1. YAZARLAR

  2. Mehmet BİNA

  3. KUR'ANI BOL OKUMAK...
Mehmet BİNA

Mehmet BİNA

Yazarın Tüm Yazıları >

KUR'ANI BOL OKUMAK...

A+A-

Bir adam sık sık Kur'an okurdu. Ancak O'ndan bir şey ezberlemezdi.

Bu adamın küçük oğlu babasına dedi ki;

-Babacığım Kur'an okuyorsun ama hiç ezberlemiyorsun, sana ne faydası var ki?

Baba oğluna dedi ki;

-Evladım, sana söyleyeceğim ancak önce şu hasır sepeti şu dereden su doldur getir.

Hasır sepet kömür taşımak için kullanılıyordu.

Oğul dedi ki;

-Baba, ama bu imkansız!

Baba;

-Sen dene bakalım ne oluyor.

Oğul bu söz üzerine hasır sepeti alıp dereye gitti ve su doldurup taşımaya başladı. Yol yarı olmadan bütün su akıp gitti. Oğul babaya dönüp dedi ki;

-Baba görüyorsun ki bu imkansız bir şey!

Baba;

-Olsun bir daha dene.

dedi.

Oğul bir daha denedi, bir daha derken beşinci seferde iyice yorulan oğlu bitkinliğini belirterek babasına;

-Baba sen de biliyorsun ki bu imkansız neden tekrar ettiriyorsun? deyince baba dedi ki;

-Evladım sepette bir şey fark etmedin mi? deyince oğlu anladı ve

-Evet babacığım, sepet tertemiz olmuş dedi. Baba;

-İşte böyle evlat, nasıl bu sepet kendinde bir şey tutamasa bile su ile tekrar tekrar temas edince tertemiz oldu, insan kalbi de dünya ve işlerinden kirlenir, Kur'an okumakla da ezberlemese bile kalbi suyun hasır sepeti temizlediği gibi tertemiz olur. Evladım Kur'an kalbin ve ruhun temizleyicisi, gıdası ve şifasıdır, sakın şeytanın bu 'ezberlemeden ne faydası var' oyununa gelmeyesin! diyerek oğluna harika bir ders vermiş oldu.

                                             EVLAT KATİLİ

 “…Olur ki, hoşlanmadığınız bir şey sizin için hayırlı olur. Olur ki, sevip arzu ettiğiniz bir şey sizin için şer olur. Doğrusunu Allah bilir, siz bilmezsiniz!” (Bakara, 216)

Uzun yıllardır bu sevinçli haberi bekliyordu. Sanki ayakları yerden kesilmiş heyecanından uçuyordu. Hemen beyine, annesine, ne bileyim, onun derdini yüklenen herkese bu müjdeli haberi vermeliydi. Hızlı hızlı hastane merdivenlerinden indi. Gördüğü herkese gülümsüyordu. Kapıdaki dilenci çocuğa çıkarıp 20 milyon verdi. Çocuk şaşkınlık içinde gözleri fal taşı gibi açılmış:

“-Bu çok değil mi abla?” diyebildi.

Tebessüm ederek yolun karşısına geçti. Bir taksiye binip doğruca beyinin dükkânına gitti. İçeride müşteriler vardı. Telaşla içeri girince beyi:

“-Ne oldu Hatice?!” dedi. Hatice:

“-Seninle çok önemli bir konuyu konuşmam lâzım. Burada olmaz!” deyince, beyi merak içinde onu bir çay bahçesine götürdü. Hatice hanım, beyini sakinleştirmeye çalışırken kendi içi içine sığmıyordu:

“-Muratçığım, sâkin ol şimdi, sana bir haberim var! Duyunca lütfen heyecanlanıp bağırma!” Beyi daha bir meraklanmış ve:

“-Hadi ne olduğunu anlatmayacak mısın?” deyince, Hatice hanım, sırrını beyinin kulağına fısıldadı.

“-Hamileyim!..”

Beyi önce duraksadı, sonra:

“-Allah'ım, Sana şükürler olsun!” diye bağırmaya başladı. Adeta çocuklar gibiydi, yerinde duramıyordu. Bütün gücüyle çığlık atmak ve “baba” olduğunu bütün dünyaya ilân etmek istiyordu. Herkes başlarını çevirmiş tebessümle onları izliyordu.

Murat bey:

“-Hatice, ben bile unuttum, kaç yıldır bu bebeğin yolunu gözlüyoruz!..” dedi.

“-10 yıldır, Murat'ım, 10 yıldır!..” dedi Hatice hanım.

Murat bey, annesine, akrabalarına telefon açıyor; Hatice hanım da sevinç gözyaşlarıyla onu seyrediyordu…

Sanki evliliklerinin en güzel günlerini geçiriyordu Hatice… Ne istese anında oluyordu. Kahvaltısı yatağına geliyor, bir dediği iki edilmiyordu. Hem şaşkın, hem de sevinç içindeydi.

Kayınvalidesiyle de problemleri sanki bir anda bitmiş, ana-kız gibi olmuşlardı.

 

Bu yazı toplam 232 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar