1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. Kurdara Azadi
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

Kurdara Azadi

A+A-
PKK yıllardır ağzından bu salyayı akıtır.
“Kurdara azadi.”
Yani Kürtlere özgürlük.
Şimdi bunu, Devletin parasını alan , Devlete bayrak açan HDP’liler yapıyor.
Ancak devletimiz bunların isteklerini kursaklarına gömecek.
Bu hain kalkışma, 1900'lü yılların ikinci yarısında, duvarlara ve dağlara taşlara (Kurdara azadi) sloganları yazmakla başladı, çeşitli evrelerden geçti ve bu günlerde  verilen tavizler ve hoş görü sayesinde özerklik ve özyönetim aşamasına geldi. 

Ayrılıkçılığı körükleyen Kürt çeteleri Cizre, Nusaybin, Sur, Varto, Silopi, Silvan, Bulanık ve Lice ilçelerinde bunu ilan etmeye kalkıştı ve  bunun üzerine tokadı yemeye devam ediyorlar.
Bu çirkin kalkışmanın öncüleri arasında HDP'nin eş başkanları Selahattin Demirtaş ile Figen Yüksekdağ var.  Daha önce bu sözleri tekrarlayan birçok Türk düşmanları, vatan hainlerini hatırlarız.Her ikisi de o Meclis kürsüsünden "Vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğü" için namus ve şerefleri üstüne yemin etmişlerdi. 
Bunlardan Selahattin Demirtaş geçtiğimiz gün, meydanı boş bulup ve dokunulmazlığa sığınarak bir çirkinlik ve edepsizlik sergilemişti. HDP Başkanı'nın işkembeden attığı sözlere bakın ve "Çüüüşşş" deyin! 

İşte Demirtaş'ın pis ve hain hayalleri: 

"Bu direniş zaferle sonuçlanacak. Kürtler kendi coğrafyalarında siyasi irade olacak. Belki Kürtlerin bağımsız devleti de kurulacak." 

Bu ham hayallerin dünyasında dolaşan fikir enayisine hatırlatalım. 

Burası Türkiye... 
Türk Milletinin ayranı kabarırsa, siz ve sizin gibilerini siner gibi ezer. Sabrımızı zorlamayınız.
Yazımı Nadir Nadi’nin anlatımı ile noktalayayım.
O dönem basının çok ünlü bir yazarı için Paris rüyalardaki hayal şehirmiş. Her sohbette “Ah bir Paris’e gitsem” diye söze başlarmış.
Derken bir gün Fransız hükümeti aralarında bu yazarın ve Nadir Nadi’nin de bulundukları bir grup gazeteciyi Paris’e davet etmiş. Günü gelince uçağa binmişler hep birlikte. Derken uçak Paris’te havaalanına konmuş.
O anda bu yazar “Ah güzel İstanbul, senden nasıl ayrıldım” diye sızlanmaya başlamış. Hatta inmeyip, aynı uçakla İstanbul’a geri dönmek istediğini de söylemiş hosteslere.
Sonuçta bu yazarı, Türk yemekleri yapılan bir İstanbul Ermenisinin lokantasına bırakmışlar. Heyet bir hafta boyunca Paris’i gezerken, bu yazar o lokantadan hiç çıkmamış.
Davet bitip geri dönerlerken uğrayıp lokantadan almışlar bizim yazarı ve İstanbul’a geri dönmüşler.
Bütün bunları hatırlarken, bazıları “Ben artık bu ülkede yaşamak istemiyorum” deyince sadece gülümsüyorum.”
 


 
 
    
Bu yazı toplam 124 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.