1. YAZARLAR

  2. Yaman ADAM

  3. Kültür Fışkırıyor
Yaman ADAM

Yaman ADAM

Yazarın Tüm Yazıları >

Kültür Fışkırıyor

A+A-
Bir döneme başkentlik yapmış; Mevlanalar, Yunuslar, Hacıveyisler, Memiş Efendiler, Tahir Hocalar, ve nicelerini yetiştirmiş olan değerler manzumesi, kültür mozaiği Konya’mızda gün geçmiyor ki bir kültür-sanat etkinliği yapılmasın. 
Belediyelerin, Sivil Toplum Kuruluşlarının, üniversitelerin adeta etkinlik yarışına girdiği belki de tarihinde bu kadar kültür ve sanat etkinliğinin kırıla gittiği bir dönemi yaşıyoruz.

Öteden beri hep sormuşumdur: “Beni bu şehirde tutan ne?” diye.
Bu şehir beni her ayrılıktan sonra kendisine çekiyor.
Bunca bozulmuşluğun, yozlaşmanın, küfre rızanın, tağuta eyvallahın, şehir yağmalama eyleminin, kul hakkı ihlallerinin, çarpık şehirleşmenin, hesapsız büyümenin girdabında bir şehri tercih etmemdeki temel neden; bu olumsuzlukların diğer şehirlere göre daha az olmasından kaynaklandığı düşüncesinden olsa gerek…

Tüm kurumlar, oluşumlar, bir hayır yarışında ve bir çoğu da Türkiye sınırlarının dışına taşıyor.
Müslüman bir nesil yetiştirme arzusunda olanlar da bu şehre bağlamışlar umutlarını. Sebepler icra ediyorlar. Değerler eğitimi adı altında aslına dönüş projeleri üretiyorlar. Aile ve gençlik üzerine cılız da olsa ciddi çalışmalar yapılıyor. Umarız ki sonu hayırlı olur.
Bütün dünya mazlumlarının gözü Türkiye’de, Türkiye’nin umudu da bu şehirde… Kalpler ise Allah(cc)’ın elinde…
Bir zamanlar en çok âlim kıyımının yapıldığı, fişlenmenin azamisinin gerçekleştirildiği, Alâaddin’den Mevlana’ya uzanan yoldaki ağaçlarda ve direklerde insanların sallandırıldığı, vakıflarının ve hayratlarının yağmalanıp Dönmelere peşkeş çekildiği, devrimler ve inkılaplar adına inançlı insanlara adeta soykırım uygulandığı, despot idarecilerin göz zevki için medreselerin yer ile yaksan edildiği, uzun yıllar merkezi hükümetlerce cezalara çarptırılan ve gelişmesi engellenen bu şehrin son dönemde bu denli patlama yaşaması içten içe korkutuyor beni…
Valilik, Belediyeler, Üniversiteler, Milli Eğitim ve STK’lerin, “Ölümünün 30.yılında Üstat Necip Fazıl Kısakürek” adına düzenlenen “30 Kitap, 30 Konuşmacı” etkinliklerinin dördü gerçekleştirildi ve devam edecek 26 Mayıs’a kadar… Bu projenin mimarı da Eski Tarım Bakanımız, vefa örneği Sami Güçlü.

TYB Konya Şubesi ile Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nin birlikte gerçekleştirdiği “Vefatından 30 Yıl Sonra Erol Güngör” konulu Panel’de akademisyenlerden Alim Gür, Ahmet Sevgi, Mustafa Aydın ve Harun Yıldız’ın Erol Güngör üzerine sunumlarını dinledik. TYB’nin Onursal Başkanı D. Mehmet Doğan, açış konuşmasında “1970’lerde ve 80’lerde Türkiye’de Üniversite sistemini olumlu yönde değiştiren iki rektörden biri Konya’da Erol Güngör, diğeri ise Erzurum’da Kemal Bıyıkoğlu’dur” tespitinde bulundu.
TYB’nin İl Halk Kütüphanesindeki “Şiir ve Başkaldırı” programında ise Şair Sıtkı Caney; “Diğer sanat dallarında olduğu gibi şiirde de sanat çatışmadan doğar. Bu toplumsal bir çatışma da olabilir, bireyin kendi ruh dünyasındaki bir çatışma da olabilir. Veya akıl ile gönülün çatışması da olabilir. Bir yerde çatışma varsa, orada sanat kendini göstermeye başlar. Şiir zaten başlı başına bir başkaldırıdır. Bunu en çok dillendirenlerden biri de Üstat Necip Fazıl Kısakürek’tir. Şairlik, kadim kaynaklara başvurarak hakikati arama, bir devrimi gerçekleştirme sanatıdır” değerlendirmesinde bulundu.

“30 Kitap, 30 Konuşmacı” etkinliğinin ikincisinde Yrd. Doç. Dr. Abdullah Harmancı, Necip Fazıl Kısakürek’in “Hikayelerim”i üzerinden; “Necip Fazıl’ın öykülerini konuşmak onun edebi kişiliğini konuşmaktır. Necip Fazıl’ın edebi kişiliğini konuşmak Necip Fazıl’ı konuşmaktır. Necip Fazıl hakkında fikir belirten pek çok imza, onun dahiliği konusunda söz birliği etmiş gibidir. Necip Fazıl’ın tüm hareket ve eserlerinde onun bu büyük zekasının sonuçları görülür. Necip Fazıl, aynı zamanda, bir çalkantı, bir buhran, bir «hafakan» adamıdır. Hayatı boyunca bu çalkantının, bu buhranın izleri, işlerine ve eserlerine yansır. «Öteleri kurcalama» arzusu, Necip Fazıl’ın insan olarak da, sanatkâr olarak da tabiri caizse «birinci işidir». Korku, yalnızlık, ürperti, hayret, perde ötesi, görünenin ardındaki görünmeyeni merak, gizemlilik, kapalılık… Necip Fazıl sanatının temel taşlarındandır. Bu manevi, soyut, fizikötesi alanın tam zıddına olarak, sosyal hayatın eleştirisi de Necip Fazıl sanatının değişmez özelliklerindendir. Yani Necip Fazıl sanatı, içe ve soyuta doğru ilerlerken, dışa ve toplumsal olana doğru da genişler. «Esrarengiz»in peşinde koşan büyük şair Necip Fazıl’la - milletimiz, toplumumuz, gençliğimiz için kaygılanan aksiyoner Necip Fazıl elbette aynı Necip Fazıl’dır. Bu iki portre, aynı köklerden sulanan farklı dallar gibidir.” Yorumunu yaptı.

Şair-Yazar Mustafa Özçelik “30 Kitap, 30 Konuşmacı” etkinliğinin üçüncü gününde Üstadın Peygamber(sav)’imiz için kaleme aldığı “Esselam”ı üzerinden; “Peygamberi sevmek; onun hadislerini öğrenmek ve hayatımıza uygulamak demektir. Günümüzde Peygamberimizi hadislerinden soyutlamak, hayattan koparmak isteyenler var. Peygambersiz bir din, hadissiz bir peygamber algısına çağıranlar var. Hakikat bir bütündür, peygamber’i sözlerinden ayırmak yetkisine sahip değiliz. Üstat Necip Fazıl, bu eserinde Peygamber’in hayatını okuyanlar, hadislerini de okumalıdırlar gibi bir mesaj vermektedir. Şiirsel bir dil kullanıldığı için son derece haz duyularak okunacak bir eserdir” dedi.
“30 Kitap, 30 Konuşmacı” etkinliğinin dördüncüsünde Yönetmen Mesut Uçakan da Üstadın “Reis Bey” isimli eserini masaya yatırdı ve “Bu eser Necip Fazıl’ın kendi iç çalkantılarını anlatır. ‘Adalet’ kavramı içerisinde birçok şeyi söylemiştir. Kendisi bu yalancı cennetten gerçek cennete gidebilmek için çok acılar çekmiştir. Bu acılar, mahkumiyetler, yasaklar, tehditler değildir. Bu acılar kendi ruhundaki çatışmaların acısıdır.
Onun;
‘Bir fikir ki beyin zarında sülük
Bir fikir ki, sıcak yarada kezzap’
mısralarındaki o acıyı anlamadan üstadı anlamak mümkün değildir” tespitinde bulundu.
Selâm ve dualarımla.
 
Bu yazı toplam 64 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.