1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Kuzunun Kurdu Dişlediği Coğrafya
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Kuzunun Kurdu Dişlediği Coğrafya

A+A-
Yeni yılın ilk ayının tam ortasındayız. Bölgemizi saran ateş çemberi günden güne büyümektedir. Batı dünyasının gözünü bölgemize diktiği bu günlerde yaşanan gelişmeler gelecekte tarihe ışık tutacak gelişmelerdir. Olaya akademik yaklaşmak gerekirse geçmişten alınan dersler noktasında maalesef istenen noktadan oldukça uzaktayız.
Osmanlı Devleti yıkıldıktan sonra günümüze değin hiçbir zaman kendine gelememiş, dağıtılmış, parçalanmış ve aynı planın ısrarla sürdürüldüğü bir coğrafya olan Ortadoğu’nun bir köşesinde de ülkemiz bulunuyor. Bölgede yer alan çok sayıda irili ufaklı ülkenin çoğu emperyalistlerin çirkin oyunları sonrasında müstakil bir devlet hüviyeti kazanmış olsalar bile yüz yılı aşan zaman diliminde yerleşik bir düzen kurma noktasında bir türlü istenen başarıyı elde edemediler. Her birinin kendi başına buyruk hareketleri ve diğerini ötekileştirme çabasının temelinde zamanında emperyalist güçlerin bölgemizde uyguladıkları soğuk savaş çabaları başrol oynamıştır. Coğrafyamızda şahit olunduğu gibi her bir devlet kendi başına buyruk hareket ettiği sürece etrafında bekleyen gayrimüslimlerin oyuncağı haline dönüşmekte ve kurulan şebekenin maşası olmaktan ve bölgede dirlik ve sükûneti yaşamaktan uzak bir yapı ortaya çıkmış oluyor. İşte o günden itibaren günümüze kadar dış mihrakların coğrafyamız üzerindeki hedefleri sonucunda bugünkü bölük pörçük parçalara ayrılmış bir Ortadoğu gerçeği ortaya çıkmıştır.
Bildiğiniz gibi Suriye’nin celladı Beşşar Esed’in kendi halkının üzerine tonlarca bomba yağdırmasıyla başlayan süreç, gün geçtikçe birileri tarafından donatılarak ortaya çıkarılan IŞİD ya da DAEŞ isimli örgütün bahsi geçen coğrafyalarda ki etkin çabaları ve özellikle Müslümanları acımasızca katletmeleri ve bölgede ki tedhiş hareketlerini arttırarak sürdürdükleri bir realitedir. Aslında bilinen bir realite var. O da bölgemizde emeli olan devletlerden ABD, Rusya ve İsrail’in uyguladıkları binlerce taktiğe rağmen hâkim olamadıkları Ortadoğu’nun bu güçlerle ilişkili olan silahlı örgütleri kullanarak ve beyinlerini yıkayarak halkı sindirmek suretiyle tamamen hâkimiyeti altına girmek üzere giriştikleri bir çaba ortadadır. Değerli hocalarımızdan Prof. Dr. Sedat Laçiner’in daha önce belirttiği gibi bölgedeki olaylar tam da İsrail virüsünün arzularına paralel olarak gelişiyor. Bugün gelinen noktada Ortadoğu’da sınırların yeniden çizilmesi gündemdedir. İşin üzücü yanı ise bu sınır kavgası içerisine ülkemizde çekilmek istenmektedir. Doğu bölgelerimizde Ermeni asıllı işbirlikçileri ile sürdürülen katliamlar ve yıkım hareketlerin özünde böl parçala ve yut amacı yatmaktadır. Velev ki bölüm yaşansa da yeni bir Ortadoğu haritası şekillenmesi sonucu bölgenin huzur ve rahatı hedeflenmemektedir.
Şimdi bizlere düşen, ümmet olarak ne yapmalıyız ki hem yerleşik bir düzen kurabilelim hem de iç çatışmaların önüne geçelim ve bölgede emeli olan dış güçlere karşı ciddi bir savunma politikası geliştirebilelim?
Birçok uzmanın görüşüne göre sorunların çözümünde içten dışa doğru yaklaşımda bulunmak bölge maslahatı için oldukça elzemdir. Öncelikle bölge ülkelerinin ciddi bir niyetle çözüm müzakereleri düzenlemesi ve yapıcı kararlar almaları gerekiyor. Her şeyden önce bu bölgede ki en büyük tehditlerden olan mezhepsel gerilimleri sıfıra indirgemek oldukça önemli bir ayrıntıyı gözler önüne sermektedir. Müslümanların namluyu birbirlerine doğrultmaktan uzak kalmaları gerekiyor.
Malumunuz, mezhep ihtilafları sebebiyle İslam ülkelerinin çoğunda iç barış zedelenmiştir. Bunu bahane ederek ortamı bulandıranların hedefinde ya cehalet ya da kötü niyet barınmaktadır. Bana göre cehaletten öte kötü niyetli bir adımı daha ileri taşmak suretiyle İslam ümmeti arasında çıkarılacak fitneler sonrası olası bir iç savaşta çok sayıda mazlum İslam ümmetine ölüm yağdırılacaktır. Bu da etrafımızda çöreklenen Gayri Müslim güçlerin ellerini ovuşturmasına sebep olmaktadır.
Biliyorsunuz, topu topu sekiz milyon nüfuslu İsrail bölgedeki diğer devletlerin tümüne pervasızca tehditler savurmaktadır. Bu gösteriyor ki İslam dünyasında liderlerin büyük çoğunluğunun ne kadar zayıf ve çözüm üretebilecek stratejik akıldan yoksun olduklarına işaret ediyor. Bunu fırsat bilen İsrail devleti bırakın bu ülkeleri yıllardır arkasına dayandığı müttefiki ABD’nin dünya üzerindeki en şedit muarızlarından biri olan İran’ı bile şımarık yapısıyla tehdit edebilmektedir. Bu noktada İran’a yanaşabilmek hem mezhep çatışmalarını dindirebilecek hem de bölgede emelleri olan dış güçlerin karşısına güçlü bir müttefikle çıkılabilecektir. Tabii tek bir müttefik yeterli değildir Avrupa ve Asya devletlerinden de destek elzemdir.
Bir de bölgemizde aktif savaş halinde olan silahlı örgütlerin temizlenmesi gerekiyor. Maalesef ki bu örgütlerle silahlı çatışmalara girmek İslam dünyasına hem maliyetli hem de çözümün oluşmasında gecikmeye sebebiyet vereceği ortadadır.
Sözün özü, Ortadoğu’da huzurun tesisi için çözüm oluşturabilecek en önemli etken, bölge liderlerinin kendilerine çeki düzen vermesi ve emperyalistlere laf fırsatı vermemesidir. ABD ve Rusya gibi şeytanı temsil edenlere yönelik gösterilen zafiyet karşısında beklenen minnet yerine külfet getirecektir.
 
Bu yazı toplam 105 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.