1. YAZARLAR

  2. Lütfi AYHAN

  3. Kurtuluş Laiklikte mi? Hangi Laiklik?
Lütfi AYHAN

Lütfi AYHAN

Yazarın Tüm Yazıları >

Kurtuluş Laiklikte mi? Hangi Laiklik?

A+A-
Ülkemizde meydana gelen tüm toplumsal ve terör olaylarından sonra bir tartışmadır başlar; “Bu hadiselerin sebebi ne, çaresi ne ola, kim yaptı, arkasında kimler var…?” Görsel basındaki tartışmacılar, gazetelerdeki yazarlar, fikir önderleri, akademisyenler, siyasiler… Herkes kendi fikrince bir şeyler söyler çareler gösterir: “Bu saldırıyı falan örgüt yaptı ama bakalım arkasında kim var? “katil belli ama onu bu duruma getiren nedir? “Suç eğitim sistemimizde bilimsel ve çağdaş olmadığı için bu gibi olaylar sık yaşanıyor” “Din ve ahlakla donatılmayan nesillerin varacağı nokta işte bu” “Bizi bu hale 200 yıla yakındır peşinden koştuğumuz kokuşmuş Batı ahlakı getirdi” “ her şeyin çaresi laiklik. Devleti laik hale getiremezsek, eğitimimizi laikleştiremezsek bu gibi menfur terör olayları, kadın cinayetleri, tecavüzler, kıtal hadiseleri… artarak devam eder” Fikirlerini savunanlar üç beş kanıtla birkaç mevzi ve münferit misallerle görüşlerini kuvvetlendirirler.
Ben bu günkü yazımda son aylarda bilhassa Uğursuz 15 temmuz kalkışmasından sonra meydana gelen her hadiseyi dine; dindara, dini cemaatlere bağlayan ve terör başta olmak üzere ülkemizi ve milletimizi mahvüperişan eden hadislerin tek çaresinin laiklik olduğunu savunan, “laiklik gelecek dertler bitecek” “Laiklik, siyasi, sosyal ve toplumsal huzursuzluğun tek çaresidir…” görüşünü ele almak istiyorum.
Başta şunu söylemeliyim ülkemiz zaten laik bir ülke Anayasasında Laik olduğu yazar. Bir de , laiklik de tıpkı ideolojiler ( kapitalizm sosyalizm, faşizm, komünizm…) gibi tek bir çeşit değildir. Kırk çeşit laiklik mevcuttur dünyada. Fransız laikliği ile ABD laikliği, İngiltere laikliği ile Rusya laikliği, Türkiye Laikliği ile Suriye laikliği… Birbirine pek benzemezler. Nasıl ki dünyada değişik İslam anlayışları/mezhepleri( ehli sünnet şia ve vehhabilik başta olmak üzere yüzlerce değişik mezhep, meşrep tarikat…) varsa; Nasıl ki dünyada Hristiyanlar onlarca mezhebe, nasıl ki Yahudilik onlarca değişik kola, nasıl ki Budizm, Brahmanizm, onlarca değişik bölümlere ayrılmışsa, nasıl ki “sol düşünce içinde kominizmden sosyalizme kadar onlarca farklı renk varsa Laiklikte aynen bunlar gibi yerine zamanına coğrafyasına göre yüzlerce çeşide ayrılmıştır.
Laiklik din ve devlet işlerinin ve birbirinden ayrılmasıdır deyip bunu uygulayan devletlerde var, laiklik din ve vicdan özgürlüğüdür,” laik devlet insanların inançlarını korumakla görevli devlettir” deyip bunu uygulayan devletlerde mevcut. “Laiklik bilimi ve aklı esas alan ve her alanda bilimim ve aklın rehberliğini kabul eden görüştür…” diyende var. Tariflere uygulamalra baktığımızda zamana mekana ve kültüre göre onlarca değişik lakilik uyulanmıştır dünyada elan uygulanmaya da devam edilmektedir.
Bu günlerde her şeyin (terörün, asayişin, ekonominin, eğitimin…Hasılı tüm toplumsal ve sosyal hadislerin çaresini LAİKLİK te gören insanların sesi daha bir gür çıkıyor. Yazılı ve görsel basında bu görüşü savunanlar diğer görüşleri savunanları çoğu zaman susturuyorlar. Zaten ülkemizde “Aydın” dediğimiz grubun çoğu sol ve laik görüşe sahip insanlardan oluşuyor.(gerçi son yıllarda bu konuda denge birazda olsa sağlandı.) Her şeyin çaresi laikliktir” diyen her toplumsal hastalığa LAİKLİK reçetesi yazan aydınlarımıza şu soruları sorararsak konu çok iyi anlaşılır.
1- Her şeyin çaresi laiklikse Beşşar ESAD kendini laik, ülkesinin yönetimini de laikliği uygulayan bir sistem olarak lanse ediyor, (ki öyledir de) . O zaman Laiklik Suriye’ye niye çare olmadı? Suriyenin bu hale gelemsinde bu ülkede uygulanan laikliğin rolü nedir?
2- DAEŞ gibi El Kaide gibi, Fetö sapkın bazı dini grupların teröre evrilmesini Laikliğin yokluğuna bağladığımızda PKK gibi din dışı ve bir yönü ile LAİK olan kanlı örgütlerin yaptıklarını nereye koyacağız. Aynı soruyu DHKPC, PYD, MLKP gibi örgütler içinde sorabiliriz.
3- Örgütlerden çıkıp devletlere bakalım. İslam ülkelerinin geriliklerini, fakirliklerini, iç çatışmalarını Dine ve laikliğin olmayışına bağlarsak o zaman şu soruların cevabı nedir? Laikliğin kalesi olan Fransa da ki terörün sebebi nedir. Fransa’da uygulanan laiklik bu ülkede son yıllarda meydana gelen teröre niçin engel olamadı? Yine başta Fransa olmak üzere İngiltere, Almanya, ABD ve Rusya laikse, laiklik bu ülkelerin EMPERYALİST olmasına, başka ülkelere zulmetmesine, Afrika ve Asya başta olmak üzere milyonlarca mazlumun kıyılmasına neden engel olamadı?
4- Esad, Saddam, Kaddafi, Lenin, Stalin, Mao, Polpot, Öcalan, PKK nın ileri gelenleri… Dinci insanlar mıdır yoksa laik görüşe sahip kişiler midir? Bunların işledikleri cinayetleri dünya alem biliyor. CCCB Afganistan’ı işgal ettiğinde Laik bir devlet miydi yoksa teokratik bir devlet miydi? Fransa Bu gün Ortadoğu’da canlar yakmıyor mu? Libya’yı bombalayarak o ülkeyi mahvetmedi mi? Dün yine Fransa, başta Cezayir ve Fas olmak üzere onlarca Afrika ülkesini sömürgeleştirip milyonlarca insanı köleleştirmedi mi? Pekiyi Fransa laik bir devlet mi yoksa TEOKRATİK bir devlet mi…?
Her şeyin çaresini sadece ve sadece Laiklikte gören düşünürlerimiz, fikir adamlarımız, aydınlarımız, bu sorulara cevap vermek zorundalar. Bu ülkede yaşayan bizler (laik- anti laik, ilerici- gerici, alevi- Sünni, Kemalist, solcu, Türk Kürt …) Daha özgür daha müreffeh, daha adil, daha insancıl, BARIŞ VE HUZUR dolu bir ülkede yaşayacaksak hoş görüyü ahlakı insan hakkını fikir ve din özgürlüğünü esas almamız lazım. Hakkı, adaleti yüceltirsek, adaleti devletin, ahlakı toplumun temeli yaparsak sistemimiz ne olursa olsun asgari huzura kavuşuruz. Çünkü bu dünyada her şeyi mükemmel olan ne bir devlet vardır ne bir insan ne de bir sistem.
 
Bu yazı toplam 214 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.