1. HABERLER

  2. EKONOMİ

  3. Kriz dönemleri fırsata dönüşebilir!
Kriz dönemleri fırsata dönüşebilir!

Kriz dönemleri fırsata dönüşebilir!

Özcan Platik Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Nazım Özcan, Konya’daki rekabet şartlarının çok zor olduğunu söyledi. Özcan kriz dönemlerini fırsata çevirmenin mümkün olduğunu, bu yolun da güçlü sermayeden geçtiğini vurguladı.

A+A-


Konya’da 1994 yılında doğup günümüze gelindiğinde sektörün Türkiye’deki ilk 3 firmasından biri olmayı başaran Özcan Plastik Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Nazım Özcan Hakimiyet’in sorularını cevapladı. Özcan, röportajında sektörde çektikleri sıkıntılardan, kriz dönemlerinden güçlü çıkabilmenin püf noktasına kadar çok değerli bilgilerini paylaştı.

Özcan, kriz dönemlerinde ayakta kalmanın hatta bu dönemlerden güçlü olarak ayrılmanın sağlam bir öz sermayeyle olabileceğini kaydederek, “Büyük hedefler koyabilmek için güçlü olmanız gerekiyor. Güçlü sermaye krizde fırsattır. İşinize hakimseniz, ekonomiyi takip ediyorsanız ve riskinizi belli noktada tutuyorsanız kriz sizi çok fazl etkilemiyor, aksine sizi büyütüyor.”dedi.

Ömer Nazım Özcan ve Özcan Plastik’i tanıyabilir miyiz?
Ömer Nazım Özcan, Altenekin Koçaşlıyım. Evli ve iki çocuk babasıyım. Konyaspor fanatiğiyim bunu özellikle belirteyim. Bunun dışında, Selçuk Üniversitesi İşletme mezunuyum. Yönetim ve organizasyon dalında da yüksek lisans yaptım.Pencere işine 1994 yılında kendi şirketimizi kurarak girdik. Rahmetli babam PAKPEN’in ilk kurucularından. İlerleyen süreçlerde de kendi işini kurdu. 1994’ten beri de Özcan Plastik markası altında kapı pencere imalatı yapyoruz. Başlangıcımız Meram Sanayi’nde 350 metrekarelik bir atölye’de başladı. Bugün itibariyle Konya’da yaklaşık 8-9 bin metrekare alanı olan bir tesisimiz var. İstanbul’da da 2 bin metrekare gibi bir üretim tesisimiz var. 150 kişilik bir istihdam sağlıyoruz. Sektörde en büyük 3 üretici firmadan biriyiz.

Özcan Plastik olarak faaliyet alanlarınız nelerdir?
Bizim firma olarak asıl faaliyetimiz, ölçüye uygun kapı pencere imalatı yapıp, projeye taahhüt işidir. Onun dışında diğer bir firmamız, tali bayilere pencere satışı yapıyor. Bunların dışında bir Eskişehir firmasına ürettirdiğimiz profilleri yurt ve çoğunlukla yurtdışına satıyoruz. Bu noktada pazarlama faaliyeti yürütüyoruz. PAKPEN’in de bölge bayisiyiz.  İnşaat anlamında da iki projeye proje ortaklığı yaptık. Yılbaşı itibariyle de Özcan İnşaat olarak şirket kuruluşumuzu yaptık. Bundan sonraki süreçler de Özcan İnşaat olarak inşaat sektöründe de var olacağız, güzel projelerle hemşerilerimizi ev sahibi yapmayı hedefliyoruz. 

Sizi PVC kapı pencere imalatından inşaata yönlendiren etken nedir?
Yapılan inşaatlarda ki eksiklikleri varsa bunları değerlendirip, daha nitelikli bir ürün sunabilir miyiz düşüncesiyle bir atılımda bulunduk. Gördük ki sektör içerisinde birçok konuda eksiklik var, bu eksiklikleri doldurup insanları nitelikli evlerle buluşturmak için inşaat sektörüne girmeye karar verdik. 

Konya’da yapılan binalarda gördüğünüz eksiklikler nelerdir?
Üretim kalitesinin biraz daha yükselmesi gerekiyor. Ürün seçimlerinde daha dikkatli olunması gerekiyor. Betonundan başlayıp demirine, en son mutfak dolabına kadar bütün ürün gruplarında seçici olmak gerekiyor. Kalite öncelikli, ürünün işlevselde olması gerekiyor. İhtiyaçlara cevap verebilmesi gerekiyor. Görsellik bunlardan sonra gelmeli. Görseli çok güzel olupta hiçbir işe yaramayan malzemenin kullanması hem maddi olarak, hem de kapladığı yer olarak israf olur. Bunların yanında peyzaj düzenlemelerinde eksiklikler var. Bu noktada Konya’nın yeni peyzajlara ihtiyacı var. Bu konuya biraz daha bütçe ayrılması gerekiyor. Dış cephelere daha bütçe ayrılıp binalar daha görsel hale getirilmeli bence. Bu şekilde mimarisi daha farklı, daha görsel binalara ihtiyaç var. Bunları eksiklik olarak gördük. Son bir yılda yapılan projelerde diğer arkadaşlarımızda bu eksiklikleri görmeye başladı ve bu yönde projeler geliştirmeye başladı. Proje ortağı olduğumuz iki projede bunları Konya’ya kazandırmaya çalıştık bundan sonrada devam edeceğiz. 

Peki, tüm bunları sağlarken verdiğiniz imkanlarla fiyat arasındaki dengeyi nasıl kuracaksınız?
İnsanlar istediği bir arabayı alırken eğer gerçekten istiyorsa fiyatına takılmıyor. İmkanlarını zorluyor borçlanıyor bir şekilde alıyor. Araba firmaları üst düzey araçlarında düşük fiyat vermiyor ya da indirim yapmıyor diye o arabaları ellerinde kalmıyor. Bir şekilde o aracı isteyen kişiler ulaşıp alıyor. Konutta da aynı şey geçerli, dış cephesi, konumu, kalitesi iyi olan konutların bir şekilde satılıyor. Bizim hedeflediğimiz bu, verebileceğimiz kadar kaliteyi, imkanı görselliği vereceğiz, biz gerekeni yaptıktan sonra inanıyoruz ki dairelerimiz gereken ilgiyi görecek. Bir de konut sektöründe fiyattan ziyade beğendirmek önemli. Özellikle bir ailenin hanımına bir binayı beğendirirseniz o dairenin satılmaması gibi bir şey söz konusu değil. Demek istediğim şu ki; fiyattan kaçarak kalite, kullanış ve görsellikten vazgeçmek gerekmiyor. Tersine bunları ne kadar iyi yaparsanız o kadar daha ilgi görürsünüz. 

Bulunduğunuz sektör içerisinde, firma olarak gördüğünüz en büyük sıkıntılar nelerdir?
Şöyle söyleyeyim, pencere sektörüyle ilgili sıkıntımız çok ilde iş yapıyoruz. Türkiye’nin hemen hemen 35 ilinde pencere taahhüt işi yaptık, yapıyoruz, tamamladık çıktık. Özellikle Konya’daki sıkıntı şu; yapmış olduğunuz ürünün karşılığını alamıyorsunuz. Bugün İstanbul’da bin liraya sattığımız ürünü Konya’da 500 – 600 liraya satıyoruz. Tabii bu fiyatlara satabilmek içinde ürünün standartlarını düşürmemiz gerekiyor. İstanbul’a yaptığımız üretim standartları ile Konya’ya yaptığımız ürünlerin standardı arasında çok fazla fark var. Oraya yapmış olduğumuz ürünü Konya piyasasına sürdüğümüz zaman ürünün pahalı olduğunu bütçelerini aştığını vs. söylüyorlar. Daha ekonomik bir ürün istiyorlar. Bizde ona göre aynı işlevi görecek ürünü, bir takım kalemlerinde değişiklik yaparak satıyoruz. Standartların altına düşmemek kaydıyla daha ekonomik ürünler geliştiriyoruz. Bu nokta da özellikle, beton demiri ne kadar önemliyse pencerede o kadar önemli. Pencere de bina ömrüyle paralel sürede kullanılacağı için, Konya’daki üretim standartlarının da yükselmesi gerekiyor. Bu noktada bu işi yapan, satışını yapan, proje yapan arkadaşların biraz daha üst sınıf ürün kullanması gerektiğini düşünüyoruz. 

Konya’daki rekabet ortamı hakkında neler düşünüyorsunuz?
Konya’daki arkadaşların genel giderleriyle bizim ki çok farklı. Konya’da rekabet edebilmek diğer şehirlerden farklı olduğu kadar da zor. Özellikle küçük işletmelerin kayıt dışı işleri, maliyetlerini daha fazla düşürüyor. Bu işletmelerle aramızda, işçiliklten ve vergisel boyutlardan kaynaklanan maliyet farklılıklarımız var. Bunlar bizi tabii rekabet içerisinde olumsuz etkiliyor. Bunlara bir önlem alınması gerekiyor ama bir türlü önlem alınamıyor. Bunu şöyle somutlaştırayım; biz bir projeye fiyat verdiğimiz zaman atıyorum 30 bin lira fiyat veriyoruz, başka bir arkadaş 25’e 20’ye fiyat veriyor. Şimdi biz zaten Konya dışındaki üretimlerimizin çok altına fiyatla buraya giriyoruz, fiyatı düşürüyoruz vs biz ancak böyle kar ediyoruz. Diğer arkadaşlar gerekirse zararına ürün temin ediyor. Bizde bu durumda zarar etmemek adına kendimizi riske atmıyoruz buyurun siz yapın diyoruz. 
Birde çalışan arkadaşların haklarına riayet etmesini istiyoruz. Mesela biz diyoruz ki çalışma saatimiz haftalık 45 saat. Ama bugün sanayilere ya da küçük işletmelere gittiğiniz zaman çalışma saatleri çok farklı. Bunun dışında sigorta noktasında, hala sigortasız çalıştırılan elemanlar var. Çalışan arkadaşlarımızı daha bilinçli olmaya davet ediyoruz. Haklarına sahip çıkmalılar diye düşünüyoruz.

Peki Ömer Bey, son olarak Özcan Plastik’in gelecek hedefleri nelerdir? İnşaat sektörüne geçişinizden sonra yeni bir sektörde daha Özcan markasının ismini duyabilir miyiz?
İşin doğrusu başka bir yatırım anlamında düşüncemiz yok. Yaptığımız işte hala yapmamız gereken işler var. Firma olarak tam manasıyla hedeflerimize ulaşmış durumda değiliz. Yolun yarısını geçtik ama sonuna hala gelmedik. Sektör içinde büyümeye devam edeceğiz. Bugün Türkiye’deki en büyük 3 firmadan biriyiz. Ancak. Hedefimiz sektörün lideri olmak. Tekelleşme anlamında söylemiyorum ama rekabet edilmesi zor bir firma olmak bizim hedefimiz. Marka olmak bilinir olmak, ihtiyaç halinde tüm Türkiye’ye mümkünse yurt dışına çalışacak bir firma olmak hedefimiz. Şuan bu yolda emin adımlarla ilerliyoruz. O yüzden tam manasıyla istediğimiz başarmadığımız sürece ikinci bir sektör düşünmüyoruz. 

Tek bir sektör içerisinde lider olmayı hedefliyoruz dediniz. Peki sektör içerisinde herhangi bir kriz durumundaki çıkış planınız nedir? Tek sektöre bağlı kalmanın size göre dezavantajı var mıdır?
Böyle durumlarda havayı çok iyi koklamanız gerekiyor. Mevcut şirketin giderlerini ve p,iyasa şartlarına müdehale edebilecek gücünüz olduğu zaman, öz sermayeniz güçlüyse doğl olarak maliyetleriniz düşün iş gücünüz yüksek oluyor. Bu imkanlarınız olduğu sürece çok fazla durgunluk zamanları, kriz zamanları sizi etkilemez. Kriz zamanları biliyorsunuz parası olan herkes için fırsat demektir. Bizim firmamız kriz dönemlerinden her zaman büyüyerek çıkmıştır. İnsanların risk almayı istemediği dönemlerde biz risk alarak bugünlere geldik. Bizi her zaman olası bir riskten uzak tutacak ya da fırsata çevirmemizi sağlayacak kadar öz sermayemiz vardır. Büyük hedefler koyabilmek için güçlü olmanız gerekiyor. Güçlü sermaye krizde fırsattır. İşinize hakimseniz, ekonomiyi takip ediyorsanız ve riskinizi belli noktada tutuyorsanız kriz sizi çok fazl etkilemiyor, aksine sizi büyütüyor. 

Paylaşımlarınız ve bize ayırdığınız zaman için çok teşekkür ediyor, işlerinizde ve hayatınızda başarılarınızın devamını diliyorum.

Hakimiyet.com/Ümit ÖZEL

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.