1. YAZARLAR

  2. Kadir İYİANLAR

  3. Kraldan Çok Kralcılar Var..
Kadir İYİANLAR

Kadir İYİANLAR

Kadir İYİANLAR
Yazarın Tüm Yazıları >

Kraldan Çok Kralcılar Var..

A+A-

Benim yazılarımda dedikodu kimse aramasın, kulislerde bu konuşuluyor, bu gidecek, şunlar gelecek...

Vallahi beni bağlamaz... Kraldan çok kralcı olmam. Giden iyi hizmet vermiş, hakkı savunmuşsa Allah razı olsun, yok savurmuş, savuşturmuş, doğmamış mazlumun hakkını birilerine peşkeş çekmişse vah haline. Yatacak yeri yoktur... Siyasetçi olmanın da böyle bir riski var... Ne ekerlerse onu biçecekler.

Gelene de Rabbim Hazreti Ömer adaleti versin demekten başka söyleyecek söz bilmem.

Yazılarımda kimsenin kul hakkına girmedim. Dedikodu yapmadım. Kamu oyununun kafasına takılan soruların cevaplanması için gerekli mercilerin bilgisine sundum. Ben üzerime düşeni yaptım. Benim yazımı okumamışlar, galeye almamışlar, cevaplamaya tenezzül etmemişler. Ya da suçluluk psikolojisi.

Beni bundan başkası bağlamaz…

Oyum ister Belediye seçimi, ister genel seçim, isterse cumhurbaşkanlığı seçimi. İster Akyürek, ister bir başkası… Bu günkü şartlarda daha öncede belirttim, Cumhurbaşkanımızın işareti neyse o.  Ben oyumu hem Akyürek’e veririm, hem Adalet ve Kalkınma Partisine veririm hem de en doğal eleştirme hakkımı kullanırım. Birilerini yazılarım rahatsız ediyor, bana gıcık oluyorlarmış.

Birileri hazmedememiş, güya ben ön plana çıkmak istiyormuşum, AĞZI OLAN KONUŞUR.

Rahmetli Erbakan Hocamın sözüyle cevap vereyim: HADİ ORDAN... Herkesin yorumu kendine. BENİM KİMSENİN RIZKINDA GÖZÜM YOK. Ben kimsenin muhalifi değilim..

Hükümetin gözüne girmek, koltuk sevdalısı, karanlıktan medet uman kraldan çok kralcılar var. Allah kimse başına vermesin... Haklı ya da haksız açığa alınmış, veyahut atılmış... Herhangi bir ceza almamış, dışarıda... Evlatları var ailesi var geçindireceği. FETÖ’cü damgasını yemiş bir kere. Rızık derdinde... Zeytin satar, bal satar… Kendilerini devlet yerine koyan, bazı hadsizler, bu kişiden alım yapan herkesi FETÖ’cü olarak şikayet edeceğim der…

Biz ne zaman bu kadar vicdansız olduk? Ne zaman özümüzü kaybettik? Herkes haddini ve yerini bilsin. Suçlu ile suçsuzu ayırt etmek devletin sorumluluğudur. Hainlerden adil bir şekilde hesap sorulması en büyük temennimiz. Hatta vatandaşa kurşun sıkan, bomba atan, tarayan her hainliğe yapan, anayasal suç işleme emrini veren her kimse idam edilmeleri gerektiğini biz Başbakan’dan bile daha sert haykırdık. İş zıvanadan çıkmak üzere. Yaşın yanında kuruda yanıyor, birileri de kendini devlet yerine koyuyor.

Bir de haketmeden bazı makamları dolduranlar var... Bunlar 7 Haziran 2015’te AK Parti’nin milletvekili üstünlüğünü kaybettiği gün, milleti unutup kendi koltuklarının derdine düşmüş kişiler... Şamil Tayyar Beyefendinin Beyaz Tv de o gün söyledikleri bugün de aklım da.

Diyor ki, Millet bize muhalefet görevi verdi... Ben milletvekiliyim ve muhalefette kalmak istiyorum.  Biz böyle düşünüyoruz, koltuk sahibi, koltuk müptelaları bizim gibi düşünmüyor... Panik halindeler, Aman koalisyon kurun arzusundalar. Be adam senin koltuğun mu önemli, milletin, devletin bekası mı?

Herkes elini vicdanına koysun,  üstün bir de altı var... Bir çok yerden feryad yükseliyor, Hakkımızı helal etmiyoruz. Suçsuzum, Benim hayatım mahvoldu, ailem zor durumda...

Rabbim bizleri koltuk müptelası, ehliyetsiz, gıcık olduğuna çamur atabilecek yalaka, oturduğu makama yakışmayan sözde Adalet ve Kalkınma Partili özde kişiliksiz idarecilerin şerrinden korusun.

 

İnsanların kafası karışık... Adaletin kestiği parmak acımaz da, bu nasıl bir yasa ki aynı anda iki karar çıkabiliyor, anlamak mümkün değil…

Hadsizin biri, bir bayana niye şort giydin diye tekme atıyor… Çıkarıldığı mahkemede tutuksuz yargılanma kararı çıkıyor, salıveriliyor... Sonra mahalle baskısı... Tepkiler... Sonuç... Zanlı tekrar gözaltına alınıyor, ardından hoopp  cezaevine…

FETÖ terör örgütü mensupları yakalanıp hakim karşısına çıkıyor, sonra adli kontrol şartı ile tutuksuz yargılanmak üzere serbest kalıyor, kimisi kaçıyor kimisi ülke içinde duruyor. Savcı karara itiraz ediyor, zanlılardan bulunabilenler tekrar yakalanıp hakim karşısına çıkartılıyor, hooop cezaevine... Bulunamayanlar da FETÖ’cü başının koruyucu melekleri Avrupa ülkelerinin yolunu tutuyor…

Daha bunun gibi bir sürü misal...

Hepimizin kafası karışıyor, hakim ve savcılarımızın uymak ve karar almak zorunda hissettikleri nasıl bir ceza kanunu var...  Önce sal, sonra itiraz veya yüksek sesli mahalle baskısı... Sonra bulabilirsen yakala... Hapis cezası... Birinci karar mı doğru? Yoksa ikincisi mi? Her iki kararda nasıl oluyor da doğru oluyor, bu bir değil iki değil... Onlarca misali var...

Adalet hakkın tecellisidir. Umarım adaleti tecelli edenler, kararlarında özgür ve hür iradeleriyle karar verirler, siyasi ve mahalle baskısı altında kalarak değil... Rabbim bizleri adaletten ayırmasın.

Bu yazı toplam 153 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.