1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

  3. KUR’ÂN’A GÖRE ZARURET HALİ
Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Mustafa Uzunpostalcı
Yazarın Tüm Yazıları >

KUR’ÂN’A GÖRE ZARURET HALİ

A+A-

İnsan olarak bizler hayatımızı normal şartlarda sürdürmekle birlikte bazı durumlarda ister istemez normal şartların dışına çıkarak da sürdürmekteyiz. Günlük hayatımızda yaşayışımızı normal şartlarda sürdürdüğümüz gibi bazen de istemediğimiz halde bazı anormal davranışlarda bulunmamız gerekebiliyor.

Bu durum bize, yaşayışımızı düzenlediğimiz ortama göre, anormal gelse de bazen onu mecburen yapmamız gerekebiliyor. Böyle davranmamızı gerektiren şartlar her ne kadar anormal olsa da ister istemez yapıyoruz.

Anormal davranışlarda bulunup yaptığımız iş ve fiilleri normal şartlarda yapsak, bu fiiller hem yapan, hem diğer Müslümanlar ve hem de dinimiz tarafından uygun bulunmaz olmasına rağmen, böyle yapılan bir fiilin anormal şartlarda yapılmasına dinimiz tarafından izin verilmektedir.

Bu sebeple eğer yasak olan bir fiili anormal olan o zamanda yapmasak bu durum bizi din açısından zora sokacaktır. Bizi böyle bir davranışa zorlayan ve hatta bizzat mecbur kılan duruma zaruret hali diyoruz.

Böyle bir durumda ise dinimiz bize normal durum ve şartlarda yasakladığı fiilleri yapmamıza izin vermektedir. İşte bizim böyle bir durumda yaptığımız işlere ve davranışlara zaruret veya ihtiyaç durumunda yapılan fiiller diyoruz.

Aslında ihtiyaç durumu zaruret durumundan daha hafif olmasına rağmen bu durumda da o fiili yapmazsak zaruret durumunu doğuracaktır. Sonunda da bu durum karşımıza zaruret olarak çıkacaktır.

Eğer böyle bir durumun içine düşersek bu dutumda nasıl davranmamız gerektiğini Kurân-ı Kerîm bize şöyle buyurarak bir örnekle açıklamaktadır:

 “Allah size sadece ölmüş hayvanı (leşi), kanı, domuz etini ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı. Kim bunlardan yemeye mecbur kalırsa başkasının hakkına tecavüz etmeden ve haddi aşmadan (saldırmadan) bir miktar yemesinde bir günah yoktur. Şüphe yok ki, Allah çok bağışlayan ve çok esirgeyendir” (el-Bakara/ II,173). 

Bu âyetten anlaşıldığına göre Allah, biz insanlar yesinler diye yaratmış olduğu nimetler içinden bazılarını haram kıldığını bildirmektedir. Ancak bazen insanlar kendileri için yaratılmış olan ve helâl kılınan nimetlerden uzak kalıp Allah’ın haram kıldığı yiyeceklerle baş başa kalabilir. Kendisi açlığın verdiği sıkıntılar içinde kıvranır, fakat helâl olan bir yiyecek bulamaz.

İşte bu durumda kalan bir Müslümana Allah kendisine yasak kıldığı şeyden ölmeyecek kadar yemesine izin vermiştir.

Bu sebeple böyle bir duruma düşen kimse ‘aslında bu bana haram kılınmıştır’ diyerek bunlardan yemez ve ölürse sorumlu olur. Yani ölmemek için ondan yemek mecburiyetindedir. 

Ancak âlimler böyle bir iznin yalnız yiyecek konusunda sıkıntıya düşene değil, başka konularda zor duruma düşen için de geçerli olduğunu kabul etmişlerdir.

Bu sebeple de Diyanet İşleri Başkanlığı’nca geçtiğimiz günlerde evi olmayan bir kimsenin bankalardan faizle kredi alıp ev satın almasına bu bakımdan cevaz verildiğini biliyoruz. 

Ancak ‘ev sahibi olmak bir zaruret veya o duruma götüren bir ihtiyaç mıdır?’.  Bu konuyu da gelecek yazımızda değerlendirelim.

Bu yazı toplam 867 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.