1. YAZARLAR

  2. Mehmet Kaçar

  3. “Kutsal Evlilik” Reyting Kurbanı!..
Mehmet Kaçar

Mehmet Kaçar

Yazarın Tüm Yazıları >

“Kutsal Evlilik” Reyting Kurbanı!..

A+A-
Ulusal televizyonlar da, yayınlanmaya devam eden ve toplumun tamamen ahlaki değerlerini rencide etmeye devam eden, Esra Erol, Zuhal Topal’la, evleneceksen gel, Seda Sayan-Uğur Aslan’ın sunduğu, kısmetse olur,seda Akgül’ün sunduğu , gözüm sen de ve diğerleri ...
Evlilik programları, tüm kanallar da, örfe, ahlaka, geleneğe zıt bir şekilde devam ederken, reytingleri de tavan yapıyor... Bu programlar da sunucu olarak görev yapmak ta, artık zengin birisi olduğunuz anlamına geliyor. Bu rakamlar hem de dudak uçuklatan cinsten rakamlara varıyor. Bu rakamlar ayrıca, evlilik programlarının kanal sahipleri için önemini göstermek bakımından ayrı bir ayrıcalık olarak alınmalıdır.
Toplumumuzun evlilik programları sunucuları aylık bir milyon lira kazanacakları bir kaynak sunmuş oluyorlar. Bu rakam çok çarpıcı bir rakam olarak karşımız da duruyor. Orta da böyle büyük bir pasta payı olunca da, aralarında ki rekabette kıyasıya çetin oluyor. Bu rekabet nedeniyle de yapımcılar da yeni yeni arayışların içerisine giriyorlar. İlk programlar da evlendirdikleri gelin ve damatlar da ekranlara geri dönüyorlar. Hatta, reyting uğruna bir zamanların pop starlarından olan Beyhan’da, bu saha da arzu endam ediveriyordu.
Artık, gelinler ve damatlar da en az sunucu, va yapımcılar kadar profesyonel oldular. Damat ve gelin adaylarının bu programlar da maaşla çalıştıklarına dair çok ciddi iddialar da var tabi kamu oyunda.
bu programlar da, bolca göz yaşı, entrika, kavga, tartışma, saygısızlık var ve bu programlara katılanların gerçekten evlenmek için değil de, eş aramak için değil de, reyting yaptırmak için ora da bulundukları görüşü ağırlık kazanmış durumda.
Bu programlar için hazırlanan senaryolar da gerçeklik duygusunun olmadığı programlar haline geldiği gözlemlenmektedir.
Tüm bunlara rağmen, “cehalet yayıyorlar, sığ ve genel ahlaka, gelenek ve göreneklere aykırı bir davranışla genç kızlara da örneklik sağlarlarken, RTÜK’e binlerce kez şikayetler yolladığımız, bu programlara, göz ucuyla da olsa bakmayanımız da yok gibi. Nitekim, reytingler de elde edilen sonuçlar bunu net bir şekilde ortaya koyuyor.
Peki, insanlarımızın, evlilik programlarına olan bu merakı nereden kaynaklanıyor dersiniz?
Evlilik programlarının bu kadar rağbet görmesi insanımız hakkın da neler düşündürüyor dersiniz?
Bu programlar, İslam ahlakına, İslam Medeniyetine ve geleneğine aykırı mı? Batı kültürümü empoze ediliyor?
Bu programlar, toplumsal bir yozlaşmaya neden mi oluyor?
Aile kurabilmek, aile birliği kurup sürdürebilmek, hayatını paylaşabileceği en doğru eşi bulabilmek, bunlar pek çok kişinin sorduğu soruları oluşturur.
bu programlardan anladığımız en öncelikli konu ise, güven sorunu şeklinde karşımıza çıkıyor. Evlilik programlarına başvuran fertler de, genel olarak ekran da bulabilecekleri eş adaylarına güven konusun da olabilir yaklaşımın da ise bun tavırda da şüphecilik yatmaktadır.
Güvenebilirim düşüncesi ise her zaman geçerliliğini koruyor. Özellikle, ekranlar da kendini olduğun dan farklı gösteren, bir çok bilgiyi saklayan adaylara çok sık rastlıyoruz.
Aynı şekilde, bu programlara yapılan başvuruların asıl amacının evlilik yapmak değil, ünlü olmak, tanınmak, televizyona çıkmak, para kazanmak, reklam yapmak gibi amaçlar da güdülmektedir.
Evlilik programlarına, insanımızı bağlayan en önemli psikolojik konu olanı ise merak konusu olmaktadır. Eskiden ünlülerin özel hayatlarına yönelik ilgi ve merak, artık her kesimden insanın hayatına döndürülmüş bir durum arz etmektedir.
Bu duyguya eşlik eden bir nokta da programlara katılanlar arasın da yaşanan kavga ve tartışmalar. Bu da tolum olarak ilgimizi çeken en önemli bir konu. Özellikle kavga ve tartışma gibi konuların izleyici tarafından daha fazla ilgi görmesinin nedeni ise toplumun bastırılmış olan agresif duygu ve dürtülerinin ekran karşısın da tatmin edilmesi olarak görülmesi gerekir. Dizilerde ki kavga ortamı da bunun alt yapısını oluşturuyor.
Evlilik programlarının amacı, mutlu evlilikler kurmaktan çok reyting amacının güdülmesidir. Bu tip programlar da mahremiyet ve etik(ahlak) değerlerimize ters düşen bir çok hadisenin yaşanmasına şahitlik ediyoruz.
İzleyicilerin programa çıkan kişilerle bir telapati kurduğunu göz önüne alarak özellikle ailelerin, çocuklarına bu tarzda programları izletmemelerini sağlamak gerekir amma bunu nasıl sağlayabileceğiz? Tabi ki bu çok zor bir durum.
Bu programlar da yaşanan olumsuz örnek ve olayların, gençlerimizin evliliğe bakış açısını zedelemesi kaçınılmaz gibi görünüyor. İnsanların evliliğe olan inancını sarsabilecek nitelikte olaylar yaşanıyor, bu programlarda. Bu da özellikle gençlerin ve aile kurma algısında olumsuz görüş oluşmasına neden oluyor.
Bu programlara katılanların psikolojisini, psikologlar şöyle tespit edebiliyorlar.
Kişilik özellikleri, kişilik problemleri ve ruhsal rahatsızlıklar, tolumun her kesiminden fertler de görülebileceği gibi ekran önünde ki insanlarda da bu cinsten potolojilere rastlamak mümkündür. Bu gibi durumlarda gerekli değerlendirmelerin, program uzmanları tarafından yapılmasındaki en önemli yanlışlık ise ekran da insanlar önünde yapılmasıdır ve mahremiyetin alenileştirilmesidir.
Ekrandaki kişilerin öncelikle geniş kitlelere hitap ettiklerini unutmamaları gerekiyor.
Bir çok kişi ekran da izlediği kişiyi kendine bir rol model alır. Bu durum da o kişilerin davranışlarını, istek ve beklentilerini kendilerine örnek alma davranışı gözlemlenebilir.
Mesela, maddi gelir ve maddi birikim gibi mahrem konuların ekran önünde konuşulmasının, kişilerin yetersizlik duygularını artırabileceği, kişinin aşağılanma-değersizleştirilme gibi duygularını tetikleyebileceği unutulmamalıdır.
Özellikle programlara katılan kişilerin birbirlerine yönelik tutumlarının saygı çerçevesini aşmamasına, kişilerin mahremiyet içeren alanlarına yönelik detayların toplum önünde konuşulmamasına ve etik(ahlak) değerlere bağlı kalınmasına özen gösterilmesi gerekir.
Ülke olarak, evlilik birliğine, inancımız gereği verdiğimiz değerin özellikle gençlerin gözünde değersizleştirilmemesi gerektiğini düşünüyorum.
Bu konu da yanılmadığım kanaatindeyim...
Selam ve dua ile...
 
Bu yazı toplam 278 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
7 Yorum