki uzantının batısında ise, kum depolarından meydana gelen kıyı kordonu yer alır. Kuzey - güneydoğu istikametli kıyı kordonu, Merdivenli Yayladan gelen kıyı kordonunun bir devamı gibi görülmekte olup, burası da kum ocağı olarak işletildiği için yer yer tahrip olmuştur.

Karapınar’ın kuzeyinde, özellikle Sultaniye Ovası tabanında Eski Konya Gölü depolarına rastlanmaktadır. Kıyı şekillerine ise rastlanmamaktadır. Buna da, genç volkanik tüflerin göl kenarında yer alan morfolojik unsurların üzerini maskelemesi yol açmıştır. Aynı durumu Ereğli Havzası’nda da görmek mümkündür.

Havza’nın batı ve güneyinde yer alan göle ait kıyı şekilleri kuzeye nazaran iyi gelişememiştir. Yine de yer yer kıyı kordonları ve küçük falez diklikleri görülmektedir. Bu kısımda Holosen’e ait formasyonlar, eski göl tabanı üzerine geldiği için buradaki kıyı izleri kaybolmuştur. Güneysınır, Kazımkarabekir, Karaman ve Ereğli güneyi ile Karadağ’ın çevresinde aşınma ve birikmelere bağlı olarak göl kıyısı izleri görülememektedir.

Konya’nın batısında, Meram Çayı’nın birikinti konisi kıyı izlerini büyük ölçüde kapatmıştır. Fakat Yaylapınar, Alakova, Çomaklı, Kaşınhanı, Alibeyhüyüğü hattı boyunca kıyı kordonlarına rastlanmaktadır. Bu hat boyunda Konya Gölü’nün ikinci çekilme safhasına ait izler 1012 m. yükseltilerinde görülmektedir. Alibeyhüyüğü güneyinde, Obruk Tepe (1171 m.) kuzeyinde pasif falezlere rastlanmaktadır. Burası Eski Konya Gölü’nün buralara sokulduğu bir koy özelliği taşımaktadır.

Konya Gölü Sınırları 3Konya Gölü Sınırları 2

Konya Gölü Sınırları

KONYA GÖLÜ'NÜN İZLERİNE DAİR OVA TABANINDA NE GİBİ İZLERE RASTLANDI?

Konya-Karaman Havzaları’nın tabanında, Eski Konya Gölü’nün kalıntısı olan bataklık sahalar yer almaktadır. Bu bataklıklar havzanın en derin ve erozyonal malzemelerin ulaşamadığı sahalarda teşekkül etmişlerdir. Bu bataklıkların en önemlileri; Hotamış, Arapmezarlığı, Alakova, Aslım ve Akgöl’dür.

Hotamış Bataklığı: Konya’nın 50 kilometre güneydoğusunda bulunmaktadır. Beyşehir-Çumra sulama şebekeleri kurulmadan önce, Çarşamba Çayı’nın sularını depolamakta idi. Eskiden bataklık sahası, yağışlı mevsimlerde bazen genişleyerek, etrafındaki çok sayıda yerleşim ve tarım alanını tehdit etmekteydi. Ayrıca Hotamış bataklığı Konya Ovası Sulama Projesi (KOP) içinde değerlendirilmekte olup, D.S.İ. tarafından etrafı suni setlerle çevrilerek bir depolama alanı haline getirilme aşamasındadır.

Arapmezarlığı Bataklığı: Bu bataklığın teşekkülünde, Çumra Sulama Kanalı ile May Deresi’nin suları etkili olmuştur. May Barajı’nın yapılması ile bataklık sahası küçülmüştür. Toplam alanı 50 km2.lik olan Arapmezarlığı bataklığı, bugün mera halindedir.

Alakova Bataklığı: Alakova bataklığının oluşumunda Meram çayının suları etkili olmuştur. Bataklık Konya’nın güneyinde, yaklaşık 20 km2.lik bir alan kaplamaktadır. Günümüzde Meram Çayı’nın ıslah edilmesi sonucunda kuruyarak mera haline gelmiştir.

Aslım Bataklığı: Konya’nın kuzeybatısında yer alan Aslım bataklığı, Altınapa ve Sille barajlarının yapımı ile kurumuş ve mera haline gelmiştir. Çok yağışlı dönemlerde bataklık haline gelmektedir.

Akgöl Bataklığı: Akgöl, Ereğli’nin 20 km. batısındaki tektonik kökenli bir havzada yer almaktadır. Toplam alanı 15-64 km2 arasında değişmektedir. Bataklık bir görünüm arz eden Akgöl, İvriz Çayı’nın suları ile beslenmekte iken, İvriz Barajı’nın yapılması ile göle gelen su miktarı azalmıştır. Bugün Akgöl’e kış mevsiminde yağan yağmur suları ile Ereğli şehir merkezi ve Ereğli Şeker Fabrikasının atık suları gelmektedir. Akgöl, yüzlerce kuş türü barındığı için 1995 yılında Bakanlar Kurulu Kararı ile tabiatı koruma alanı haline getirilmiştir. Bugün ise birçok yeri tamamen kurumuştur.

Bunlardan başka Hamidiye’de, Sakyatan-Göçü-Yarma arasında, Ereğli kuzeybatısında Sazgeçit, Kaşınhanı kuzeyinde Kumocağı mevkiinde de küçük bataklık sahalar yer almaktadır. Fakat bunların büyük bir kısmı yeraltı su seviyesinin düşmesiyle kurumuştur. Sadece yağışın arttığı dönemlerde bataklık halini almakta, diğer zamanlarda mera halindedir.

Sonuç olarak iklimsel değişiklikler Konya Gölü'nün kurumasına ve suların çekilmesine yol açtı. Bunun yanı sıra göl tabanında birikmiş verimli topraklar kapalı havza konumunda bulunan Konya Ovası'nı terketmedi. Bu sayede de Konya, Türkiye'nin en verimli topraklarına sahip konumdaydı.

Sonraki dönemlerde Konya Gölü'nden arda kalan göl kalıntıları da Konya'ya yapılan yatırımlarla zaman içerisinde kurutularak tamamen ortadan kaldırıldı.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.