1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

  3. Kutlu Doğum Ve Haftası
Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Mustafa Uzunpostalcı
Yazarın Tüm Yazıları >

Kutlu Doğum Ve Haftası

A+A-

Biz Müslümanlar nedense her söylenen şeyin ‘aslı esası var mı ve nedir acaba?’ demeden hemen kabul eder ve söylenen şeyi doğru imiş gibi bilir bilmez yayarız ve doğru kabul ederek artık onun peşinden gideriz.

Aslında düşünecek olursak böyle davranmanın bazı haklı tarafının olduğunu söylememiz de mümkün olabilir. Çünkü biz Müslümanız ve Müslüman asla yalan söylemez. Kendi aleyhine olacağını bilse yine de doğru olanı söyler. Üstelik herkesi kendimizden o konuda daha hassas düşünceye sahip olduğunu veya olabileceğini düşünürüz. Bu noktada yaptığımız şeyin doğru olduğunda şüphe yoktur.

Fakat Müslüman aynı zamanda gözü ve gönlü açık olan bir kimsedir. Yani olabilecek bir şey ile olamayacak şeyleri birbirinden ayırır. Olabilecekleri belki hemen kabul ederse de olamayacak şeyler hakkında hiç olmazsa kafasında bir soru işareti taşır. Böylece her söyleneni peşin olarak kabul etmemiş olur. Onu bir süzgeçten geçirir. Kararını da buna göre verir.

Bütün bunları söylemem için bir sebebim olmalı değil mi? Evet var. Onu kısaca açıklayayım.

Bilindiği üzere geçen hafta ‘Kutlu Doğum Haftası’ idi ve geçen yıllarda olduğu gibi, bütün hafta boyunca çeşitli etkinliklerle bu hafta boyunca kutlu doğum anlatıldı ve yaşandı. Fakat bu arada beklenmeyen bir şey oldu: Bir gazete ‘neden bu Hz. Peygamber as.’ın doğduğu dönemde kullanılmakta olan kameri takvime göre değil de bugün kullanmakta olduğumuz Frenk takvimine göre kutlanıyor?’ diye sormuş. Bunu okuyan bir vatandaş da bana sordu.

Bilindiği gibi, dinimizde doğum günü kutlaması diye bir şey yoktur ve kutlayanın övülmesi ve takdir edilmesi de söz konusu değildir. Nitekim ne Sahabe döneminde ve ne de o döneme yakın dönemlerde böyle bir anma ve kutlama söz konusu olmamıştır.

Böyle bir kutlama ilk defa Fatımiler döneminde yapılmış ve bu kutlamalar Osmanlı döneminde de devam etmiştir. Günümüzde de dini bir merasim olarak değil, bu örfe uyularak kutlanmış ve kutlanmaktadır.

Bu kutlama ise Hz. Peygamber as.’ın doğduğu gün olarak kabul edilen Rebiu’l-evvel ayının on ikinci gecesi yapılmaktadır. Buna da Osmanlılardan bu yana “mevlid kandili” denmekte ve O’nun doğumunu anlatan güzel şiirler bestelenerek ‘mevlid’ olarak okunmaktadır.

Kameri yıl, bugün kullanmakta olduğumuz güneş takvimini esas alan yıla göre 10-11 gün daha kısadır. Bu sebeple de yıl içinde her yıl farklı mevsimlerde kutlanmaktadır. Bu da tabii olarak okulların tatilde olduğu mevsimlere de rastlamaktadır. Hâlbuki Hz. Peygamber as.’ı anmak ve O’nu anlamak en çok gençlerimiz için yapılmalıdır. İşte bu durumu gören ve düşünen Türkiye Diyanet Vakfı O’nu yalnızca doğum gününde bir mevlid okunarak değil, bir hafta boyunca konu üzerinde durularak anlatmak suretiyle gençlerin dikkatini çekmek istemiş ve 1989 yılından bu yana mevlid kandilinden ayrı olarak kutlama kararı almıştır.

25 yılı aşkın bir zamandan bu yana kutlanan bu hafta demek ki, o gazetenin ancak bu yıl dikkatini çekebilmiştir.

Fakat ne yazık ki, bu yazıyı henüz gazeteye göndermeden ilgili bakandan gelen bir açıklama bundan sonraki yıllarda gazetenin istediği istikamette kutlanacağı duyurulmuştur.

İşte başta anlatmaya çalıştığım özelliğimiz burada kendisini göstermiş bulunuyor. En yüksek idari makamda bulunanlar bile duydukları bu şeyi hak bayram zannediyor. Ne diyeyim? Allah gözümüzü, gönlümüzü açsın.

Bu yazı toplam 216 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.