1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. Konya’nın Tiyatro Kültürü
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

Konya’nın Tiyatro Kültürü

A+A-
Konya halkı tiyatroyu benimsemiş, tiyatroya ilgi göstermektedir. Konya’da bulunan Devlet tiyatrosu da mevsime göre gerek yerli, gerekse yabancı eserleri sahneye hummalı bir çalışma ile hazırlayıp sunmaktadır.

Konya Devlet tiyatrosunda bugünlerde Sadık Şendil’in yazdığı ve yillarca gerek sahnelerde ve gerekse TV ekranlarında zevkle izlediğimiz oyunu “7 Kocalı Hürmüz” oynamaktadır. Oyunun sanat yönetmeni M. Nur Subası, genel sanat yönetmeni A. Necdet Birecik, 2 perdelik oyunda dekor tasamını mükemmel biçimde Sertel Çetiner, Işık tasarımını Şükrü Kırımoğlu, Müzik Atilla Özdemiroğlu, Başrol oyuncusu  Hürmüz ise Bengisu Gürbüzer Doğru tarafından oynanmaktadır.
Oyun çok anlamlıdır ve bir çok konuda insanlara mesaj vermektedir. Geçmişin zındık hocalarının yaptıklarını, çıkar ilişkilerini ve  bence en önemlisi de   bir kadının 7 kişiyi idare edebilme hüneri(!) dir. Maalesef günümüz kadınları bugün tek kocayı bile idare edemeyip, kavgalar, gürültüler ve hatta boşanmalara giden aile  trajedileri ve hatta dramları yaşanmaktadır. Buda işin başka bir boyutu.

Neyse, arkası fazla karartmalıyım.

Hz. Mevlana’nın dediği gibi neyi görmek isterseniz onu görürsünüz.

Tiyatro, bir milletin eğitim düzeyi ve bu düzeye katkısı olarak ta algılanabilir. 2. Dünya savaşın sonrasında Almanya’da ilk önce eğitim ve öğretim için tiyatro salonları açılmıştır.
Atatürk’e göre; “Sanat güzelliğin ifadesidir. Bu ifade sözle olursa şiir, nağme ile olursa musiki, resim ile olursa ressamlık, oyma ile olursa heykeltıraşlık, bina ile olursa mimarlık olur.”
Millet hayatında sanatın değerini takdir eden Atatürk; “Bir millet sanattan ve sanatkârdan mahrumsa tam bir hayata malik olamaz.” “Bir millet sanata ehemmiyet vermedikçe büyük bir felakete mahkûmdur” diyerek sanatın önemini, millet hayatındaki rolünü açıklamıştır.
Atatürk, millet hayatında sanatın yerini ve değerini belirtmekle beraber, onun korunmasını ve gelişmesini de sağlamıştır. Atatürk, her şeyden önce, sanatçılara sanatçı ruhuyla elini uzatmıştır: “Sanatkâr, toplumda uzun uğraş ve çabalardan sonra alnında ışığı ilk hisseden insandır.”
Güzel sanatlar alanında Cumhuriyet döneminin ilk 15 yılında devrim sayılabilecek çalışmalar yapılmıştır. “Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli kültürdür” diyen Atatürk, güzel sanatlar alanındaki çalışmaları bizzat yönlendirmiş, başarılı sanatçıları ödüllendirmiştir.
 
Ne de olsa sonuçta sanatla ilgili en meşhur sözleri, “Efendiler, herkes mebus olabilir, başvekil olabilir ve hatta reisicumhur olabilir ama sanatkâr olamaz, sanatkâr el öpmez, eli öpülür” “Sanatkar, cemiyette uzun ceht ve gayretlerden sonra alnında ışığı ilk hissedendir” ve “Sanattan uzaklaşmış bir toplumun en önemli hayat damarlarından biri kopmuştur” gibi iddialı olanlardır, demektedir.
Bu yazı toplam 56 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.