1. YAZARLAR

  2. Yaman ADAM

  3. Kurtlar Puslu Havayı Sever
Yaman ADAM

Yaman ADAM

Yazarın Tüm Yazıları >

Kurtlar Puslu Havayı Sever

A+A-
Dün sabah yazımın başına oturduğumda bir Kurban Bayramı sonunda trafik kazalarında verdiğimiz kurban sayısı yüz elli, yaralı sayısı ise yedi yüz civarında idi. Dünden bugüne tatil dönüşü çilesinde verilen kurban sayısı inşallah yükselmez.
Bayram öncesinde TYB Konya Şubesi’nin İl Halk Kütüphanesi konferans salonunda yaptığı ve Selçuk Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Dekanı sanat tarihçisi Prof. Dr. Ali Boran’ın slaytlar eşliğinde sunduğu “Suriye’de Savaşa Direnen Kültür Varlıkları” başlıklı konferansını dinledik. Tarım ve Köy İşleri eski Bakanı Prof. Dr. Sami Güçlü’nün de katıldığı program, Suriye’de yaşanan savaşın başka yüzlerinin de olduğu gerçeğini öğretti bize.
Prof. Dr. Ali Boran hoca içimizi acıta acıta sunduğu programda Irak savaşında yaşananların bir benzerinin şu anda Suriye’de yaşandığını söyledi. Acı ama gerçek olan bu insan ve kültür katliamının ne ilk ne de son olmadığı kesin. Bu Haçlı güruhu bunu tarih boyunca yaptı ve yapmaya da devam edecek… Önemli olan “Müslüman’ım” diyenlerin ne yaptığıdır…
Osmanlı dokusunu günümüzde yaşabilen ender şehirlerden birisi olan Suriye’nin Halep şehri, şimdilerde bu özelliğini çoktan yitirmiş görünüyor… Şehri, şehir olarak bir bütün halinde yaşayan, Osmanlı kültür varlıklarını en ince detaylarına kadar içinde barındıran; o ruhu ve havayı teneffüs ettiren Halep’ten geriye bakiye olarak taş ve toprak yığını koca bir virane kaldığını öğreniyoruz.
Tarihi eserler bir milletin tapu senedidir ya da kimliğidir. Kimlikler yok ediliyor bu savaşlarda…
Anadolu Türkleşmeden önce Suriye Türkleşmiş; Selçuklu sanatının en önemli örnekleri burada bulunuyor. Alaaddin Keykubat’ın taht mücadelesi döneminde hem Halep’te hem de Şam’da kalmış olması Konya’daki birçok eserin benzerinin orada da inşa edilmesini sağlıyor. Süleyman Şah, Nureddin Zengi , Hz. Mevlana (yedi yıl kalıyor) ve Halefiye Medresesi, Sadreddin Konevî’nin manevî babası olan İbni Arabî, Ehli Beyt’in önemli kabristanlıkları, İbrahim Ethem Hazretleri, Hz. Yahya Peygamber(as), Hz. Bilal-i Habeşî(ra) ve Osmanlı’nın son Padişahı Sultan Vahdeddin’in kabri gibi daha bir çok önemli kültür varlıklarımızın vatanı Suriye’dir…
Nureddin Zengi dönemine ait Türk kimliği yok ediliyor. O dönemin en bariz belgesi olan minare kasıtlı olarak bombalanıyor ve yerle yeksan ediliyor...
Halit Bin Velid Türbesi de yüzlerce kültür varlığı gibi aynı kötü amaçlarla tahrip ediliyor. Gündüz savaşan askerlerin birçoğu gece de bu kültür varlıklarını çalıp çırpmakla, kendi ülkelerine kaçırmakla görevli tarihi eser avcılığı yapıyor…
Bu eserler savaşta insanlar gibi bir yerden bir yere gidemiyorlar. Ya götürülüyorlar ya da tahrip ediliyorlar. İstanbul Topkapı Sarayı’nın ve Kapalı Çarşı’nın benzerleri de burada ve savaşın soğuk yüzüyle karşı karşıya…
Haçlı zihniyeti öteden beri savaşta ya da barışta fark etmiyor; tarihi eserleri bir şekilde yerlerinden söküp planlı ve organize bir hırsızlık operasyonuyla kendi ülkelerindeki müzelere taşıyorlar. Biz de o ülkelere turist olarak gidip döviz ödeyerek kendi ecdadımızın sahip olamadığımız kültür miraslarını seyrediyoruz…
Konya’dan da aynı yöntemlerle götürülmüş yüzlerce tarihî kültür varlığımızın olduğunu unutmayalım. Mevlana müzesinden götürülen çiniler ve diğer camilerden götürülen mihrap, minber, kapı gibi ecdat yadigârı yüzlerce kültür varlığı yaban ellerde kurtarılmayı bekliyor…
Suriye’de savaşın uzamasının asıl sebebi de bu olsa gerek… Ne de olsa Kurtlar puslu havayı severler… Bu tarihî mirasın Avrupa’ya taşınması uzun zaman alıyor. Taşınma bitince savaş da sona erecek demektir.
 
Bu yazı toplam 101 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.