1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Kuraklık Ve Geleceğimiz
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Kuraklık Ve Geleceğimiz

A+A-
Kuraklık riski son günlerin en ciddi sorunları arasında yer alıyor. Özellikle haber bültenlerinde sıkça görmeye başladığımız, Akşehir Gölü’nün, Sapanca Gölü’nün ve diğerlerinin kurumaya yüz tuttuğu gibi haberler gelecek için tehlike sinyalleri vermeye başlamıştır. Natürel olan her şeyi birer birer kaybettiğimiz bu devirde çok değil yakın zamanda deniz suyunu arıtılmasıyla su ihtiyacımızın görüleceği bir döneme doğru hızla ilerlemekteyiz. Bu da gelecek nesilleri hiçte iyi günler beklemediğini ortaya koymaktadır. Kısa bir süre öncesine kadar alınan basit tedbirlerle su kullanımının kontrole alınmasına yönelik örneğin apartman boşluklarının yıkanmaması, araçların hortumla yıkanmaması ve sadece bir kova dolusu suyla silinmesi gibi önlemler bir noktaya kadar uygulandı diyelim. Ama yakın bir gelecekte içeceğimiz suyun da günlük belirli miktarlarla sınırlandırılması gibi tehditlerin bizi beklediğinin farkında mıyız? Mesela hükümet tedbir amaçlı tüm vatandaşların günlük su içme limitinin sadece yarım litreyle sınırlı olduğu gibi bir önlem paketi açıklaması durumunda bugünlerimizi daha çok arayacağımızı ve yaşam denilen gerçeğin anlamını yitireceğinin farkında mısınız?
Hükümet bu konuda bir çalışma yapıyor mu bilemem ama birinde her zaman dikkat çekici görüşlerine hayran kaldığım babacığımın bir sohbet esnasında iken sarf ettiği bir ifadesi dikkatimi çekti. Dedi ki “ Onca yağışlar oluyor, bir çok şehri sular seller götürüyor. Bu yağışlardan gelen suların belirli bir toplama merkezine yönlendirilmesi imkansız mı? Yağan onca yağmur dereler, nehirler kanalıyla denizlere akıp gidiyor. O sular, boşu boşuna denizlere akıp gideceğine içme suyu ve tarımsal sulamada kullanılabilecek yeni yatırımlarla değerlendirilse gayet olumlu bir çalışmaya imza atılmış olur.”
Evet, babacığımın bu görüşü fikir olarak gayet müspet ama uygulanabilirliği konusunda ne gerektiğine dair bilimsel verilere sahip olmadığımız içinde sadece fikir olarak kalıyor. Bu hususun çok sayıda vatandaşında dikkatini çektiği ve akıllarından geçtiğinden şüphemiz yok. Ama netice alınabilecek bir durum ise, bugünden tezi yok üzerinde çalışılması ve ihtiyaç duyulan yatırımın yapılması gerekir. Kentin her bir santimini devasa yapılarla tıkış tıkış doldurmaktan çok daha önemli olan bu yaraya merhem olunması elzemdir.
Ziraat Mühendisleri Odası Mersin Şube Başkanı Tuğrul Kuzu, NASA verilerine göre 2030 yılından itibaren tüm Akdeniz havzasının çok şiddetli olağanüstü kuraklığa gireceğini,Türkiye'nin büyük bölümünün de olağanüstü kuraklığın etkisinde kalacağını ifade etmesi, konunun bilimsel anlamda da ciddiyetini ortaya koymuştur. Malumu aliniz, ülkemizde son 50 yılın en kurak yazı yaşanırken, kuraklık tehlikesine karşı da alarm zilleri son birkaç yıldır çalmaya başladı. Küresel ısınma ve iklim değişiklikleri sonucu tüm dünyada olağanüstü doğa olayları ve afetlerin baş gösterdiği zamanımızda, Ziraat Mühendisleri Odası Mersin Şube Başkanı Tuğrul Kuzu, kuraklığa karşı uyarılarını her fırsatta yapıyor. Ama her ne hikmetse bu ses hep cılız kalıyor ve kulak ardı ediliyor. Bakınız Sayın Kuzu diyor ki; su kaynakları üzerinden yağış düzeninin değişmesi ve azalması sonucu ortaya çıkan kuraklığın, arazi ve su kaynaklarının olumsuz etkilenmesine neden olan doğal bir olay olduğunu belirtti. Kuraklığın ekonomik, çevresel ve sosyal kayıplara neden olduğunu dile getiren Kuzu, bunlardan bazılarını ‘enerji kaynaklarının azalması, orman yangınları, gıda fiyatlarının artması ve çiftçi gelirlerindeki düşüş, toprak ve su erozyonu, suyun kalitesinin bozulması, bitki ve hayvan doğal yaşamına etkileri, göçler ve savaşlar' olarak oluşacak tehditleri sıralıyor.
Türkiye'de 100 birim suyun yüzde 75'inin tarımda, yüzde 25'inin de evsel ve sanayide kullanıldığı bilgisini veren Kuzu, 1 dönüm mısır için 800 ton, 1 dönüm domates için 350 ton, 1 dönüm turunçgil için de 700 ton yıllık su ihtiyacı olduğunun altını çiziliyor.
Örneğin Konya Ovası'nda çok yoğun bir kuraklık var. Burada şeker pancarı üretiminden vazgeçilip yerine daha az su isteyen bezelye, fasulye gibi ürünlere çiftçiyi yönlendirilmek gerekiyor.
Malumunuz birde kontrolsüz açılan kuyuların da yeraltı sularını bitirdiğine dikkat çeken Kuzu, "Konya'da özellikle yeraltı suyu kullanılıyor, herkesin kuyusu var. Bu korkunç bir tablo. Bunu zamanında devlet yapmalıydı, damlamayı teşvik etmeliydi. Dolayısıyla yeraltından suyu çeke çeke şu anda su kalmadığı gibi bir de obruklar oluşuyor ve toprak ani şekilde çöküyor. Obruk sayısının 20 veya daha üzerinde olduğunu düşünüyorum. Bu obruklar yeraltı suyunun çekilmesi nedeniyle oluyor demektedir.
Şimdi yazımı tamamlamadan önce şu soruyu sormak istiyorum. Hükümetimizin bu konuda aldığı önlemler nelerdir?
Yazımın başında değindiğim, yağıştan gelen suların denizlere akıp gitmesini önleyecek bir yatırım imkanı var mıdır? Bu imkansız mıdır?
Lütfen vatandaşı aydınlatınız.
Geleceğimizi teslim edeceğimiz evlatlarımızın duasını almak isterseniz buyurun gereğini yapın. Yok bedduasına duçar olmayı göze alabiliyorsanız. Valla siz bilirsiniz.



 
Bu yazı toplam 47 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.