Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

Lozan…

A+A-

Osmanlı imparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyeti döneminde önemli antlaşmalar vardır. Osmanlı’nın parlak dönemlerinde yaptığımız antlaşmaların maddelerini hep  Osmanlı belirler ve Osmanlı’nın lehine idi.Cumhuriyet tarihinde de benzer antlaşmalarımız var. Genelde Milletimiz lehine hükümetler antlaşmalar imzalamıştır.

Milletler tarihleri ile, tarihte  gösterdiği performans ile, adaleti ile anılır. Gök kubbede hoş seda bırakan veya kendisini savunamayan, ispat edemeyen ülkeler, bayraklarını, topraklarını koruyamayan milletler tarih sahnesinden silinir giderler.Türk Milleti tarih boyunca hep güçlü, hep kendisine önemli yer  edinmiş güçlü ve sonsuza kadar gidecek bir devlettir.

Atatürk’ün söylediği gibi:

Benim naciz vücudum bir gün toprak olacaktır ama,  Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar olarak kalacaktır.

Türk Milleti son büyük antlaşmayı  1. Dünya Savaşı sonrasında içinde bulunduğu müttefiklerin yıkılması sonrasında Türklerde yenil sayılmasıyla  Lozan antlaşmasını yapmıştır.

2023’de bu anlatmanın 100. Yılını ulaşacağız. Bugün aynı zamanda tevafıktır. Ayasofya’nın da açılışı yapılacak. Ülkemize bir kez daha hayırlı olsun.

Peki Lozan hezimet mi ?

Yoksa başarı mı ?

İşte burada yüz yıla yakın bir zamandır bir tartışma var. Bir gurubun Lozan’ın hezimet, bir gurubun ise başarı olduğunu söylemekte olduğunu bilmekteyiz. Elbette her kesin bir barış açısı vardır.

Yazar Mevlüt Yüksel’in  ;

Mondros’tan Lozan’a  bir milletin  dirilişi adlı kitabında aynen şöyle demektedir:

1.Dünya Savaşının ardından yenilgiye uğrayan Osmanlı İmparatorluğu, Avrupalı devletlerin eline geçmiş ve Osmanlı toprakları işgal altına alınmıştır. Lozan Barış antlaşması yeni doğan Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kurtarıcısı olan bir antlaşma niteliği taşımaktadır.Dış borçlar,Boğazlar sorunu, Türk-Yunan çatışmaları ve daha bir çok konuda Türk Devleti ülkenin sorunlarını sorunlarını çözmüş ve ülkeyi sömürgeci devletlerden kurtarmıştır.

Türk Milletinin bağımsızlığını yok eden Mondros ve Sevr antlaşmaları geçersiz sayılmıştır. 1. Dünya Savaşını bitiren bu son barış antlaşması, aynı zamanda uzun yıllar yürürlükte kalan tek barış antlaşmasıdır. Antlaşma ile Türk Devletinin bağımsızlığı resmen kabul edilmiş; Türkiye Cumhuriyeti antlaşma koşullarına bağlı olarak devletlerin boyunduruğuna girmemiş ve hiçbir ülkeye savaş tazminatı ödememiştir.

Lozan antlaşması 1. Dünya Savaşı sonunda dayatılmış bir antlaşması(SEVR) yeniden müzakereye açarak bundan başarıyla çıkılmasını sağlayan ve bağımsız bir devletin doğuşuna zemin hazırlayan çok büyük bir kazanımdır.

Yine bir tarihçi olan Ahmet Kalay ise özetle Lozan’da olanları anlatmakta dır. Kalay’ın tespitlerine göre;

"İsmet İnönü ve Türk heyeti, Türkiye’nin bağımsız bir devlet olarak Boğazlar üzerindeki hakimiyetini savunan Sovyetler Birliği tezini görmezden gelmeyi tercih etti. Bunun yerine Türk heyeti İngiliz tezine yakınlaşacaktı..."

İmzalanması üzerinden yaklaşık 100 yıl geçen Lozan Barış Antlaşması bugünlerde tekrar tartışmaya açıldı. Lozan’ın bir yenilgi olduğunu öne süren  iktidardan bir kısım insanlara karşı, söz düellosu bulunuyor.

20 Kasım 1922 tarihinde başlayan Lozan Görüşmeleri’ne Türkiye’yi temsilen katılan ve İsmet İnönü’nün başkanlığındaki Millet Meclisi heyeti ile İngiltere, Fransa, İtalya, Yunanistan, Romanya, Bulgaristan, Portekiz, Belçika, Yugoslavya’nın yan ısıra Sovyetler Birliği de Boğazlar sorunu üzerinden katılıyordu.Masada duran Musul, kapitülasyonlar, azınlıklar, Türkiye-Yunanistan sınırı, Osmanlı’dan devir kalan borçlar gibi başlıkların hemen hepsi çok zor yürüyen bir tartışma süreci sonunda karara bağlandı.Boğazlar sorununda ise Sovyetler Birliği, genç Türkiye hükümetinin tam kontrolünü ve hakimiyetini esas alan bir tezi ortaya koydu. Dışişleri bakanı Çiçerin’in başkanlığındaki bir heyetle görüşmelere katılan Sovyetler Birliği’nin tezi Türkiye’nin Boğazlar konusunda ortaya koyduğu tezle örtüşüyordu. İstanbul ve Çanakkale Boğazları’nın kontrolü ve denetiminin tamamen Türkiye’ye verilmesini öngören ve tartışılacak zemini bu kabul üzerine inşa eden tezi Sovyetler Birliği dışında savunan bir ülke yoktu.Sovyetler Birliği’nin bu tavrı bir sürpriz değildi. Yeni sona eren Kurtuluş Savaşı’na silah yardımında ve maddi destekte bulunmuş, henüz savaşın çok erken bir tarihinde Ankara’ya büyükelçi göndermiş, 16 Mart 1921 tarihinde Moskova Antlaşması’yla dostluk ilişkisini resmiyete taşımış, Türkiye’nin doğu sınırlarını güvence altına almış, Lozan’da tartışılan ve batı devletlerinin vazgeçmekten imtina ettiği kapitülasyonları tek taraflı olarak kaldırmış bir sosyalist devletten söz ediyorum.

Lozan Görüşmeleri, birçok temel konuda tarafların anlaşamaması üzerine 4 Şubat 1923’te kesilmiştir. Birçok kaynak bu kesinti döneminde savaş ihtimalinin tekrar gündeme geldiğini ve Sovyetler Birliği’nin olası bir savaş durumunda Türkiye hükümetinden yana tavır alacağını söylemektedir. Oysa ki görüşmelerin kesildiği süreçte Ankara hükümeti Amerikalı Chester Grubu’na madenler, petrol kaynakları, demiryolları ve limanlar ile ilgili imtiyazlar veriyordu.

Tarihin önümüze koyduğu acı bir olay ise Lozan görüşmelerinde Türk hükümeti, Sovyetler Birliği, emperyalist batılı devletler arasındaki ilişkiyi bir başka boyutuyla anlamamıza olanak sağlamakta. Boğazlar konusunda Türkiye’yi destekleyen ve Türkiye’nin bağımsızlığını esas alan bir tez sunan Sovyetler Birliği heyetinde İtalya büyükelçisi Vatslav Vorovskiy de bulunuyordu. 10 Mayıs 1923’te Lozan’da otelin önünde gerçekleştirilen suikast sonucu büyükelçi Vorovskiy öldürüldü.

Sovyetler Birliği, Çanakkale ve İstanbul Boğazları sorununun yeni kurulacak olan Türkiye Cumhuriyeti’ni temsil eden Ankara hükümetinin bir iç meselesi olarak kabul edilmesinden yanaydı. Saltanat kaldırılmıştı ve Ankara hükümeti Anadolu’daki tek egemen güçtü. Türkiye’nin Boğazlar’ın denetimi ve yönetimi üzerindeki tam yetkisi tanınmalıydı.

Günümüz tarihçilerin Prof.Dr. İlber Ortaylı’da Lozan antlaşması ile ilgili görüşlerinde “2023 Lozan  bitiyor” diye bir şey yok.  Zaten ABD bunu kabul etmedi. Dedi. Taraflar antlaşma bitince veya yakın zamanda bir araya gelir yada gelmez. Şu anda böyle bir şey yok. Kimse itiraz etmedi. Antlaşma devam eder.

Kaldı ki,  günden bu yana çok şey değişti. Bozarlar Türkiye’ye verildi. İlk harita değişti. Hatay’ı aldık. Kıbrıs öyle, Kapitülasyon kalktı.

Diplomaside zafer olmaz.

Anadolu ve Trakya, 12 Adalar meselesi büyük ölçüde çözüldü. 12 Adayları 1912 de kaybettik.

Lozan ne hezimet, ne zaferdir. Bir uzlaşma sanatıdır. Şu da gerçektir. Lozan’da kimse istediğini alamadı.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.