1. YAZARLAR

  2. E. Reha KORKMAZ

  3. Kulakların Çınlasın Zırlak Rasık
E. Reha KORKMAZ

E. Reha KORKMAZ

E. Reha KORKMAZ
Yazarın Tüm Yazıları >

Kulakların Çınlasın Zırlak Rasık

A+A-
Uzun yıllar önceydi.
Bizler de şehrin ortasında yaşayan her çocuk gibi mahalle aralarında top oynar, sokaktan arabalar geçerken kenara çekilir, yorulmak nedir bilmeden akşama kadar 20 çeşit oyun oynardık. Acıkınca eve gider, ekmeğin arasına ne bulursak sıkıştırır sokağa geri dönerdik. Annemiz sokağa tekrar salmayabilir diye çoğu zaman akşama kadar aç aç oynardık.
Çocuktuk o zamanlar. Hayat bize güzeldi. Fotmiş, yedi kiremit, yakar top, çelik çomak, ebelemece, uzun eşek, evcilik, doktorculuk ve adını hatırlayamadığım birçok oyunu bıkıp usanmadan oynar, akşam işten eve dönen babamızla beraber eve girerdik.
Akşama kadar Rasık’tan çektiğimiz yetmezmiş gibi bir de annemizin suçlarımızı babamıza aktarmasına şahit olur, babamızın kızmayacağını bildiğimiz için şirin şirin babamızla bakışırdık.
Rasık dediğim zaman “Kim bu Rasık?” dediğinizi duyar gibiyim. Kim olacak oynadığımız tüm oyunlarda kaybeden ve yenilgiyi kabul etmeyen, sürekli bahaneler üreterek kendisine haksızlık yapıldığını iddia eden Rasık’tan bahsediyorum.
Eğer bir oyunda Rasık varsa, oyun 15 dakika, tartışma 1,5 saat sürerdi.
Rasık’a oyun kurallarını tek tek anlatır, ikna edene kadar hangi oyunu oynadığımızı unuturduk.
Önceki gün sandık başına gittik. Ak parti 7 Haziran’da yapılan uyarıyı iyi okumuş olacak ki, işçiler, emekliler, gençler, çiftçiler bayanlar ve birçok kesimle ilgili projeler üreterek yeniden milletin karşısına çıktı.
Başbakan Ahmet Davutoğlu ve sahada görev alan tüm partililer iktidar olunması halinde yapılacak çalışmaları tek tek halka anlattı. Seçmenler 13 yıldır yapılan çalışmaları ve yeni vaadleri gözönüne alarak, muhalefet partilerinin de 7 hazirandan bu yana sergiledikleri tavrı vicdan terazisine koyarak sandıkta kararını verdi.
7 hazirana göre seçmenlerin daha fazla ilgi gösterdiği 1 kasım seçimlerinin ilk sonuçları sadece muhalefet partilerini değil, Ak Partili birçok seçmeni de hayrete düşürdü. Oy oranının bu denli yüksek çıkacağını Başbakan elbette biliyordu. Ancak “Nasılsa kazanırız” düşüncesi ile seçmenin rehavete kapılarak sandığa gitmeme ihtimali nedeniyle sürekli “Sınırdayız” açıklamaları yapılıyordu.
Muhalefet ise bu açıklamaların üzerine “Mal bulmuş mağribi” gibi atlayarak “Bu sefer AKP %40'ın altında oy alacak, bittiler, tükendiler. Sarayı yıkacaz, havaalanını yaptırmayacaz, köprüyü durduracaz” tarzında salya sümük açıklamalar ile ateşi harladı.
Millet ise yangına su taşıyan karınca misali gitti oyunu kullandı ve ateşi söndürdü.
Ak Parti projelerini anlatırken, muhalefet ise “kopyala yapıştır” yaparak Ak Parti’nin vaad ettiği rakamları yükseltti. Ardından “hırsızlar, arsızlar, uğursuzlar” dedi. Paralel yapının organize ettiği kumpasları Ak Parti’nin üzerine yıkmak için söylemler geliştirdi. İnsanların gönlüne sürekli nefret tohumları ekmeye çalıştı.
Millet enayi değil. Baktı ki proje anlatan yok. Ağzını açan muhalefet “Terör sarayın yüzünden oldu. Bunlar çaldılar. Hırsızlar, uğursuzlar” diyerek oy peşinde koşunca sandıkta sağduyulu davranan seçmen en güzel cevabı verdi.
Şimdi Ak Parti’nin, milletin güvenini boşa çıkarmadan projelelerini hayata geçirmesi ve güçlenerek yoluna devam etmesi gerekiyor.
Seçim bitti. Eminim sizler de benim gibi paralel medyayı takip ettiniz. Kızarıp bozaran, yorum yaptığını zannederek saçmalayan ve komik duruma düşen birçok sözde gazeteci, özde tetikçileri tebessümle ve üzülerek izledik.
Muhalefette yer alan partilerin genel başkanlarının açıklamalarını bekledim.
CHP Lideri Kılıçdaroğlu, "Oyumuz arttı ama biz kendimizi başarılı görmüyoruz” şeklinde açıklama yaparken, birden 7 haziran akşamı oy kaybetmesine rağmen bayram eden Kılıçdaroğlu gözümüzün önüne geldi.
HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş’ın “Biz kızıl kıyametin içinde hiç kampanya yürütmeden oy aldık. Sadece halkımızı saldırılara karşı korumaya çalıştık. Büyük bir katliam politikasına karşı biz insanlarımızı korumaya çalıştık” şeklindeki açıklamaları, bizlere sırtını YPJ'ye, YPG'ye ve PYD'ye yaslayan ve terörü lanetlemeyen bir partinin karşılaşacağı doğal sonucu gösterdi.
MHP Lideri Bahçeli ise, açıklamasında "Ortada AKP'nin bir zaferinden ziyade, beyaz Toroslarla gözü korkutulmuş, terörle yıldırılmış, canlı bombalarla huzuru kaçırılmış, ekonomik tehlikelerle aklı çelinmiş, anti demokratik uygulamalarla iradesine ket vurulmuş bir sosyolojik yapı vardır ve her yönüyle de açıktadır" derken, bu sorunların çözümü için kendisine yapılan koalisyon tekliflerine “Hayır” demenin nelere mal olacağını hep birlikte izledik.
Zırlak Rasık’tan bahsettim ya size. Ne yaparsanız yapın kazanmadığı sürece zırlayan, çocukluğumun oyunlarını zehir eden Rasık...
Rasık, hakkını helâl et kardeşim. İyi kötü 1,5 - 2 saat uğraşıyor oyunu kaybettiğine az da olsa ikna ediyorduk.
Koca koca parti liderlerine bakıyorum da bir tanesi çıkıp “Başarısız sonucun sorumlusu benim” diyerek istifa edeceğine, 13 yıldır sandıkları patlatan siyasetçilere iftira atma yarışına giriyorlar.
Bizim Rasık kadar zekâya sahip olsalar, seçmenlerinden özür dileyerek kenara çekilirler.
Ama nafile...
Rahmetli Erkal Zenger'in, "Özal-Demirel ve siyasiler" adlı kitabındaki bir anı ile yazımıza son verelim.
6 Kasım 1983 seçimlerine hazırlanan Turgut Özal, Türkiye'yi gezmeye başladı. Karadeniz'in küçük bir kasabasındayız. O gün oranın pazarı olmasına rağmen, meydan oldukça boş.
Özal, 80-100 kişiye konuşuyorama insanlar uzaktan dinliyor, yanımıza sokulmuyor.
Bu arada, otobüsün kapısında, uzun boylu, iri yarı bir kadın vatandaşımız Özal'la konuşmak için polislerle didişiyor.
Kadını aldım, yukarı çıkarken Özal, kadını gördü, konuşmasını kesti. Kadın öyle sevgiyle sarıldı ki, Özal'ın kafası kadının kolları arasında kayboldu. Bir anda Özal'ın elinden mikrofonu alan kadın vatandaşımız halka konuşmaya başladı:
Ula avrat yürekli herifler. Cenderme köyde ne dedi? Bu Özal'a oy veren olursa, kim dinlemeye giderse, falakaya yıkacağız. Demedi mi?
Aha gelsin beni yıksın falakaya. Kadın konuşuyor, meydan doldu. Kiyametler kopuyordu. Sonunda mikrofonu Özal'a uzattı:
Al. Şimdi ne diyecoğsan, de"
Özal'ın gözleri yaşardı. Meğerse Turgut Sunalp'in partisi MDP'nin iktidara gelebilmesi için, jandarma köy köy, kapı kapı dolaşıp gözdağı vermiş köylülere...
Köylülere bugün de gözdağı verenler var. Erkek gibi seçime girilir, kimseye gözdağı verilmezse, muhalefet partileri daha çoook şoka girerler.
 
Bu yazı toplam 136 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.