1. HABERLER

  2. KONYA

  3. KTO'dan tepki!
KTO'dan tepki!

KTO'dan tepki!

İş dünyasının taraflı ve siyasi kararlarla gündem gelen kredi derecelendirme kuruluşlarına tepkisi artarak devam ediyor.

A+A-
2016’nın ilk yarısında yüzde 3,9 büyüyen, bütçe fazlası veren, cari açığı düşüren, faiz indirimlerine devam eden Türkiye ekonomisinin kredi notunun uluslararası yatırım yapılabilir seviyenin altına gelmesi tüm dünyada aldığı kararlarla sorgulanmaya başlayan kredi derecelendirme kuruluşlarının bir takım siyasal ve politik amaçlara hizmet ettiği görüşü ağırlık kazanmaya başladı. Konuyu meclis toplantısında değerlendiren KTO Başkanı Selçuk Öztürk işadamları olarak bu süreçte daha çok çalışacaklarını söyledi.
Konya Ticaret Odası’nın Eylül ayı olağan meclis toplantısı, KTO Meclis Toplantı Salonu’nda gerçekleştirildi. Meclis Başkanı Ahmet Arıcı’nın yönettiği toplantıda Konya Ticaret Odası Başkanı Selçuk Öztürk, gündemdeki ekonomik gelişmler ve Oda faaliyetleri hakkında bilgi verdi.

Kredi derecelendirme kuruluşları ekseninde Türkiye’ye bakış konulu bir konuşma yapan sunum yapan Başkan Öztürk, “Kredi derecelendirme kuruluşları, her ne kadar bir asırdır faaliyet gösterseler de özellikle 2008 yılındaki küresel krizden sonra adları daha fazla duyulmaya başlanmış ve dünya ekonomik yapısı üzerindeki tesirleri ve siyaset kokan sınıflandırma notları ile tartışılır hale gelmiştir. Bahsedilen büyük kuruluşlar, uluslararası faaliyette bulunan üç adet kredi derecelendirme kuruluşudur. Bunlar; Amerikan Sermaye Piyasası Kurulu tarafından tesis edilen NRSRO bünyesinde yer alan ve “üç büyükler” olarak adlandırılan Moody’s, Standart & Poor’s (S&P) ve Fitch Ratings. Küresel çapta kredi derecelendirmenin çoğunu yapan ve sektördeki pastanın en fazla payına sahip olan bu üç şirket, aynı zamanda dünya çapında itibar gören ve etkisi en yüksek olan kurumlardır. Dolayısıyla üç büyükler sadece yerelde değil aynı zamanda küresel çapta da tekelleşerek faaliyet göstermektedir. Küresel finans piyasalarının zorunlu olarak kullandığı ve bağlı olduğu bu üç büyük kuruluş, son 10 yıldır yapmış olduğu derecelendirmelerindeki tutarsızlıkları ve zamansızlıkları yüzünden birçok otorite ve yatırımcı tarafından tartışılır ve sorgulanır olmaya başlamıştır. Kredi derecelendirme sektöründe faaliyet gösteren “üç büyüklerin sadece piyasa yardımcısı ve düzenleyicisi olmaktan ziyade, bir takım siyasal ve politik amaçlara hizmet ettiği ile ilgili görüşlerin çoğalması, dikkatlerin bu kuruluşlara yönelmesini sağlamış ve ellerindeki bu gücün nasıl kullanıldığına dair soru işaretlerini artırmıştır. Standard & Poors’un not düşürmesinden sonra Moody’s de Türkiye’nin yüksek dış finansman ihtiyacından kaynaklanan risklerin artması ve daha önce kredi notunda artışı destekleyen büyüme ve kurumsal gücün zayıflamasını gerekçe göstererek not indirimine gitmiştir. Moody’s, Türkiye’nin uzun vadeli yabancı para cinsinden kredi notunu bir basamak düşürerek yatırım yapılabilir seviyenin altına indirirken, görünümünü durağan olarak belirledi. Bu kararla birlikte Türkiye’yi yatırım yapılabilir seviyede derecelendiren tek büyük kredi derecelendirme şirketi Fitch kaldı. Fitch’in 2016 yılının geri kalanında Türkiye’nin kredi notuna ilişkin takvime bağlanmış bir değerlendirmesi bulunmuyor. Moody’s Türkiye’yi yatırım yapılabilir seviyenin bir kademe altında, Standard & Poors 2 kademe altında derecelendiriyor. Puanlamaları son derece tartışmalı ve sabıkası hayli kabarık olan bu üç kuruluşun son zamanlarda yaptığı sınıflandırmalarda bir farklılık veya iyileşme görünmemektedir. Bu rating kuruluşlarının yaptıkları analizler, verdikleri notlar ve durum değerlendirmeleri hala para ve sermaye piyasalarını ciddi şekilde etkilemekte, küresel döviz paritelerini ve borsa puanlarını sarsmaktadır. Kuruluşların politik hesaplarla verdiği notlar, yabancı yatırım çekerek kalkınmayı hedefleyen devletlere zarar verebilmektedir. 15 Temmuz’dan değerlendirmesini peşin hükümle vermeyeceğini söyleyerek 3 aylık süre isteyen Moody’s, Türkiye’nin inanılmaz toparlanma sürecine girdiğini açıkladıktan 3 gün sonra kredi notunu düşürmüştür. Ülke tarihinin en büyük iç kargaşasını çıkararak, vatanı hainlerin eline bırakma gibi bir hedefle başlayan “15 Temmuz Kalkışması” ile baş eden Türkiye, öncesi ve sonrası açıklamalarla siyasi bir karar olduğu apaçık ortada olan derecelendirme kuruluşlarının not kırmalarından da kendi dinamikleri ile kurtulacaktır. 2016 yılı ilk ve ikinci çeyrek büyüme rakamları ortadadır. Makroekonomik göstergelerde herhangi bir bozulma olmamıştır. İlk 8 ay bütçesi fazla vermiş, kamu maliyesi sağlam duruşunu sürdürmektedir. Ancak Dünya ekonomisinin yavaşladığı 2016 yılının ilk yarısında Türkiye yüzde 3,9 büyümüştür Cari açık düşmüş, büyümeye yönelik birçok tedbir aktif hale getirilmiştir. TCMB geçtiğimiz hafta gerçekleştirdiği Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında faiz koridorunun üst bandında 25 baz puanlık indirime giderek gecelik borç verme faiz oranını yüzde 8,25’e çekerken, alt bandı yüzde 7,25’te sabit tutmuştur. Böylece TCMB, “ölçülü ve temkinli” olarak nitelendirdiği faiz indirimlerine üst üste yedinci ayda da devam etmiş olmuş ve bu 7 aylık dönemde TCMB’nin üst bantta gerçekleştirdiği toplam faiz indirimi 250 baz puana ulaştı. Merkezi yönetim bütçesi Ağustos ayında 3,6 milyar TL fazla vermiştir. Bu ayda bütçe gelirleri yıllık bazda yüzde 18,9, bütçe giderleri ise yüzde 25,9 oranında artmış, bütçe 2016 yılının ilk sekiz aylık döneminde ise 4,9 milyar TL fazla vermiştir. Türkiye’deki hal böyle olunca, üç gün önce yaptığı açıklama ile sonrasındaki aldığı derecelendirme kararı arasında yüzde yüz tezatlık bulunan bir kurumun yaptığı notlandırmanın siyasi olmadığını söylemek mümkün değildir. Karar, objektiflikten uzak bir karardır. Silahla, tankla, uçakla ülkeye yapılamayanların notla, dereceyle, yazıyla yapılmaya çalışılmasıdır. Bu noktada devlete düşen; yapısal reformların daha da genişletilerek hızlandırılması, mali disiplinin korunmasıdır. Bununla birlikte, büyümeden taviz verilmeden yeni önlemler ve teşvik paketi uygulaması devam etmelidir. Her ekonomik konuda olduğu gibi not indiriminden de en çok etkilenecek olan grup iş âlemidir. Devletin ekonomik konularda aldığı her kararı uygulayacak olan da, karşılığını alacak olan da ticaret ve sanayi erbabıdır. İki derecelendirme kuruluşunun not düşürmesi dünyanın sonu değildir. Elbette daha fazla maliyetler ile karşılaşılacaktır ve finansman kaynağı krediler bu dönemde yüksek faizle sunulacaktır. Fakat her zaman olduğu gibi özel sektör olarak bu süreçte daha çok çalışacağız. Bir yandan devletimizin ekonomiye yönelik uygulamaları devam edecek diğer taraftan işadamları olarak bizler daha çok çalışarak, daha çok ihracat yaparak, istihdam sağlayarak bu süreci de atlatacağız” dedi. 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.