1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. KÖRÜ KÖRÜNE DEĞİL, BİLİNÇLİ VATANDAŞ OLABİLMEK!
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

KÖRÜ KÖRÜNE DEĞİL, BİLİNÇLİ VATANDAŞ OLABİLMEK!

A+A-

Naçizane bir tavsiyem var. Allah aşkına! Kişilere, yani ölümlü fertlere taparcasına bağlanmayın. Tek bir istisna vardır ki o da Allah Resulüdür. Ve ona sınırsız itaatle mükellefiz. Çünkü görevlendiren alemlerin rabbi Allah’tır. 
Fethullah Gülen’in artıklarını yalayan, giydiklerini koklayan, elini öperek başka biri olduğuna inanan salaklar gibi olmayalım. 
Bugün reisicumhura olan sevgiyi anlıyorum. Bende samimi bir müslüman olduğuna inanarak seviyorum. Ona karşı bir kesimin sevgisini olağan karşılıyorum. Gönülden sevelim ama sevgiyi abartmayalım. Anlıyorum, elbette uzunca yıllar birbiriyle didişen kavgalı, itici tipler göreve geldiği için beklenen bir lider özlemi vardı. 
Lideri sevmek, onu desteklemek, doğru yaptığı sürece ardında durmak olağandır. Fakat bazılarının bu hususta aşırı davranışlarını asla tasvip etmedim, edemem. Sonuç itibariyle o kişi de Allah’ın bir kulu ve hata yapmakla malul bir şahıstır. Diğerlerinin kirli taktiklerine ve yönlendirmelerine kapılmadan ve umurunuza bile takmadan siz hak ve hakikat doğrultusunda yapılanları gözlemleyin. Dönen iç ve dış oyunlara karşı tetikte olarak sınırı aşmadan sevin, sayın, destekleyin. Bugün etrafa baktığım zaman birilerinin Erbakan için, birilerinin Erdoğan için, birilerinin Ecevit için, Demirel için…. Sevginin dozajını kaçırdığını gözlemliyorum. Geçenlerde Linkedin’de bir hanımefendinin Atatürk hakkında kullandığı “Atatürk’ü sevmeyen bu ülkede yaşamasın” tarzı  paylaşımı sebebiyle tartışmalı bir yazışmam oldu kendisiyle, ama Nuh dedi peygamber demedi. Yanlış!   
Bir konuya daha temas etmekte yarar görüyorum. Kemal Kılıçdaroğlu asla bu ülkenin çözümü değil, bunu not edelim.
Aynı şekilde Ekrem İmamoğlu’da İstanbul’a çözüm değildir ve mevcut mantık ve yaklaşımıyla çözüm de üretemez, özellikle ismi geçen bu iki şahıs zamanla sorun çözme yerine sorun yaratma konusunda oldukça mahirdirler. Halkın dertlerinden anlamazlar. Halkla içiçe görünürler, ama olamazlar. Halkın içinden görüntüleri vererek ajitasyon sanatını en derin noktadan gözlerinize sokarlar. Bu esnada olayların farkındalığında olmayan ve herşeyi çıplak gözle gördüğüne uyarlayan iyi niyetli insanımızı tuzaklarına düşürebiliyorlar.
Buraya kadar çoğunlukla hemfikir olduğumuzu biliyorum. 
Bu, CHP kökenli, hiçbir şart altında fikrini değiştiremeyeceğiniz kesim için geçerli değildir. Onların yanlışları doğru görmek gibi huyları da vardır. 
Yukarıda izah ettiğim lider konumunda ki adamlara kapılıp tamamıyla teslim olan kesim vardır. Bu kesimin her şeyden önce doğru ile yanlışı ayırt edebilme algısı edinerek yol alma hasleti edinmesi gerekir. Yanlışı olan her kim olursa olsun uyarılır, doğru bildikleriniz ortaya konuşulur, herkes konuşur, bu harmanlanır. Kur’an ve Sünnet ile karşılaştırıldıktan sonra doğruluk derecesine göre tavır alınır. 
Ne yaparsa yapsın, doğrudur gibi bir anlayışı kabul etmiyorum. 
Bizim yapılan tüm amellerde ve tüm işlerde öncelikle vahyin kaynağına bakmak gibi bir mecburiyetimiz var. Oradan çıkacak sonuca göre yönümüzü tayin etmekle mükellefiz. 
Örneğin, Resulullah (sav) efendimiz ve ashabı dünya hayatları boyunca lüks bir yaşam sürmemişledir. Bu durum, her zamanın şartlarına göre uyarlanacak bir durum değildir. Tevazu esastır. Yönetime gelen her kim olursa olsun, halktan büyük bir kesimin yokluk çektiği bir dönemde aşırı şatafata meylediyorsa sorun vardır. 
Bugün devlet yöneticisi olup ta, milletvekili olup ta, belediye reisi olup ta sefahat içinde yaşayan kesimlerin varlığını inkar edebilir miyiz?
Düşünsenize! Üniversitenin en geçerli bölümünden mezun olup ta iş bulamayan bu sebeple yokluk ve sefalet içinde yaşayan bir gencimiz yaşam mücadelesi verirken onun kadar tahsil ve birikime sahip olmayan hazıra konmuş yönetici akla zarar bolluk içerisinde gününü gün ederek yaşamını idame ettirecek?
Bunu ben kabul etmiyorum. 
CHP’liler atlamasın hemen! Bugün sarayı bahane edenlerin geçmişte, fakir halkın ekmeğinden kesip, içkili masalarda sürdürdükleri ziyafet görüntülerini unutmadık.
CHP, IYI, HDP, SP gibi partiler bu ülkenin geleceği için karanlık noktalardır. Çözüm üretebilme kapasiteleri yoktur. Fikir yürütüp ortaya proje koyabildiklerine şahit olmadım. Bol laf kalabalığıyla kendilerine gönül vermiş olan kesimin gazını alırlar, gaz sonrası aldıkları oylar da onları hiçbir yere taşımaz. Projeden yoksundurlar. Ortaya proje koyamazlar. Bol konuşarak insanların aklını karıştırmak suretiyle hedefe ulaşmaya odaklanırlar. 
AK Parti, onların aksine projeleriyle hep gündeme gelmiştir. Ama o da son bir kaç yıldır halkın ekonomik anlamda girdiği darboğazdan memleketi çıkarmada yetersiz kalmaktadır. İşin kötüsü, diğerlerinin bu darboğazı çözecek kapasitelerinin olmadığı gün gibi ortadadır. İşin vahim boyutu, Ak Parti’nin oy kaybetmesine sebep teşkil eden, ortaya kararlı ve net çözüm koyabilmeden uzak görüntüsü halkın zihninde bulanıklığa sebep olmaktadır. Beklenen temizlik bir türlü başlamamaktadır. Bu da sürdükçe halkın tevecühünde gerileme durmaz gibime geliyor. 
Memleketin şu anki durumu budur… 

Bu yazı toplam 1068 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.